Tavernanın en uç köşesinde,
Çalınan şarkıları duymanın ötesinde,
Dinledim hastalıklı bir aşkın,
Nefrete boğuk hikayesini.
Nihayetinde dondu kanım.
Çimenli düşlerim ve ben,
Bu ki yaşamaktan hasıl,
Ölmekten kaçma dürtüsüyle,
At olup kanatlanmak,
Bu ki,
Tırtıl olup elmanın içine,
Gözlerin parlıyor genç adam!
Söksem yüreğini, eminim o da parlar.
Gözlerin parlıyor genç adam?
Hayırdır? Sen mi kurtaracaksın,
Sen mi başaracaksın söyle,
Sen mi değiştireceksin her şeyi?
Lanetlenmiş bir mumum ben.
Bir benim tabanlarım aydınlanmıyor,
Işık dedikleri illet bir beni eritip bitiriyor,
Ahh, keşke bir ayna olsaydı karşımda.
Bir mumum ben, erimekteyim.
Ponettenin kırık ve minik kalbi;
Sallanırken ölümün salıncağında,
Kim dilememiştir ki,
Gidenlerin geri dönmesini gittiği yerden?
Bulutlar mahali sakinleri,
Yakmak irem bahçelerini bir günahkar için,
Azizim, tamı tamına şairane kepazelik.
Beyhude ise bitecek olana başlamak,
Nedir azizim dilden düşmeyen bu yaşamak?
Yaşamak bir kunduz gibi,
Ya da bir arı.
Fenafillah atılımlarımın en sonunda,
Eksilttim sen gibi, ölümü de ağzımdan,
Bozguna uğramış her asker gibi,
Çekilip yalnız kendi huzuruna,
Aramakla mükellef aziz huzuru,
Ve yolunu şu darüsselamın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!