Cephede aç susuz savaş ederek,
Kanlar döke döke kuruldu vatan.
Yediden yetmişi harbe sürerek,
Yaşlar döke döke kuruldu vatan.
Böyle işgal yoktu bizim hesapta,
Atatürk yer aldı hem de ön safta,
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




KİMDEN: İsmail Adil Şahin'den...................
ŞEHİT KANI GÜL OLUR
Ülkemin dağı, taşı cennete misâl iken,
Cehennemlerde yansın bu fitneleri eken,
Nifak tohumlarıyla binlerce körpe beden,
Özgürlük vaadiyle toprağa kurban düşer,
Âhlar Allah’a çıkar, yere asuman düşer.
Batının yamyamında doymayan bir iştihâ,
Kanar körpe dimağlar ufku boyar siyaha,
Bürünür kan rengine yemyeşilken bu vaha,
Toprağa bir can düşer, ocağa figan düşer,
Âhlar Allah’a çıkar, yere asuman düşer.
Yağma için yurdunu eder evinden firar,
Dağda adalet arar, öz kardeşini tarar,
Kanlar, canlar üstüne oynanır mı bu kumar?
Güç düşer, derman düşer, yürekler viran düşer,
Âhlar Allah’a çıkar, yere asuman düşer.
Özgürlükte eşitlik, bu neyin savaşıdır?
Görmüyor kardeşini, beyin yok, göz şaşıdır,
Yaktıkları öz cana cehennem ateşidir,
Zamansız da olunca ayrılık yaman düşer,
Âhlar Allah’a çıkar, yere asuman düşer.
Ana bağrı yansa da, toprak kana kansa da,
Fışkırsa da yerlerden otlar gibi şüheda,
Tesellisi şahadet çok zor olsa da veda.
Dünyada vicdan düşer, ukbâda mizan düşer,
Âhlar Allah’a çıkar, yere asuman düşer.
Nemrutlar ateş yakar, şehit kanı gül olur,
Kardeş Kabilleşince gözyaşları sel olur,
“Şerefin için yaşa, vatan için öl” olur.
Yiğit erleri varken sanmayın vatan düşer,
Âhlar Allah’a çıkar, yere asuman düşer.
KİMDEN: nevzat uçar'dan..................
Çok...çok...çok...güzel olmuş dost...yüreğine,duygularına sağlık.Sevgi ve saygılarımla...
KİMDEN: birsolgunbahar'dan.....................
ne güzel anlatmışsınız İsmail bey yüreğiniz dert görmesin...
KİMDEN: ULUÇINAR'dan..............
Ozanım sazınızda-sözünüzde susmasın.Sevgiler..
Kutluyorum duyarlı yüreğinizi, saygılarımla...
YÜREĞİNE EMEĞİNE KALEMİNE SAĞLIK DOST
Yorumu aşmış.Fazla söz fazla gelir.M U H T E Ş E M şiir.Duyarlı yüreği ayakta alkışlıyorum.Tam puan ve saygılar sunuyorum..............halilşakir
Vatan sevgisini çok güzel işlemişsiniz İsmail bey.Bu mübarek vatan için gözlerini bile kırpmadan en değerli şeylerini;canlarını feda eden Gelmiş geçmiş bütün şehitlerimize Allah'tan rahmet ve mağfiret diliyorum.Mekânları cennettir. Ders gibi bir şiir.Tebrik ediyorum.Selâm ve sevgiyle.
Yüreğinize kaleminize sağlık ne güzel anlatmışsınız güzel vatanımızı. Kutlarım üstadım saygılarımla...
Varımız yoğumuz toprağımızdır.
İspatı Ay Yıldız Bayrağımız'dır
Cennetteki şehit ecdadımızdır
Bu vatan hem can hem kanımızdır...
Mahmut Yumuşak
Vatan burası, elbette bunu her kişi öğrenecek... Emeğe sağlık... Saygılar
Bu şiir ile ilgili 93 tane yorum bulunmakta