Özledim seni doğduğum şehir
Toprağını, taşını gölü özledim.
Daldığımda ta uzak ufuklara
Bana yoldaş olan dağı özledim.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




İnsanın doğduğu büyüdüğü toprakalar
Nerede olursa olsun insanın aklından çıkmıyor belki de
ilk yurdumuz olan cennetin de özlemi buradan kaynaklanıyordur kimbilir tebrikler
Özledim Zıvıstan, Lala Paşa’yı.
Garipler mezarlığı sessiz
Eski Van hala kudretli zamandan habersiz
Hüsrev Paşa Camii, Sofu Babasız
Yaşadım yıllarca,Van’ı özledim…..
Nuray Kurban
Değerli hemşerim öğretmenim ablam yüreğiniz hep var olsun sizi tanıdığıma çok memnun oldum özlem dolu ifadeleriniz çok güzel bir anlatımla şiire yansımış başarılar
Van Başkale'de bir yıl kaldım Nuray hanım. Başkale kar altındaydı. Hatta 'Van Canavarı' meşhurdu o zamanlar. Göle gittim, ama canavar için değil. Doğa güzelliği harika bir ilimiz. Doğrusu şiirinizi okuyunca ben de Van'ı özledim,dostlarımı özledim. Kutluyorum, güzel bir şiir. Tam puanımla selamlar.
Özledim seni doğduğum şehir
Toprağını,ı taşını gölü özledim.
Daldığımda uzak ufuklara
Bana yoldaş olan dağı özledim.
Çimeninin yeşilini,gölünün mavisini,
Muradiye, Gevaş,Çatak.Arnisini
Özledim Amik’i,Van’ı özledim.
Erik dalında asılı duran çocukluğumu,
Göle inat yaşadığım durgunluğumu,
Anamı, babamı cümle dostumu
Özledim mahallemi,dünü özledim.
Gün batımlarında kızarırdı göl
Baharda giyerdi kırlar kızıl mor.
Zambağı,gülü, süseni hala kokuyor,
Zerrin kadehini, leylak özledim.
Alçası eriği değende çıktığım dalı,
Gevaşta yediğim kaymağı balı
Çeşit çeşit armut,erik, elmayı
Özledim Zıvıstan, Lala Paşa’yı.
Garipler mezarlığı sessiz
Eski Van hala kudretli zamandan habersiz
Hüsrev Paşa Camii, Sofu Babasız
Yaşadım yıllarca,Van’ı özledim…..
VAY BE ...........VALLA BEN DE ÇOK ÖZLEDİM......HELAL OLSUN.....SAYGILAR
Nuray hanım insanın sevdiği herşeye özlem duyması aslında ne kadar da güzeldir. Hele bu özlem memleketinize ise.. çok güzel yansıtmışsınız duygularınızı.. sevgiyle kalın
gurbet hakikaten çok zor..
Allah kavuştursun temennisiyle..
yüreginize kaleminize saglik tebrik ederim
Van'ı Özledim
Özledim seni doğduğum şehir
Toprağını,ı taşını gölü özledim.
Daldığımda uzak ufuklara
Bana yoldaş olan dağı özledim.
Çimeninin yeşilini,gölünün mavisini,
Muradiye, Gevaş,Çatak.Arnisini
Özledim Amik’i,Van’ı özledim.
Erik dalında asılı duran çocukluğumu,
Göle inat yaşadığım durgunluğumu,
Anamı, babamı cümle dostumu
Özledim mahallemi,dünü özledim.
Gün batımlarında kızarırdı göl
Baharda giyerdi kırlar kızıl mor.
Zambağı,gülü, süseni hala kokuyor,
Zerrin kadehini, leylak özledim.
Alçası eriği değende çıktığım dalı,
Gevaşta yediğim kaymağı balı
Çeşit çeşit armut,erik, elmayı
Özledim Zıvıstan, Lala Paşa’yı.
Garipler mezarlığı sessiz
Eski Van hala kudretli zamandan habersiz
Hüsrev Paşa Camii, Sofu Babasız
Yaşadım yıllarca,Van’ı özledim…..
Nuray Kurban
Güzel bir memleket şiiri.İçinde hasret özlem sevgilerin rengarenk ahenkle dansettiği.Olayı iki türlü ele almalı birincisi 'Bülbülü altın kafese koymuşlar,illede vatanım' demiş bu nereye gidersek gidelim illaki doğup büyüdüğümüz yaşadığınız iyi ve kötü güzel ve çirkin ne varsa içimizde barındırdığımız memleketimiz.ki ömrün sonunda yine defin olacağımız yer orası değil midir ki nasip ise tabi.ikincisi 'Doğduğun değil doyduğun yer' derler ki bu artık günümüzde daha da geçerli bir hal almaya başladı.Çünkü memleketin neresinde olursa olsun iş,aş,eş durumları dolayısıyla artık doğduğumuz değil doyumsuzluğuna doyamadığımız mekanımız vatanımız olmuş durumda.bunu sınırlamamak lazım yurtiçide olabilir yurtdışıda.ama yinede diyorum ki insanın vatanı gibisi yoktur.Al işte aldı götürdü bizide bu şiir bizi doğduğumuz memleketimize.vatanımızın her köşesi güzel Edirne'den Kars'a İzmir'den Hakkari'ye Sinop'tah Hatay'a.bu güzellikleri bizlere yaşamayı nasip eden Yüce Allah'a şükürler olsun.iyiki bu ülkede doğmuşuz.Kutlarım kaleminizi sayın Nuray Kurban hocam.harika bir anlatımla yine karşımızda oldunuz.Tam puanımla taçlandırıyorum bu harika anlatımı.selam ve saygılarımla
Yaşanılan yere duyulan özlem güzel ifade edilmiş bence içinde duygu olan herşey güzeldir sizde yüreğinizden yazmışsınız bu şiiri tebrikler
Ya kaleyi özlemedin mi;ya iskele yolunu,ya balığını,ya insanı sahiplenmesini özlemedin mi? Toprak damlarını, at arabalrıyla yolculuğu... Bende özledim bende...Sevgilerle..
Bu şiir ile ilgili 14 tane yorum bulunmakta