Ne kadar sakindi oysa hayat, doludizgindi umutlar
Ne ölüm vardı akıllarda, ne de gönüllerde gam
Rutin bir yörüngede dönüyordu hayatlar
Aylardan Ekim Günlerden Pazar, Mevsim ise Sonbahar
Derinden bir hırıltı, sanki kâbus gibiydi
Sallanıyordu her yer, geçmek bilmez saniyeler
Yüzlerde dehşet, korku, beklenmedik felaket
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten



