Uzaklar seninle büyüyor içinde
Senle kuçaklaşır heybetli dağlar.
Senle gelir ilkbahar, bizim ovalara.
Yeşermeye saatler sayan karanfiller var gün ağarınca.
Toprak avucumdan kayıp kül olur akşam vakti
Sabah dirilmeye mecali kalmayan bir ottur, içimde sönen değirmen.
Bir vakit bulur ferah ferah gazeller söyler.
Başın tacı olmuştur, o esna periler.
Gazabından korktuğu taşkın bir ırmağı andırır hicranlı bekleyişin.
Yüzünde çıralar yıkanır, lekelenir avizeler benek benek.
Damarlarımda bir kan damlası yolunu kaybeder.
Derilerde hançer kazır tüy uçlarını mırıldanmaya üşenerek.
Riayet etmez sabahtan akşama şakrak sigara izmaritleri.
Kayıplarım seyyah çeşmesinden akan su gibidir, akar akar ve geçer.
Kül oluverir yanardağlar baş ucumda.
Adını anmaktır çizilen portreler özene bezene.
Annem “gece oldu vakit yanıyor artık” der gibisince
Bakıyor gözleri kısık ve nazikçe.
Issızlığın ormanında senle ısınadursun saatler
Ben yalın ve çıplak kalmaya razı bir fidan gibi yerimde sabahlarım.
Unutma çanlar ölülerin hatırası.
Enkaz, miras kalır yüreğimde.
Kopardığı birilerini, yel alır götürür
Kaybolmaz çığlıklara hasret tınılar,
O tınılardan koca koca gürültüler koparır fırtınayı özleyen yaprak.
Yaşamak umuduyla dalları titreten kırlangıcın kanadı kesilir.
Kesilmek haksızlık değil midir?
O sonbaharı bekleyen yaprak damarının sıcaklığında.
“Ölüler secde eder.”derdi babam ezan sesiyle.
Ben secde ederim bir yolunu bulup gelirsen.
Öldüğüm o an, dökülecek sözlerimi bir seherde okursun.
Ecevit türküsünde kayıplara karışır kelimelerim.
Gömülür bir kuyunun soğuğuna sabah şarkıları.
Ben ararım o deliyi körpe körpe.
Benzimde temellenen medeniyete dönüşür ayrılık şarkısı
Bu kadar eziyetin hamallığını niçin yükledin omuzlarıma?
Sebillerde cesetler yıkanır utangaç ve mağdur.
Attın bütün mektupları hasret kaldığın hain ve acınası kuyuya.
Soluyor içimizdeki yanma tutkusu
İhya eder sokaklardaki yanık türkülerimizi
Biz yine Nil’e dönüşür ve akacak bir yer buluruz çöllerde.
Toz bulutuna veririz güneşli günleri.
Bir obaya dönüşüverir tablonun en güzel yeri.
Biz tablonun tam ortasında ilkbaharı bekleyen çadır işçileri,
Oturup demli bir çayda ararız kendimizi.
O esnanın biraz altında oturur başköşeye ve dumanlar tüttürürüz.
Belki o vakit nihayete erer hülya sevişmelerim
Uyanırım uykumdan gerçekliğine dokunurum senin.
Veysel Acet
Kayıt Tarihi : 9.3.2026 06:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!