Uyku
Hangi öykü kulağına masal tadında huzur sesleri ulaştırdı sana,
Kimler uykunu uykusuzluk katmak için tüm savaş baltalarını çıkardılar
Direnensin biliyorum, seni hala yıkamadıklarının kanıtı tatlıca uykuya dalışların…
huzur dolu bir senfoni gibidir burun diplerine çarpan ses,
korkunç bir zamansızlığın içine düştüm
Birden, aniden,
yüzümü tavana çevirdim, cennetten gelen sesi düşünürken
İçim ezildi, ağlamak yerini dolduramayacak kadar çok içim ezildi
Ey yüce ruhlar, neden üzdünüz onu bu kadar?
Öğrenemediniz mi hala, ilk uykuya yastığına, kendine,
Ve
Burnuna çarpan havanın en güzel sesine
Yetmedi mi güçleriniz?
…
İçim ürperdi o an, dondum bir an,
Ne yapacağımı bilemedim, yüzümü tavana çevirdim
Kendim karanlık dışarıdan yansıyan ağaçların rüzgarla dansı,
Hepsi birden durdular, odama girmeye çalışan kedi durdu
her şey durdu
İçimdeki ürperti de durdu;
Burnuna çarpan havanın sesi kapladı her yeri
Gözyaşlarım yuvasına dolsun istedim, haykırmak sessizce istedim,
Öylece sevinçten ağlamak istedim…
…
Ey tanrım, sen mi kıydın ona?
Kıydıysan bu tüm kainata yayılan bu ses neden hala?
….
Yeniden dönüp baktım uyuyan periye,
Kanatlarını kaybetmiş yıllar önce, unutmuş
…
Kanatları başka zamanlar ve unuttuğu yerlerden
çırpınca havaya yayılan sesiymiş meğer kulağıma gelen
…
Utandım yeniden, ama doyasıya bakamadım, utandım,
evrene en güzel senfoniyi gönderirken o uykusuna kıyamadım.
…
Çaresizlik anlatamamak, anlatamamak kutsallığı,
Ürperti kendimden kendime, ne yapacağım şimdi ben,
Hangi sesler büyüler artık beni, ya başka hiç duyamasam
Bir daha?
….
Gece melek uykusuna giderken ben onunla gidemedim
Cennetten gelen burnuna çarpan havanın melodisi,
Göz pınarlarıma yetişemeyen su damlacıkları,
Ağlamaktan öte,
İçim ürperdi,
Ne geçmiş zamanlarda hissettim bu duyguyu
Gelecek zamanların artık bir önemi yok,
Uyursam dedim kendime, onun yerine
Gelmemek üzere, çığlıklarca bağırdım durdum
Gecenin yarından arta kalacak kölelik zamanından
Zamanlar çaldım,
gözlerimi ayırdım tavandan, bir sağ yanım yaralı,
Ardından değiştirdim kendimi, bir sol yanım yüklü
…
Melek sakince uyurken, bilmem kaç kez
Bir sağ yanım, bir sol yanıma döndüm..
Melek uyuyordu…
Nefesinden burnuna çarpan sesler sessizliğin içinde
Tüm evrene,
Tüm saflık ve dirence adanmış bir senfoni gibi
yayıldı ve yankılandı…
…
Bense…
Göz pınarlarımdan geri çekilince gözyaşlarım
Anladım o zaman,
Göz yaşlarım da oturup dinelenmişler meleğin evrene yayılan sesini
Donup kalarak en güzel senfoniyi,
Onlar da kendi gözyaşlarını içlerine dökmüşler
Hakan Karaduman
Hakan Karaduman
Kayıt Tarihi : 25.5.2025 18:51:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!