Soykan Şirin - Hakkında Yazdığı Tanıtım Yazısı


Soykan Şirin Hepsi Bu



Değişen ben değilim
dönüşen savaş
yaşlanmakla ıslanmak aynı şey:
yılmaz erdoğan

hayatı kendim için yaşamıyorum. ve korkmuyorum
hiç birşeyden. başıma gelecekleri de biliyorum.
herşeye rağmen düşmana inat yaşayacağız.
Yarın bizim çünkü...
yılmaz güney

bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlanmak

şimdi ölüm bile yetmiyor
acılarımızı tartmaya
dostlar
alıngan bir sahili pinekliyorlar
bir merhabayı bıçaklar gibi artık
selamlaşmalar

değişen ben değilim
dönüşen savaş

artık zaman bile yetmiyor
yaşadığımızı sanmaya

yine de ışıklar bu kenti
güzelmiş gibi gösteriyor
geceleri...

geceler...
yani
Ahmet Haşim in kafiyeleri...

seni aklıma düşüren
yerçekimi değil
yalancı yıldızlar
öyle uzaksın ki
üflesem soğuyacaksın
sarılsam okyanus

bir aşka yetecek kadar
ve anımsatacak kadar
sebepsiz bir ölümü,
acılarımız
ve kafiyelerimiz var...

Haritada unutulmuş bir düşüşü işaretliyorum; birlikte hatırlıyabilecegimiz bir sır.Bu gece belkide hayatımın en olmadık işini yapıp sana yazmaya çalışıyorum.İfade edilememiş ve bu yüzden kutsal kalan bir çok şey gibi; ifade edemediğim duyguların,sana nasıl ulaşırımların yanıtsız kalan tuzaklarına saplanmamaya çalışarak.Ve biraz utanıyorum; ismini yazamıyorum sayfalara.Kırık sözlerin,ellerimi sıkı tut düşüyorumların ülkesinde sadece dört dakikalık bir mektup.Ellerin oyalansın,gözlerin oyalansın,dilinde yeşermeye canlı bir tad bıraksın diye.Kendimi nasıl yaktıysam,kentide bir gece alevler içinde bıraktım.Onlar bile sonrasız degil,onlar bile dokunulmadık degil diyerek,çocukluğumun ve adamlığımın aşk şarkılarına seçildim.Falımda umutsuz aşk yazıyor..Hafifletici hiç bir nedenim yok.Sadecemavi ve ölümsüz olduğumu biliyorum; bir prens ve anarşist olduğumu biliyorum.Bir gül dikeni batıp çıkıyor kalbime,kartaneleri yüzümün altına doğru eriyerek,hızlanarak akıyor.Ayışığının gözlerimi bıraktığı bu gece,pencereden dışarıyı seyrediyorum.Eger karşı evde oturuyor olsaydın, senin sabahların için begonyalar alırdım.Hala çocuğum,hala şarkıma ve bu sokağa borçluyum,derdim.Dünyanın bütün sabahlarına,uyanmak istediğim rüyamı anlatarakgelişimi hızlandır,tuhaf,belkide zamansız aşk mektubuma,ismini yazmayı başarabilirdim....Ama önce,kışkırtıcı içtenlige hayran kalmış,bu mavi adama çogaltabildiği bir hikaye yaşatmalı yada bu dört dakikayı yırtıp atmalısın.Bataklıkların arasında,yaşamak için,sadece bunun için çırpınan bir çocukluktan geldim.Karanlığı sokak lambalarını kırarak öğrendim.Bu bir bedelse,aldattığım bütün duyguları kanayarak ödedim.Şimdi bu sayfada başka bir kıyının ağaçları karşılıyor seni; İyi ki uğraşıyor hayat.Bu sabah vücudumda yeni bir duyguya rastladım.Kırılgan bir şeydi.Gülün hakikati; yalansız dikensiz ömrüme ekleniyor,sonbahar aşkımla koşmaya devam ediyordu.Yüz bin kez uyandım ve kendime kaçıncı kez hayat buldum.Sokak çocukları gibi bende ilk duvarlardan öğrendim görmeyi.Şimdi nasıl bir sıcaklıkla dokunmak istiyorum saçlarına,ellerine ve yüzüne....Sendeki aşkı görmeyi ne kadar çok istiyorum.İsmine sandalyeler düşen parklarda,kestanelerini yitirmiş ağaçlar dönüyor,sana sesleniyorum; hiç bir şey çaresizlik değildir...Ellerime günahlarından arındırılmış yeni bir suç ekliyorum.Dünyanın önünde,çırılçıplak kalarak; dönüş yolu olmayan o yerde bütün düş uçurumlarını,uçmak korkularını; toprağın altında akan ırmağı ve beni gün ortasında vuran bu solgunluğu hatırlıyarak; sana ilk mektubumu yazıyorum.Çünkü böyle büyüdüm,böyle sevdim kızıl sabahları.Kentin gürültülerini üstünden at.Beynime piyanonun gölgesini düşüren,kütüphanesini yakıp kaçan bir prensin ve bilmem kaçıncı yenilginin baş kaldırışına şarkısını tutan,sadece zaman istiyorum dediğin andı....belkide bitirip,yeni bir yolculuga çıkmalıyım.Ama dört dakika yetmiyor,durmuyor,durduruyor arabamı. Başka dillerde bir adresi soruyorsun.Biliyorum ama nasıl anlatacağım.Hangi kanat açışına sadık kalır onca şiir. Belki sen....Belki ben...Belki avucumda ki kelebek...Belki aşk... Geçmişteki anılarını atabilirsen. Karla kaplanmaz gece, suskunluguna çaraler arıyorsun.Saba beyaz bir dadam oldugmu söylemişmiydim.Böyle yaparsan, kandırırsan beni,bütün gecelerini kapatırım dememişmiydim.Bütün günahları işledikmi acaba? Ah! tanrım,hala yalan komuşuyoruz.Belki anlamıyorum,gerçekten sevmiyorsun beni.Acu çekmek ve aglamak için sana ihtiyacım var.Sana seni seviyorum dedim ama isyan etmedim.Sana ihtiyacım var,bütün yenildigimi duyucagım sabahlar için.Üzülme, uyurum ölümüne kadar....Uyurum ve geçer herşey.Seni seviyorum derken yürüdügüm bütün sokak taşlarını kırmak istiyorum.Takii sen içimi ısıtıncaya kadar.Sana duyduugm sevgi kaçtıgı yerden döenmese,'her sevgi bir tutsaklıktırdan ders almayıp her yeni anda yeniden tutsak olsam'.Bizi seven bir şiir okluyabilirmiyiz seninle.Çatılarda dudaklarım çatlasa bakışlarının keskinliginde.Günahlarım hakkımdır diye bagırsam.Hatalarımıda teker teker kutsasam.Senin gecelerini kar kaplamasa benimkini yalnızlık.Ölecegin son dakika beni, anımsa.Ve dahası sen yaşlan. ben seni hep ellerimi tutarken düşleyeyim.Ve aşkı,sevgidendaha fazla sadece senin için isteyeyim.Bildigim bütün sözcükleri,yagmur taneleri altına gizlemek istiyorum.Ya yarın yagmur yagmazsa.mesela hiç yagmur yagmazsa,senin ellerini tutabildigim ana kadar.Korkuyorum.Oysaki korkuların en safını bile affetmezdim, seni tanıyana kadar.Hayatsa seni korumaya hazırdır,seni benden savunmaya.Niye ellerini vermiyorsun? Egilimliyiz ikimizde ölmeye ve bir o kadarda egilimlilik var içimizde sevgiye.Ah! niye agladıgımı bir bulabilsem.Milyonlarca yıl varmı? Haydi dogruyu söyle; çünki seni en son vegerçekten sevdim.Manalıdır bütün kederlerim sen neşelerle oyalan.Ben neşeden hayat yaparmış gibi ellerine göz yaşları dökmek istiyorum.Masum bir ülkeye gidebilirdik seninle,ve hatta masum bir ülke kurabilridik seninle.Koktugun içindir belki ve o yüzdendir 'seni seviyorum' sözünün dilinde titremesi.Ve dahası elini tutamadıgım için,o masum ülke hayat vermeyecek kimseye.Hayat cimri,hayat acımasız davranacak ellerinden korkanlara.Bana kızma sadece senin tarafından sevilmek istedim. -dışarıda yagmur vardı - Sevginin beni tatlı şekerlerle besledigim karıncaların kumsalına götürmesine kızıyorum hep.Nereden bilebilirdim ki tenim gözyaşlarım ile ıslanıcak.Hem kim suçlaya bilir ki beni; nabzım deprem şiddetinde atarken. Güneş neden yagmura eşlik edip karşı tepeden yükselmiyor ki? Yoksa sakarmı oda benim gibi zamanlama konusunda. Kötü anılarımı bir çatı arasıan hapseddim; iki müeebbetlik zaman öncesi.Hiç kimsenin ayakları altında tıglaların tozuna rastlamadım.,anılarımın çatısında.Bütün bu anı tutsaklıgı sadece senin olan rüyaya sarılıp uyuyabilmek için.'Ne olur uyut beni. Sevgin hala üstümde bir pijama gibi ve gün ışıgı ılık.Artan yada azalan hiç bir şey yok.Sadece senin rüyan için bütün bunlar.Beni uyutman için.Kim anlaya bilirki içimdeki kaygısız acıyı, nasıl atılırım kaygılara,fark etmeden,nasıl yıkılırım,nasıl yenilirim kendime.Aynadaki yeşil gözler 'uyu' der bana 'git....yat...uyu'.Uyutsaydın beni yanımda olurdun.Aşkın keşke şiir tarafını seçseydim.Keşke o zaman yanmazdı canım.Kızma bana.! İstersen uyutma! Ben seni her zaman afederim.D uavarda egri durursa çalışan saat,gizi belirsiz.Masanın üstünde kırılmış bir kalbe aldırırşsız yürüyen bir adam,çiçeklerin son yolculugu,saçlarında bir taç.Yoksa sen en aydınlık gecede şiirimi çalmaya kalkanmısın? Senden korkuyorum.Korkmaktan korktugun kadar hemde.Oyasa ben korkualrdan korkmadıgmı anlatmak için kırmamışmıydım; birer birer.Canavarlara inanıp duyulması en zor şarkıları bu yüzdenmi haykırıyorum acaba.Sana beni al diye yazıyordum.Koru öp,sarıldıgında kolarının titremesini gizleme diye.Yoksa çatı arasına gerimi dönmeliyim; sokak ortasında kaskatı kesilip; sen duymuyorsun diye yenik bir zafer çığlıgımı atmalıyım.Kırgınlık anlaşılır,acı anlaşılmaz. Bir gece içim yanmıştı,tuzlu suların doldurdugu gözlerimde seni aramıştım.Anılarımın içinde begonyaları arıyordum ki; bu anlaşılmazdı. İşte beni hep bu ana götürüyor söyleyeceklerimiz.Bana hep bu anımı hatırlatacak begonya çiçekleri.Çarmıha gerilmiş bir yanlızlıkta kaskatı....inip çıkan,kör ama son bir begonya dalı.Ben senden hep daha azım.Sana rastlayınca korktum.Çok içmemeliyim.Yoksa kötü şeyler görüyorum.Suçlu ve yanlız kalıyorum yanlızlıgın ortasında.Elini tutamıyorum hala,ve tüm şiirler,hepsi kurşun gibi batıyor kalbime,bir begonya dalı inceliginde.........................................................................................................

işte hepsi bu kadar...