Taner Okyar - Hakkında Yazdığı Tanıtım Yazısı

                                                                  ஐSeyduna23ஐ

Gönderdiğin ıslanmış mektubu aldım. Kelimeler dağılmıştı, harfler
birbirine girmişti. Islanmıştı kağıt, seninle ağlamıştı. Kelimelerin ıslak
ve yağmur tadındaydı. Virgülden sonra süzülecek, noktanın ardından düşecek
gibiydi...

Ya ağlarken yazmıştın mektubu yada yazarken ağlatmıştın harfleri. Ama tutmak
isterdim gözyaşını akmasın diye, ya da tutunmak gözyaşına ve birlikte düşmek
yanağından boşluğa. Boşluğun ardında yokluk var ve damla damla senden
uzaklaşmak. Senin yanağından kopan bir damla olmanın ötesinde senden kopmak
var...

Dayanır mı sandın buna yürek. Bir damla yaş mıdır sadece yanağından
süzülen, yüreğinin bütün ateşini taşımaz mı sandın o gözyaşı. Ve ona
tutunmaya kalkan beni ateşlere yakmazmı sandın. Gözlerinin renginde akar
sanırdım gözyaşını ve tadı deniz tadında. Bilirsin denizleri ne kadar
sevdiğimi, ama nedenini de bugün öğren istersen...

Denizleri sevişimin tek sebebi, bana yüreğini getiriyor oluşudur. Yüreğin
gibi sonsuzluğu çağırıyor oluşu. Deniz sen varsın diye denizdir. Seni
hatırlattığı için sevgilidir...

Gözyaşına ne tutabildim, ne dokunabildim, ne de tadabildim. Bir damla
gözyaşı böyle mi yakarmış bildim ve yandım. Ama senden ayrı kalmamak adına,
boşluğa düşmemek adına yanmaya razı olup; yanağındayken tutmak isterdim
yinede o gözyaşını...

Ve şimdi susmak istiyorum, çünkü içim acıyor. Sade içim değil ruhumda
acıyor. Eline bir gonca gülü alıpta saatlerce ağlayan insanlar
görmüştüm. Ve onlara belki de gülmüştüm. Bir selam geldi diye sevgiliden
saatlerce çocuklar gibi sevinenler görmüş gülmüştüm; deli bunlar diye...
Gülünen şey; başa gelen şey olurmuş bildim şimdi...

Ne acılar yaşamış direnmiştim. Ne fırtınalar görmüş yıkılmamıştım.
Yıllarca yaşamış yaşlanmamıştım. Ne yangınlardan geçmiş yanmamıştım, yansam
da külümden güller yetiştirmesini bilmiştim. O küllerden yeniden binalar
ben, bir damla gözyaşına yenik düştüm işte...

Şimdi fırtınalar terletir, acılar haz verir hep. Hep içimin bir yerinde bu
durumdan zevk alır daha fazlasını isterim. 'Aşk' denilen şey; belki de bunun
adıdır bilmiyorum. Bir balık denizi nasıl tarif etsin ki hem. Artık
denizlerin tadını, boğazıma kaçan sularından biliyorum. Birde gözyaşının
tadını bilmek istiyordum, denizlere ne kadar benziyor diye...

Ama gel görki tutamadım ki tadabileyim. Tutunamadım ki arınayım. Bir
fırtınadan özge, bir yangından daha yanık, bir çığlıktan daha acıymış bir
damla gözyaşı. Ve ben şimdi acılara ve yıllara yenik düşmedim de; bir damla
gözyaşına yenik düştüm. Gel, gel de gör beni...

Cümlenin sonuna koyduğun o noktaya uzun uzun bir daha baktım.
Yağmurdan sonrasına benzer bir toprak kokusu kapladı her yanı. Ama sen
duyamayacaktın bu kokuyu; çünkü gözyaşından yangınlar çıkarmak
telaşındaydın. Ve o yangınlarla birlikte yüreğimi yakmak çabasındaydın.
Şimdi bekle, bir gün gözyaşı şişelerini alıp yollara düşersem. Elimi
de gönlüm gibi ateşe dayanabilir hale getirirsem, bekle işte o zaman geleceğim...


                                                                     ஐSeyduna23ஐ


. 

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme

Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme

Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme

Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme

Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme

Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme

Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme

Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme

Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme

Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme

Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme

Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme

İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme

Mevlana Celaleddin Rumi