Salim Diyap - Hakkında Yazdığı Tanıtım Yazısı


Salim Diyap Kendime Dair
Hayatın her dönemeç noktasında bir seçim yapmak zorunda kaldım. Önümdeki yollardan biri her zaman kalabalıkların yoluydu: tanıdık, güvenli ve nereye varacağı belli. Diğeri ise tenha bir patika; sessiz, ürkütücü, hatta çoğu zaman belirsizlikle dolu.
İnsan doğası gereği kalabalığa karışmak ister. Orada yalnız kalmaz, sorumluluklarını da başkalarıyla paylaşır. Ama ben, nedense, kalabalığın o güvenli sesini değil, tenhalığın ürkütücü fısıltısını dinledim.
Çoğu kez kendime sordum: “Neden?”
Neden kolay olanı değil de zor olanı seçtim?
Neden herkesin yürüdüğü yolu değil de kimsenin dönüp bakmadığı patikayı tercih ettim?
Belki kalabalığın içinde kaybolmaktan korktum.
Belki başkalarının ayak izlerini takip etmenin beni kendime yabancılaştıracağını düşündüm.
Ya da sadece inat ettim: Yanlış bile olsa, kendi yanlışımı yaşamak istedim.
Kolay mıydı? Hayır.
O patikalarda çok üşüdüm, çok yalnız kaldım.
Çoğu zaman omuzlarımdaki dünyanın yükünü tek başıma taşıdım.
Kalabalıkların yolunu seçseydim sırtım daha hafif olurdu belki.
Ama o zaman, kendi sesimi hiç duyamazdım.
Bugün geriye dönüp baktığımda, pişmanlıkla huzurun tuhaf bir denge içinde durduğunu görüyorum.
Evet, yanlışlarım oldu.
En büyük hatalarımı yalnız yürüdüğüm o yollarda yaptım.
Ama o yanlışlar bile bana aitti.
O acılar bile benimdi.
Ve bu yüzden, kendi hayatımın seyircisi değil;
yanlışlarıyla, bedelleriyle, eksikleriyle
bizzat yaşayanı oldum.
Belki daha az alkış aldım.
Belki daha çok yara taşıyorum.
Ama en azından biliyorum:
Bu hayat, başkasının çizdiği bir rota değil,
benim yürüyerek açtığım bir yol.

Salim Diyap