Ravzanur Ehliislam - Hakkında Yazdığı Tanıtım ...


Ravzanur Ehliislam Tevbe kelimesi insanla beraber değer kazanmaktadır. Tevbe insana verilen değerin diğer bir adıdır. Tevbe sadece büyük ve küçük günah işleyenlere mahsus değildir. Eğer böyle düşünecek olursak, Peygamberimizin tevbesine ne anlam vermeliyiz. Tevbe, noksan oluşun idrakidir. Kemalatın Allah’a mahsus oluşunun ifade etmektir.

         Her makamın ve her şahsın yapması gereken bir tevbesi vardır. Tevbe sadece fertlerle sınırlı da düşünülmemelidir. Toplumsal tevbeye de acilen ihtiyaç vardır. Bu tevbeyi sınıflandıracak olursak, ailevi tevbe, ticari tevbe, siyasi tevbe, askeri tevbe, idari tevbe, çevresel tevbe,  eğitim tevbesi gibi her konuyla ilişkilendirmemiz mümkündür.

         Tevbe natürel olmaya dönüş, hormonlu duruşları terk ediştir. İlahi standartlarda kulluk da üretime geçmektir. Toplam kalitede, cemaat şuuruna ermektir. Fıtratın arzularını yok saymadan dünya ve ahiret, kadın ve erkek münasebetlerini düzenlemektir. İhtiyaçları yok saymamak, var olan ihtiyaçları da meşru olarak yerine getirmektir.

         Tevbeye ihtiyaç kendimiz için olmalıdır. Bir başkası için tevbe etmek doğru değildir. Fakat tevbenin başkasına da faydası olduğunu bilmek mecburiyetindeyiz. Tevbe sağlam bir iman, sahih bir amel ve doğru bir niyet üzere olması için ilme ihtiyacı vardır. İlim sadece satırları okumak ve dinlemek değildir. Kalp de karar kılan duruştur.

         Tevbe ederim niyetiyle günah işlemek, Yusuf’un (as) kardeşlerinin durumuna düşmektir. Yusuf’u kuyuya atıp sonra salih kimseler oluruz temennileri gibidir.(Yusuf/9)

         Tevbeye en çok ihtiyacı olanlar ilimde ve amelde derinlik kazananlardır. Maalesef bizde ki anlayış eksiktir. Sanki sadece günaha dalanlara tevbe gerekir anlayışı bizi manevi yükseliş den engellemiştir. Zira insan odur ki hiçbir zaman en mükemmeli yaptım iddiasında olmamalıdır.

         Dünyevi gelişmeler “daha iyisini” aramak çapasından geçmektedir. Günümüz insanı dünyevi tevbe anlamında başarılı olsa da insani tevbe anlamında sınıf da kalmıştır.

         Tevbeyi öğrenmek, okumak, dinlemek ve anlatmak tevbe değildir. Tevbe gönle yerleştirilen irade ve amele yansıyan sulhtur. Hangi ameli icra ediyorsak daha mükemmeli için tevbeye sarılmalı yani o amelin daha iyisini eda etmeliyiz. Kalp de ve amelde değişim yoksa tevbelerimiz sadece kuru bir zandan ibarettir.

         Nasıl ki “sabır kelimesi cemil” ile anılmışsa, tevbede “Nasuh” ile zikrolunmuştur. Peki, nedir tevbeyinasuh? Samimi, içten, fayda temin eden, kendine ve başkasına yararı olan ve ahdine vefa edişin adıdır.

         Tevbe Nasuh ile vasıflanınca, tüketen değil, üreten bir hayatı garanti eder. İfrat ve tefrit değil, itidali temin eder. Sadece ferdi değil, ailevi, ticari ve toplumsal barışı tesis eder. Tevbe yaşanan gerçek olmadıkça, bir değer ifade etmez. İnsanlar birbirlerinin tevbesine şahit olmalıdırlar ki, tevbemiz “Nasuh” olmalıdır. Zira nasihat bir başkasına fayda sunmak olduğuna göre çevremizdeki her şey tevbemizden istifade etmelidir.

         Tevbenin en efdal zamanı, günah işlediğini ve noksanlığını hissettiği andır. Değilse belli gün ve ayları beklemek değildir. Zira bir saniye değil, salise dahi olsun tevbeyi geciktirmek doğru değildir. Tevbede yardım ve yarış içinde olmalıyız. Tevbelerimiz başkalarını imrendirmelidir.