Önder Yılmaz - Hakkında Yazdığı Tanıtım Yazısı







Büyücü











Boynuna yularını bağlamış

Dilinin elinin körünün belası

Nefsinin azgın kölesi yalnızlık

Arzularını sarıp sarmalar

Mahşer kıvamında kan ter

Kalabalıklara uyanır dimdik haksızlık



Bir müddet daha zehrini emer

Koynunda yatan yılanın hüzün

Sürünür rüzgarında şiirin üşür

Zavallı gözlerine gül düşer her gece

Deli taylar koşturur içinde saraylar harabe

Kes bileklerini kavislice kurtul





Yüreğinin ışıkları sönmüşse

Körpe avuçların duada biçare

Kainat diz üstü çökmüş

Soruların sorunlarınla karşı karşıya

Muammaların çifte kavrulmuş

Yüreğin lokma kıvamında



Yazmalı diye haykırırken kalem

Susturma peşinde dilini

Söylemediklerinden midir nedir

Dolaşır oradan oraya kelam

Kim tutsa kin tutar bıraksa alemi yutar

Oldurmaz ondurmaz öldürmez



Hangi Tanrının kulusun böyle zalim

Sahte gerçek gücün ne büyücü

Böyle can yakma sevdasında

Tuttun yakamızı bırakmazsın

Kalmadı artık güne bakanlar da

Taşıyamaz boynunu yaşamak gücü



İsim Babası




Yıldızlarla düşüyor
Saçlarından
Gülümseyerek
Eğreti sevdalarımız

Her gece
Yangın yeri telaşı
Yüreğimizde
Alev sarmış bacayı
Çatı çökmek üzere

Uzandıkça
Daha tutamadan
Bırakmışlığın
Acısıyla
İçimizde yaşayan
Çocuktu sevdan

Malum kalem
Kaderin öteki adıydı
Aruz yazdı
Hece emzirdi
Şiir büyüttü seni

Ben yalnızca
Adını koydum
Aşkın



-




Resimle hesaplaşma


Gönlümün en mahrem yerlerine
Hintkenevirleri ektim
Gözlerine her bakışımda içime çektim
Binlerce ton toz esrarı, sebebi ise
Aşkı bedavaya getirecektim
Sen bilmedin!
Belki de
Hiç hissetmedin
Acıyan yanlarımı
Can evime
Morfin iğneleri ile girdin

Oysa zamansızdı!

Büyütmeden
Ektiğim haşhaşlarımı çizdin
Şimdi sensin
Uyuşmuş beynime neden
Ve elveda derken ruhsuz
Üstelik suçlayıcı
Bütün nedenlerin kusursuz
Bir planın aracı,

Daha gelirken bir korkusuz
Gitmenin hesaplarını
Tutturmuşsun,
Oh olsun
Kal bir başına biliyorsun
Resimlerinde boynu bükük duruşun

Asla unutma bu son olsun
Yalnızlığım kadar çok seviliyorsun














http://www.antoloji.com/yagmur_damlasi


Sadece bir yağmur damlası...






yokluk bir başka varlıktır ki
her var oluştan önceki gibi
sancı içerir acılarla gelir.........
çoğu zaman yok sandıklarımız
aslında en çok varlarımızdır



Yakarış

Tanrı seni
Bu kadar olur
Ayın yüzüyle yıkamış
Gitme kal ne olur
Yüzünü ay kaplamış



Uykunda hapsim

Sabahın henüz ilk ışıkları
Güneş yeni yeni doğmakta
Seni az önce uyuttum
Penceremin önüne yalnızlığımı
Ve kurumuş ekmekleri
Göz yaşımla
Islatıp ıslatıp koydum
Sürüyle güvercin kanat çırpmakta
Ellerimden ekmek yiyorlar
Kanatlarında
Yeni sevdaların müjdesi
Yüreklerinde yarınlar
Siz hiç sevdiniz mi
Sahi………………………….
Sizin de güvercinleriniz var mı..?


AKILLANDIK


Kapatın
Kim açtı bu şehrin
Gece gece kapılarını
Hangi sevda bezirganı
Yine satışa sundu
ölü aşklarımızı
Yüreklerimizden umudu
Tırnaklarımızla
Kanatıp parçalarcasına
Söküp bir kenara attıklarımızı
Hangi ölüm kokulu fani
Ve nasıl bir ruh haliyle
Getirip getirip diker karşımıza
Almıyoruz kardeşim işte
Almıyoruz
Sahte sevdalara beş para vermiyoruz

DOLUN AY


Ay ile o kız koyun koyuna
Yatarlar her gece bir kuytuda
Tanrı uzaklardan bakar
Kız Ay’ı ay kızı yakar
Ne yapsanız çocuktur bir yanı
Çokça evlenmeleri boşa
Doğum yapıp anne bile olsa
Durdurmuştur on beşinde o zamanı
Babasının alnından öpüşü
Sonra yıldızlardan kayarak düşüşü
Çare olmaz yüreğine
Yüzündeki yalancı gülüşü
Balo biter
Herkes gider
O balonları patlatır tek tek
O ki gider salon da boşalır
Bana yalnızlık kalır
Tek tek toplarım gülerek
Onun sevdalarının artıklarını
Kolay mı sandın kan damlası
prensese sevdalanmak


DÜŞTÜM KALDIR

BEN HİÇ BİR ZAMAN BOYNUMU BÜKÜP GİTMEDİM SEVDAYA
HİÇ BİR ZAMAN YALAN SÖYLEMEDİM YÜZÜNE YÜZÜNE AŞKIN
ANLATAMADIKLARIM YALAN SAYILDIYSA AÇIKLAMADIKÇA
O SEVGİLİ YAR BENİ VARSIN YALANCI SANSIN...................
KALLEŞ SEVDALARIN BAŞKENTİ YİNE YOLLARINA DÜŞTÜM
EN YOK OLASI ZAMANLARINDA BEDDUALARIMDA İKEN
KIYAMADIM EN ÇOK ACINA YİNE BEN ÜZÜLDÜM
SEN YİNEDE ANLAMADIN BENİ BETER ETTİN ÖLMÜŞTEN
İÇİME İÇİME ATTIMDA IŞIKLI GECELERİNE INAT
ZİNDAN KARANLIKLARINDA KALDIM YÜREĞİM BERBAT
YALVARSAM NAFİLE DİZLERİNE KAPANSAM BOŞA
NE BEN SENİ ARARIM NE SEN BENİ BUL BUNDAN SONRA
ELLERİN KADERİ AĞLAMAKLA YADA GÜLMEKLE GEÇERMİŞ
BENDE ÖYLE BİR KADER VAR Kİ DOSTLAR BAŞINA
AĞLARKEN GÜLERİM GÜLERKEN AĞLAR YAHU NE İŞMİŞ
TUTARSIZIM BAŞTAN AŞAĞIYA............................
YOKLUĞUNLA DÜŞTÜM YOKLUĞUNA DÜŞTÜM KÖR KUYULARDAYIM
AH BU VARLIĞINDAN ZOR ZAMAN DAYANMASI İMKANSIZ
YARALAR YÜREĞİMİ HER NEFES ALIŞ BIKTIM USANMAKTAYIM
BÖYLE YAŞAMAK ZULUM BÖYLESİ ANLAMSIZ
SEN BENİ BİLMEDEN GEÇEN HER GÜNE ŞÜKRET
BEN SENİ BİLEREK GEÇEN HER ANA KATARKEN BİN ZULMET
DÜŞTÜM ARTIK DÜŞTÜM ARTIK KALKAMIYORUM
YÜREĞİMDE KANIYORSUN AH YANIYORSUN UNUTAMIYORUM




SON ÇARE

BİR SABAH SOĞUK ANKARA AYAZLARINDAN
KOŞA KOŞA GELECEĞİM SANA
YÜREĞİMİ VURUPTA SIRTIMA SIRTIMA
KOY ÖLÜM SESSİZLİĞİNDE ÇALDIĞIM KAPINA
SEN BİLMEZSİN ANLAMAZSIN SEVDA SANCISINI YAR
GECELER NASILDA UZAR DOST GÖRMEZ OLUR YÜZÜN
SARILDIKÇA MELANET ZULUM ZULUM OLUR HÜZÜN
YÜREĞİM OTURMUŞ HALA SABAHIN SAÇLARINI TARAR
BİLMEM BU KAÇINCI BAYKUŞ YÜREĞİMDE
SAYMADIM KAÇINCI GUN DOĞAN SENSİZLİĞE
AY NEREDE GÜNEŞ SEN GİDELİ NOLDU
HANİ AŞK BİTMİŞTİ HANİ SEVDA YOKTU
HANİ BİR BAHAR SABAHI ANKARAYA DOGMUŞTU GÜNEŞİN
GÜLEREK SARILIP BOYNUMA CANIM DEMİŞTİN
İNANMASI NE ZOR HAYALİ NE KUVVETLİ
YAŞANMADIMI TÜM BUNLAR DELİRİYORMUYUM YARABBİ
BİR ÇARE VAR AKLIMDA UZUN ZAMANDIR
SEN BANA GELMEYECEKSİN ANLADIM HAKKIN VAR
YALNIZLIGIM YÜREĞİMDE YARA SENSİZLİK KAHIRDIR
ARTIK BENİ BEKLE SEN EY YAR.............
HANİ O LANET ETTİĞİM ŞEHRİN TAM ORTASINDA
KAHPE SEVDALARIN BAŞKENTİ İSTANBULDA
ELLERİMİ KANATAN GÜLLERİ YÜREĞİME SARACAĞIM
İBRETİ ALEM OLSUN KENDİMİ ASACAĞIM
OLMADI ÜZERİME KURŞUNLAR YAGDIRACAĞIM
YÜREĞİMİ TIRNAKLARIMLA PARÇALAYACAK
HER PARÇASINI BİRAZ DAHA DAHA DAHA UZAĞA FIRLATARAK
OLAKİ SENDEN BENDEN SEVDAMDAN KURTULACAĞIM
YOK YOK HAYIR SAÇMALADIM YİNE BEN KIYAMAM SANA
BENDEN KURTULACAĞIM SEVDAMDAN KURTULACAĞIM
SANA MUTLU YARINLAR BIRAKACAĞIM







biz her şeyi elimizde ya da kayıp diye ayırdığımız için belki de
sırf bu yüzden bitirmişiz,
oysa var olan hıc bısı yok olmuyo
gitmek,kaybolmak
yokluk olsaydı
sevmek bu kadar guzel olmazdı
belkide yok olmak vuslata ulaştırmak için harıka bı sey
kavusmak......
aşkın adı







YÜREĞİMİ KAYBETTİM



Ah ne vefasız geceye düştüm zifir karanlıklar ardında
Doğacak gün nerede, umutta tükendi yine boğuluyorum
Yar diye sarıldığım büktükçe boynumu vurmakta
Yüreğimi kaybettim ya anladım ki boşuna arıyorum......

Ne gözlerimde ki yoksulluğu sezecek ne bunu bilip hissedecek
Bana kol kanat gerecek nede giden yüreğime dön diyecek
Yarda yok gayri, varsa da bunu nereden bilecek
Yüreğimi kaybettim ya boşuna arıyorum..............

Yüzler birbirine benzer ya gözler benzemez asla Kimi derin bakar
iz bırakır kimi acıtır öylesine Kimi daha ilk bakışında yüreğini yakar
yüreğine işler de acıların çağlayan olur o gözde akar...........................
yüreğimi kaybettim ya anladım ki boşuna arıyorum.

Bazı anlar vardır ki yaraların kanarda sen bile farkına varamazsın
İçini kaplayan acıların kaynağında yar olduğunu anlayamazsın
Gözlerine dolar dolarda yağmurlar bir türlü yağdıramazsın
Yüreğini kaybettiğini fark edersinde ararsın bulamazsın

Bir marangoz yüreğini kaybetse bulur belki belki bulamaz
Demir ustası yok tasa yaşar nasılsa umurunda olmaz
Lakin çaresizdir şair dizelerde yar yüreksiz bulunmaz
Yüreğimi kaybettim ya anladım ki boşuna arıyorum

Ya bana yüreğimi getir artık geri ver zalimliğin yeter
Ya sök at yüreğinden sen yaşadıkça o bana zulüm eder
Arıyorum dediğime bakmayın onu ben kendi elimle vermiştim
Bir de üstüne üstelik ona güzel gözlü yar demiştim.


Yüreğimi kaybettim kaybettiğimi yürek ettim neyleyim
Yokluğunu gecelerime acılarını ömrüme yalnızlığımı kendime seçtim
Kaybettiğimi yürek ettim varlık sizin olsun gayrı kardaşlar yokluk benim
Ben onunla herşeyi kazandım da YÜREĞİMİ KAYBETTİM


BİLİYORSUN


KÖR KARANLIKLARI DEĞİLSE DE BİTİRDİM YÜREĞİMDE
AY YÜZLÜ SEVGİLİYİ,
YALANDA OLSA HEBA ETTİĞİM GENÇLİĞİMİ
VERİPTE GİTMEK İSTERDİM ELLERİNE
BİNLERCE KEZ YEMİN EDİPTE BİR KERE DAHA
TEKRAR TEKRAR BOYNUMU BÜKÜP YAKTIĞIM SİGARA OLSAYDIN
UTANDIĞIMDAN ÇOK SEVDİĞİMİ SÖYLEYİP SANA
DUMANINA DUMANINA DİRENEMEYİP DESEYDİM GÜNAYDIN
NEREDESİN DEME BANA Kİ SEN BUNU BİLMEK ZORUNDASIN
YOKLUĞUNUN TAM ORTASINDAYIM UYKUSUZ GECELERİN
VE SEN BÜTÜN SEVDA MESELEM BU NASIL SORU NEREDESİN
HİÇMİ YÜREĞİNE SORAMADIN, HALA MI SORMUYORSUN
ARAMAKLA GEÇEN ZAMANA EYVAHLAR OLSUN
BEN SENDE SEN OLMUŞKEN HALAMI BULAMIYORSUN
SAY Kİ YÜREĞİMİ YÜREĞİNE GİZLEYİP
BİR MAHÇUP DUA YA EL AÇMIŞ KUL GİBİYİM
SENİ SENDEN MAHRUM ETMEMEK İÇİN YARADANDAN DİLEYİP
VE OLMAMASI İÇİN DE TA CANIMA KASTEDİP
NERDE BELA VARSA ORDA BEN EN ÖNDE GİTMEKTEYİM
AH CANIMA YETMEDİ GÜCÜM HERŞEYE YETTİ DE
SEVDA DENEN CANIMDAN ÇIKASICAYA YETMEDİ İŞTE
GÜLÜŞÜMLE KOCA BİR CİHANA MUHABBET SALARKEN
NE GARİP HAL BU Kİ GÖZ YAŞLARIMI GİZLERKEN
SEN Bİ ZAMAN DURUYOR VE SORUYORMUSUN NERELERDESİN
ELLERİM KAN İÇİNDE YÜREĞİMDE YOKLUK
ENSEMDE ÖLÜM ÖNÜMDE ZULUM ARKAMDA ZULUM
GEL ARTIK DİYORSUN YA
YÜREĞİMİ ASLA GÖTÜRMEDİM BİLİYORSUN


Yüreğinde Kalsın








BEN VE



ŞİİR





İsim Babası




Yıldızlarla düşüyor
Saçlarından
Gülümseyerek
Eğreti sevdalarımız

Her gece
Yangın yeri telaşı
Yüreğimizde
Alev sarmış bacayı
Çatı çökmek üzere

Uzandıkça
Daha tutamadan
Bırakmışlığın
Acısıyla
İçimizde yaşayan
Çocuktu sevdan

Malum kalem
Kaderin öteki adıydı
Aruz yazdı
Hece emzirdi
Şiir büyüttü seni

Ben yalnızca
Adını koydum
Aşkın

-

Göç!



Bir süre daha avutsan
Gecelerimizin
Karanlık düşlerini

Avuçlarında tutsan
Sahiline vuran
Yaralı yüreğimizin
Deniz bilmez dağlarından
Kaçıp gelen
Ebabil ölülerini

Bir bir toplasan
Gömmeden önce
Yüreğinin kumsallarına
Sevip okşasan
Üşümüşler ısınsa
Uyumuşlar uyansa
Açmak üzere iken solmuş
Yediverenleri
Kopartıp kopartıp
Atmasan

İhtimaldir ki
Yıldızlardaki sesin
Ardına düşmüşlerin
Bu son gecesi
Onları mahveden
Sıcak ülkelerin
Hayalinden kurtarsan

Göç!
Göç diye bağırıyordu
Rüzgarın üşüten sesi
Üvey annemin kokusunda
Kocakarı soğuklarından
Daha da soğuktu

Ayrılığın
Hayalimde canlanan
Korkusu



Deli derviş






ellerin haberi yoksa da evlerin haberi var
kırk yıl içinde çürüttüğüm bedenimi şimdi alın
kainat karınca seyri gölgelerde nedamet
kaç okka gelir bilmem amma işte el kadar yürek
kırık bir cımbızla seçemez ak sütün içindeki ak kılı
aklı siz alın maruftan saklı olan bize kalsın
zaten çıngıraklı bir yılan zehrine sevdalı zaman

gökler sırrına şahit kaç susuz kuyu düşte gör
yer her iki avuç dolusu toprak savur gitsin
alemi doldursan yüreğine gözünü doyurmaz aşk
eksilen var çünkü tamamlayanın yerini tutmaz
nicedir gönlümde taşsız mezar taçsız kral ölüm
ak ellerin güvercin gerdanlığı sevgili Azrail
tut ve bırakma ne yana düşerse baş orada telaş

elifin gülüdür solar dilidir susar babasıdır ağlar
bülbüller nereden bilsin dili tutuk olanı
çok geçmez üç beş seneye aşk ona da uğrar
fırtına bekliyorsun meltem estiriyor letafet huyu
canımı yakıyor yalnızlık kapıdan girerken içeri
anasız kuzular kuytularda kesilirken sütten
içinden dışına çevirip geceyi aç yatırıyor her heceyi

bu nasıl bir cebir devri kebir aşksızlık zulüm
ben aşk diyorum o durmadan içiyor
ettiğimi bilir ettiğini neden bilmez kulun şahanem