Toprağı kaplayınca yorgan misali bembeyaz bir örtü, Karakış gelmeden kapıya; soğuktan değil umutla uyanmalı... Sıyrılıp çıkmak gerek o kapkara buluttan. Elimde bir avuç tohum, kalbimde eski yaşanmışlıklar; Bilirim, her bahar kendi hikâyesini fısıldar.
Toprağı tanımak gerek, tohumun dilini anlamalı; Bir bebeği sever gibi, usulca bir canı kucaklamalı. Her elin bereketi bir değil, hissetmeli o sıcaklığı; Tanımadan sevemezsin ne yazı ne de o sert ayazı.
Diz çöktüm toprağa, ellerim çamur içinde, Kimi nefret peşinde, kimi sevda ateşinde. Yazın sıcağı yakarken o mağrur tenimizi, Terle yıkadık biz o kirlenmiş benliğimizi.
Mayıs geldiğinde sanma ki her yara kabuk bağlar ve kapanır, İnsan en çok çiçek açarken kendine aldanır. Yine de yürümeli, ayakların kan içinde kalsa bile; Kader dediğin yazılıdır, yaşarsın yaşam döngüsü içinde...
Güz gelince sormasınlar: "Neydi senin hasadın?" Hüznü bile bal eyledik, silinmedi hiç adın. Kış kapıya dayandığında içimiz ferah olsun, Yanan soba sesinde kalbimiz huzurla dolsun.
Elden ele devrolur bu kadim yaşam meşalesi, Sönmez o ışık asla, duyulur yeni doğan bir bebeğin sesi! Heybedeki mirastır aslında bizden geriye kalan, Yeni bir cana can olur, hakikattir bu anlatılan.
Döngü tamamlanır elbet... Toprak çağırır bedeni... Bir sonraki bahara bırakır insan... Son nefesini.
NihatK22 Rota
Elden ele devrolur bu kadim yaşam meşalesi, Sönmez o ışık asla, duyulur yeni doğan bir bebeğin sesi! Toprak çağırır herkesi... Son nefesini.
Toprağı kaplayınca yorgan misali bembeyaz bir örtü,
Karakış gelmeden kapıya; soğuktan değil umutla uyanmalı...
Sıyrılıp çıkmak gerek o kapkara buluttan.
Elimde bir avuç tohum, kalbimde eski yaşanmışlıklar;
Bilirim, her bahar kendi hikâyesini fısıldar.
Toprağı tanımak gerek, tohumun dilini anlamalı;
Bir bebeği sever gibi, usulca bir canı kucaklamalı.
Her elin bereketi bir değil, hissetmeli o sıcaklığı;
Tanımadan sevemezsin ne yazı ne de o sert ayazı.
Diz çöktüm toprağa, ellerim çamur içinde,
Kimi nefret peşinde, kimi sevda ateşinde.
Yazın sıcağı yakarken o mağrur tenimizi,
Terle yıkadık biz o kirlenmiş benliğimizi.
Mayıs geldiğinde sanma ki her yara kabuk bağlar ve kapanır,
İnsan en çok çiçek açarken kendine aldanır.
Yine de yürümeli, ayakların kan içinde kalsa bile;
Kader dediğin yazılıdır, yaşarsın yaşam döngüsü içinde...
Güz gelince sormasınlar: "Neydi senin hasadın?"
Hüznü bile bal eyledik, silinmedi hiç adın.
Kış kapıya dayandığında içimiz ferah olsun,
Yanan soba sesinde kalbimiz huzurla dolsun.
Elden ele devrolur bu kadim yaşam meşalesi,
Sönmez o ışık asla, duyulur yeni doğan bir bebeğin sesi!
Heybedeki mirastır aslında bizden geriye kalan,
Yeni bir cana can olur, hakikattir bu anlatılan.
Döngü tamamlanır elbet...
Toprak çağırır bedeni...
Bir sonraki bahara bırakır insan...
Son nefesini.
NihatK22 Rota
Elden ele devrolur bu kadim yaşam meşalesi,
Sönmez o ışık asla, duyulur yeni doğan bir bebeğin sesi!
Toprak çağırır herkesi...
Son nefesini.