Yaşım altmış arkamda bir ömür pek uzun sayılmaz Olaylar çehreler Olaylar tatlı Olaylar ekşimsi Olaylar acı Çehreler daha da değişken Renklerini saysam bir türlü Anlamlarını saysam bir türlü Bakışları başka, başka gözlerinin rengi Gözlerinde ışıltılar pırıltılar Gözlerinde sevgi nefret Gözlerinde insaf Cinlikler gözlerinde Burunlar kimi sivri kimi tomak kimilerinki şişkin önlerine görmeye engel kimileri de çengel burun
kulakları başka başka kimileri duyar kimileri duymaz
benim tanıdığım eller yalnız alan eller dost eller de vardı tabii tek tük sıcacık
Dudaklar Kiminin kalın kiminin ince Kimini dilleri susmaz Kimininkilerde çıt yok Kimileri bal sızdırır, kimileri zehir
Kiminin yanakları kemikli, kimilerinki etli Kimilerinki elmalı Kimilerinki şeftalili Dutlusu bile var için için, en çokta ekşi elmalısı
Arkamda bıraktığım yollar var üstünde yürüdüğüm Her biri başka bir yere götürmüştür beni Hatalı, hatasız yollar Kimileri günah dolu Hayırlarla doludur kimisi Kimilerinde sen yoksun Ben de pişmanım yürüdüğüme o yolu
Yaşım altmış Erkekler var dost Erkekler var düşman Erkekler var erkekliklerinden pişman
Kadınlar var bir sürü aşık olmadan seviştiğim memnunduk Kadınlar var onları çok istememe rağmen beni ret eden Hele de saman sarısı saçları İri iri mavi gözleriyle Nadya Kadın giyinir kadın gülümserdi Kadın yürür, kadın bakardı Sevmesine beni severdi ya Beni reddi karımın hatırıydı Ben onu, o da karımı daha çok severdi Benim ret ettiklerimde var tabii
Başarılarım var hiç sevinmediğim Başarısızlıklarım umursamadığım
Şiirler yazdım çok, manzume bile değillerdi Şiir olanları da vardı için için Nice öyküler bende öldü İyi düşüncelerimi hibe ettim kendime bıraktım kötülerini
nikahlı nikahsız iki de karım oldu onlara ne aşıktım, ne de onları sevdiğimi söyleyebilirim bana ilki kız, diğeri oğlan doğurdu birinin temizliği diğerinin insanlı birleşseydi ikisinden ne güzel bir hanım olurdu ben de belki o hanımı çok severdim
hatalarımda oldu kendime zarar ilki aşık olmamdı o zamanlar kimse çocuklarının aşkına meşkine bakmazdı emrivakidi evlenmekler bu olacak dediler mi iş biterdi ikinci hatam ben Türklüğümle gururlanan bir genç babama inat kendime eş Hıristiyan bir hanım almam diğer bir hatam da “ESİNTİ” dergisini yayınlamam oldu galiba beni tanıtanlar tanıtmayanlar “Esinti” yi kaynak gösterseler de bazı alıntılarında benim yayınladığımı söylemekten kaçınırlar küçük düşmek var galiba korkularında bir de sığlılıklarına sığmazlığım amacım küçük bir hizmetti yapabildimse o bana yeter en büyük hatam da şiir yazmak herkesin kusurunu suratına haykırmam taşları yılanlara sığınak olmaktan kurtarmam
diğer bir hatam da insanlara zarar hatalarımın en büyüğü kusursuzluğuma kusur. Keşke gemleseydim kendimi de yapmasaydım Küçük bir hata mertliğime kocaman bir leke
Kim ideal ki Gül bile narinliğini dikenin üstüne kondurmuş Bülbül altın kafese tercih etmiş karaçalı dikenini Dağlar eşkıyaları gizlemiş azametliklerine rağmen Sel olmuş bulutlar çullanmış fakirin, fukaranın üstüne Ateş alet olmuş pis amaçlara evleri, ormanları yakmış Hatasını kabullenmekte aktöreliktir Evet benimde oldu bir hatam çevremi inciten Özür dilerim içten
Yaşım altmış Bir ömür yaşadım düşünceyle aplikasyon arası sıkışık Nice kalabalıklarda yalnızdım ben Kadehler bile sustu zaman zaman Türkçe bir söze muhtaç olduğum günleri anımsarım Akreplerin yılanların arasından geçtim çoğu zaman Gün geldi karıncalar üşüştü sırtıma Sivrisinekler vızıldadı hep kulaklarımda Ağlamayı gülmekle sarmalamayı öğrendim ben Bir de gecelere ışık tutmayı Bir de yaşamayı öğrendim yaşamak için kendiliğimden En çokta suskunluğumda susmayı
Yaşım altmış ben yaşamı yaşayarak buldum dirliğimi İnsan olmanın gücüydü kollarımda Kendi tırnaklarımla açtım çığırımı savaşan azmimdi varolma yollarımda
Yaşım altmış arkamda bir ömür pek uzun sayılmaz
Olaylar çehreler
Olaylar tatlı
Olaylar ekşimsi
Olaylar acı
Çehreler daha da değişken
Renklerini saysam bir türlü
Anlamlarını saysam bir türlü
Bakışları başka, başka gözlerinin rengi
Gözlerinde ışıltılar pırıltılar
Gözlerinde sevgi nefret
Gözlerinde insaf
Cinlikler gözlerinde
Burunlar
kimi sivri kimi tomak
kimilerinki şişkin önlerine görmeye engel
kimileri de çengel burun
kulakları başka başka
kimileri duyar kimileri duymaz
benim tanıdığım eller yalnız alan eller
dost eller de vardı tabii tek tük sıcacık
Dudaklar
Kiminin kalın kiminin ince
Kimini dilleri susmaz
Kimininkilerde çıt yok
Kimileri bal sızdırır, kimileri zehir
Kiminin yanakları kemikli, kimilerinki etli
Kimilerinki elmalı
Kimilerinki şeftalili
Dutlusu bile var için için, en çokta ekşi elmalısı
Arkamda bıraktığım yollar var üstünde yürüdüğüm
Her biri başka bir yere götürmüştür beni
Hatalı, hatasız yollar
Kimileri günah dolu
Hayırlarla doludur kimisi
Kimilerinde sen yoksun
Ben de pişmanım yürüdüğüme o yolu
Yaşım altmış
Erkekler var dost
Erkekler var düşman
Erkekler var erkekliklerinden pişman
Kadınlar var bir sürü aşık olmadan seviştiğim
memnunduk
Kadınlar var onları çok istememe rağmen beni ret eden
Hele de saman sarısı saçları
İri iri mavi gözleriyle Nadya
Kadın giyinir kadın gülümserdi
Kadın yürür, kadın bakardı
Sevmesine beni severdi ya
Beni reddi karımın hatırıydı
Ben onu, o da karımı daha çok severdi
Benim ret ettiklerimde var tabii
Başarılarım var hiç sevinmediğim
Başarısızlıklarım umursamadığım
Şiirler yazdım çok, manzume bile değillerdi
Şiir olanları da vardı için için
Nice öyküler bende öldü
İyi düşüncelerimi hibe ettim
kendime bıraktım kötülerini
nikahlı nikahsız iki de karım oldu
onlara ne aşıktım, ne de onları sevdiğimi söyleyebilirim
bana ilki kız, diğeri oğlan doğurdu
birinin temizliği diğerinin insanlı birleşseydi
ikisinden ne güzel bir hanım olurdu
ben de belki o hanımı çok severdim
hatalarımda oldu kendime zarar
ilki aşık olmamdı
o zamanlar kimse çocuklarının aşkına meşkine bakmazdı
emrivakidi evlenmekler
bu olacak dediler mi iş biterdi
ikinci hatam
ben Türklüğümle gururlanan bir genç
babama inat kendime eş Hıristiyan bir hanım almam
diğer bir hatam da
“ESİNTİ” dergisini yayınlamam oldu galiba
beni tanıtanlar tanıtmayanlar
“Esinti” yi kaynak gösterseler de bazı alıntılarında
benim yayınladığımı söylemekten kaçınırlar
küçük düşmek var galiba korkularında
bir de sığlılıklarına sığmazlığım
amacım küçük bir hizmetti
yapabildimse o bana yeter
en büyük hatam da şiir yazmak
herkesin kusurunu suratına haykırmam
taşları yılanlara sığınak olmaktan kurtarmam
diğer bir hatam da insanlara zarar
hatalarımın en büyüğü
kusursuzluğuma kusur.
Keşke gemleseydim kendimi de yapmasaydım
Küçük bir hata mertliğime kocaman bir leke
Kim ideal ki
Gül bile narinliğini dikenin üstüne kondurmuş
Bülbül altın kafese tercih etmiş karaçalı dikenini
Dağlar eşkıyaları gizlemiş azametliklerine rağmen
Sel olmuş bulutlar çullanmış fakirin, fukaranın üstüne
Ateş alet olmuş pis amaçlara evleri, ormanları yakmış
Hatasını kabullenmekte aktöreliktir
Evet benimde oldu bir hatam çevremi inciten
Özür dilerim içten
Yaşım altmış
Bir ömür yaşadım düşünceyle aplikasyon arası sıkışık
Nice kalabalıklarda yalnızdım ben
Kadehler bile sustu zaman zaman
Türkçe bir söze muhtaç olduğum günleri anımsarım
Akreplerin yılanların arasından geçtim çoğu zaman
Gün geldi karıncalar üşüştü sırtıma
Sivrisinekler vızıldadı hep kulaklarımda
Ağlamayı gülmekle sarmalamayı öğrendim ben
Bir de gecelere ışık tutmayı
Bir de yaşamayı öğrendim yaşamak için kendiliğimden
En çokta suskunluğumda susmayı
Yaşım altmış ben yaşamı yaşayarak buldum dirliğimi
İnsan olmanın gücüydü kollarımda
Kendi tırnaklarımla açtım çığırımı
savaşan azmimdi varolma yollarımda
Maneviyatım, üzgüm sinsiliğin, arsızlığında devinmekte elbette.…