93-ed-DUHÂ Duhâ, kuşluk vakti demektir. Sûre, adını ilk ayette geçen bu kelimeden alır. Fecr sûresinden sonra Mekke'de inmiştir, 11 (onbir) âyettir. Sûrede âhir zaman Peygamberinin HZ Muhammed (sas) hususiyetlerinden biri yani yetim oluşu ele alınır ve kendisi teselli edilir. bu surede vurgulananlar ayrica kendini 'terk edilmiş' hisseden, sıkıntılar içindeki ve her şeyden kuşkuya düşmenin eşiğine gelmiş bütün insanlar için geçerlidir herhalde... her insanın şu veya bu şekilde 'yetim,' 'babasız' ve aslında öylesine 'yalnız' olduğuna işaret eder.. Yüce Allah, işte o 'yalnız' insana böyle seslenir
Andolsun kuşluk vaktine Ve sükûna erdiğinde geceye ki, Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı Gerçekten senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır Pek yakında Rabbin sana verecek de hoşnut olacaksın O, seni yetim bulup barındırmadı mı? Şaşırmış bulup da yol göstermedi mi? Seni fakir bulup zengin etmedi mi? ''Öyleyse yetimi sakın ezme.'' '' El açıp isteyeni de sakın azarlama.'' Ve Rabbinin nimetini minnet ve şükranla an.
112-İHLAS: De ki; O Allah bir tektir. Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O'na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir Doğurmadı ve doğurulmadı O 'na bir denk de olmadı
(NAHL SURESİ-40) Onu istediğimizde herhangi bir şey için sözümüz, ona yalnızca 'Ol' demekten ibarettir; o da hemen oluverir.
107-MA'UN: Dini yalanlayanı gördün mü? İşte o, öksüzü iter, kakar. Yoksulu doyurmaya önayak olmaz. Vay haline o namaz kılanların ki, Kıldıkları namazın değerine aldırış etmezler.Gösteriş yaparlar onlar, Ve yardımlığı sakınırlar (zekatı vermezler) .
HADÎD SÛRESİ
20. Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider) . Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.
NAHL:62 - Müşrikler, kendilerinin hoşlanmadıkları şeyleri, Allah'a isnad ediyorlar. Dilleri, en güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu yalan yere durmadan söyler. Hiç şüphesiz onlar için, sadece ateş vardır. Oraya en önde gidip kalacaklardır
'Yoksa kötülüklere batıp-yara alanlar, kendilerini iman edip salih amellerde bulunanlar gibi kılacağımızı mı sandılar? Hayatları ve ölümleri bir mi olacak? Ne kötü hüküm veriyorlar.' (Casiye Suresi, 21)
Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi şerle de hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz Bize döndürüleceksiniz. (Enbiya Suresi, 35)
YALANLIYANLARA MÜHLET VERİLMESİ
HAKKA 68/44- (Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanlarla beni başbaşa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helaka yaklaştıracağız.
68/45- Onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz benim tuzağım sağlamdır.
ARAF 7/182- Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz.
7/183- Ben onlara mühlet veririm. Şüphesiz benim tuzağım çetindir. 73/11- Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
68 - KALEM SÛRESİ
1,2. Nûn.1 (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin.
3. Şüphesiz sana tükenmez bir mükâfat vardır.
4. Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.
5,6. Hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
7. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi daha iyi bilir. O, hidayete erenleri de daha iyi bilir.
8. O halde yalanlayanlara boyun eğme.
9. İstediler ki, yumuşak davranasın, böylece onlar da yumuşak davransınlar
10,11,12,13,14. Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.
15. Âyetlerimiz kendisine okunduğu zaman, “Öncekilerin masalları! ” der.
TEKVÎR SÛRESİ 33,34,35,36,37. Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
38. O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar,
39. Gülerler, sevinirler.
40. O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler.
41. Onları bir siyahlık bürür.
42. İşte onlar, kâfirlerdir, günaha dalanlardır.
47-MUHAMMED
36 - Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Eğer iman eder kötülükten sakınırsanız, Allah size mükâfatınızı verir. Ve sizden bütün mallarınızı harcamanızı da istemez.
37 - Eğer sizden onların tamamını isteyip de sizi zorlasaydı cimrilik ederdiniz. Bu da sizin bütün kinlerinizi ortaya çıkarırdı.
38 - İşte sizler Allah yolunda harcamaya çağrılan kimselersiniz. İçinizden kiminiz cimrilik ediyor. Ama cimrilik eden ancak kendi zararına cimrilik eder. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer siz Hakk'tan yüz çevirirseniz Allah yerinize başka bir kavim getirir. Sonra onlar sizin gibi olmazlar.
104-HÜMEZE:1 - 2 - Mal toplayıp onu tekrar tekrar sayan, insanları arkadan çekiştirip, kaş göz hareketleriyle alay edenlerin (hümeze ve lümezenin) vay haline! 3 - Malının, kendisini ebedi yaşatacağını sanır. 4 - Hayır, andolsun ki, o hutame (cehennem) ye atılacaktır. 5 - Hutame'nin ne olduğunu bilir misin? 6 - 7 - O, kalplerin içine işleyecek, Allah'ın tutuşturulmuş bir ateşidir. 8 - 9 - Cehennemlikler, dikilmiş direklere bağlı oldukları halde, o ateşin kapıları üzerlerine kapatılacaktır. BAKARA SÛRESİ
177. İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.
30-RUM
31-Başkasından geçerek hep O'na gönül verin ve O'ndan sakının. Namaza devam edin ve müşrilerden olmayın.
32-O müşriklerden (olmayın ki) onlar, dinlerini ayırıp öbek öbek olmuşlardır. Her grup kendilerindekine güvenmektedir.
33 - Bununla beraber insanlara bir keder dokunduğu zaman her şeyden geçerek Rablerine yalvarır, dua ederler; sonra tarafından bir rahmet tattırıverdiği zaman da bakarsın onlardan bir kısmı tutar, O Rablerine ortak koşarlar.
34 - Bunu da kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etmek için yaparlar. Haydi geçinedurun bakalım, yakında bileceksiniz.
35 - Yoksa biz onlara bir delil indirmişiz de O'na ortak koşmalarını o mu söylüyor?
36 - Bir de biz insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona güveniyorlar da; ellerinin önceden yaptığı şeyler sebebiyle başlarına bir fenalık gelirse, hemen her ümidi kesiveriyorlar.
37 - Onlar görmediler mi ki, Allah dilediği kimseye rızkı serer ve daraltır. Şüphesiz ki bunda iman edecek bir kavim için ibretler vardır.
38 - O halde akrabaya da hakkını ver, yoksula da, yolcuya da... Bu, Allah'ın rızasını dileyenler için daha hayırlıdır. Kurtuluşa erecek olanlar da işte onlardır.
39- İnsanların malları içinde artsın diye verdiğiniz faiz, Allah yanında artmaz. Allah'ın rızasını dileyerek verdiğiniz zekata gelince, işte onlar, malları kat kat artmış olanlardır.
40 - Allah, O'dur ki, sizi yarattı, sonra da size rızık verdi, sonra sizi öldürür, sonra sizi diriltir. Hiç sizin ortak koştuklarınızdan, bunlardan birini yapacak olan var mı? Allah, onların ortak koştuklarından münezzeh ve yücedir.
54-Allah O'dur ki, sizi güçsüz olarak yaratır, sonra güçsüzlüğün arkasından kuvvet verir. Sonra kuvvetin arkasından yine güçsüzlüğe ve ihtiyarlığa getirir. O dilediğini yaratır. Ve O, her şeyi bilir, her şeye gücü yeter.
19-MERYEM 8 - Zekeriyya: 'Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir? ' dedi. 9 - (Allah yahut Cebrail ona şöyle) dedi: 'Dediğin gibidir, (fakat) Rabbin buyurdu ki, bu işi yapmak bana kolaydır. Nitekim bundan önce seni yarattım. Halbuki sen hiçbir şey değildin.
16 NAHL:8 - Hem kendilerine binesiniz, hem de zinet olsun diye atları, katırları, ve merkepleri yarattı. Ve şu anda bilemeyeceğiniz daha nice şeyler yaratacak... not:suanki ve gelecek zamanda ulaşım ve diger alanlardaki teknolojik gelişmeler 11 - Allah, sizin için, o su ile ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve her çeşit meyveleri bitirir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir topluluk için büyük bir ibret vardır.(1) 12 - Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize O verdi. Bütün yıldızlar da O'nun emrine boyun eğmişlerdir. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan bir toplum için ibretler vardır.
13 - Yeryüzünde sizin için yarattığı değişik renklerdeki şeyleri de sizin hizmetinize sunmuştur. Elbette bunda öğüt alan kimseler için bir ibret vardır.
14 - Yine denizden taze et (balık) yiyesiniz ve ondan takındığınız süs eşyasını çıkarasınız diye, denizi emrinize veren Allah'tır. Gemilerin denizde suyu yararak gittiklerini görüyorsun. Lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için Allah böyle yapmıştır.
15 - Allah, yeryüzü sizi sarsmasın diye oraya sabit dağlar yerleştirdi. Yolunuzu bulmanız için de nehirler ve yollar yarattı.
16 - Daha birçok âlametler yarattı. İnsanlar geceleyin de Allah'ın yarattığı yıldızlarla yönlerini bulurlar.
17 - Hiç yaratan (Allah) , yaratmayan (putlar) gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz?
18 - Halbuki Allah'ın nimetlerini teker teker saymaya kalkışsanız, onları sayamazsınız. Muhakkak ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
19 - Allah, gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilir.
20 - Kâfirlerin Allah'tan başka yalvardıkları (putlar) ise, hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onlar, kendileri yaratılmışlardır.
45 - Sinsice kötü tuzaklar kuranlar, Allah'ın kendilerini yerin dibine geçiremeyeceğinden, yahut bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceğinden emin mi oldular?
49 - Göklerde ve yer yüzünde bulunan canlılar ve bütün melekler, kibirlenmeden Allah'a secde ederler.
50 - Kendilerine hakim olan Rabblerinden korkarlar ve emrolundukları her şeyi yaparlar. 51 - Allah, buyurmuştur ki: İki ilâh edinmeyin. O, ancak bir ilâhdır. Onun için yalnız benden korkun. not.farkinda olmadan edindigimiz ilahlar her alanda dini alanda sosyal yaşamda çok dikkat edelim
61 - Eğer Allah insanları zulümleri yüzünden hesaba çekseydi, yeryüzünde kımıldayan tek canlı bırakmazdı. Fakat Allah onları, belli bir vakte kadar erteler. Müddetleri (ecelleri) geldiği zaman, onu ne bir saat erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.
Andolsun ki Allah, müminlere, içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. (Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara Kitab'ı ve hikmeti öğretiyor. Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler. (Al-i İmran Suresi, 164)
... Zekeriya her ne zaman mihraba girdiyse, yanında bir yiyecek buldu: 'Meryem, bu sana nereden geldi? ' deyince, 'Bu, Allah Katındandır. Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verendir' dedi. (Al-i İmran Suresi, 37)
Şüphesiz, Biz elçilerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahidlerin (şahidlik için) duracakları gün elbette yardım edeceğiz. (Mümin Suresi, 51)
Göklerde ve yerde büyüklük O'nundur. O, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Casiye Suresi, 37)
... O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah'ın olduğunu ve Allah'ın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi. (Bakara Suresi, 165)
Gerçekten insan, Rabbine karşı nankördür. Ve gerçekten, kendisi buna şahiddir. Muhakkak o, mal sevgisinden dolayı (bencil ve cimri tutumundan) çok katıdır.” (Adiyat Suresi, 6-8)
Eğer biz dilemiş olsaydık, her bir nefse kendi hidayetini verirdik. Fakat benden çıkan şu söz gerçekleşecektir: 'Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan (inkar edenlerle) tamamıyla dolduracağım.' (Secde Suresi, 13)
Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık) . Kalbleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır. (Araf Suresi, 179)
21-ENBİYA: 37 - İnsan aceleci olarak yaratılmıştır. Size yakında (azaba dair) alametlerimi göstereceğim. Şimdi siz acele etmeyin.
O inkar edenler Müslüman olmayı nice kereler dileyecekler. Onları bırak, yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İleride bileceklerdir. (Hicr Suresi, 2-3)
Karada ve denizde sizi gezdiren O'dur. Öyle ki siz gemide bulunduğunuz zaman, onlar da güzel bir rüzgarla onu yüzdürürlerken ve (tam) bununla sevinmektelerken, ona çılgınca bir rüzgar gelip çatar ve her yandan dalgalar onları kuşatıverir; onlar artık bu (dalgalarla) gerçekten kuşatıldıklarını sanmışlarken, dinde O'na 'gönülden katıksız bağlılar (muhlisler) ' olarak Allah'a dua etmeye başlarlar: 'Andolsun eğer bundan bizi kurtaracak olursan, muhakkak Sana şükredenlerden olacağız.' 'Ama (Allah) onları kurtarınca, hemen haksız yere, yeryüzünde taşkınlığa koyulurlar. Ey insanlar, sizin taşkınlığınız, ancak kendi aleyhinizedir; (bu) dünya hayatının geçici metaıdır. Sonra dönüşünüz Bizedir, Biz de yaptıklarınızı size haber vereceğiz. (Yunus Suresi, 22-23)
Size denizde bir sıkıntı (tehlike) dokunduğu zaman, O'nun dışında taptıklarınız kaybolur-gider; fakat karaya (çıkarıp) sizi kurtarınca (yine) sırt çevirirsiniz. İnsan pek nankördür. Kara tarafında sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden veya üzerinize taş yığınları yüklü bir kasırga göndermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil bulamazsınız. (İsra Suresi, 67-68)
Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunup davranan başka; işte onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. Kim tevbe eder ve salih amellerde bulunursa, gerçekten o, tevbesi (ve kendisi) kabul edilmiş olarak Allah'a döner. (Furkan Suresi, 70-71)
Gerçekten Ben, tevbe eden, inanan, salih amellerde bulunup da sonra doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım. (Taha Suresi, 82)
75-KIYAMET:1 - Hayır, yemin ederim o kıyamet gününe. 2 - Yine hayır, yemin ederim o sürekli kendini kınayan nefse.3 - İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor? 4 - Evet, bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter. 5 - Fakat insan günahı devam ettirmek ister. 6 - O kıyamet günü ne zaman? diye sorar.7 - Ne zaman ki o göz şimşek çakar, 8 - Ay tutulur,9 - Güneş ve ay toplanır,10 - İşte o gün insan, 'kaçacak yer neresi? ' der. 11 - Hayır, hayır, yok bir siper. 12 - O gün varılıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur 13 - O gün insana, yapıp öne sürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir. 14 - Doğrusu insan kendi nefsini görür, 15 - Bir takım özürler ortaya atsa da. 16 - Onu hemen okumak için dilini depretme.17 - Kuşkusuz onu toplamak ve okumak bize aittir. 18 - O halde biz onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et. 19 - Sonra onu açıklamak da bize aittir.20 - Hayır, siz peşin olanı (dünyayı) seviyorsunuz da 21 - Ahireti bırakıyorsunuz. 22 - Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar. 23 - Rabbine bakar.24 - Yüzler de var ki o gün asıktır. 25 - Anlar ki kendisine belkıran (bel kemiklerini kıran belalı bir iş) yapılır.26 - Hayır hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır, 27 - 'Tedavi edebilecek kimdir? ' denilir.28 - Can çekişen bunun o ayrılık anı olduğunu anlar.29 - Bacak bacağa dolaşır.. 30 - İşte o gün sevk, ancak Rabbinedir. 31 - Fakat o, ne sadaka verdi, ne namaz kıldı.32 - Fakat yalanladı ve döndü.33 - Sonra da çalım sata sata ailesine gitti.34 - Gerektir o bela sana, gerek. 35 - Evet, gerektir o bela sana gerek. 36 - İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır? 37 - O, dökülen erlik suyundan bir damla (sperm) değil miydi? 38 - Sonra bir aleka (embriyon) oldu da Rabbi onu biçime koydu, sonra şekil verdi. 39 - Ondan da iki cinsi; erkek ve dişiyi var etti.40 - Peki, bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?
HADİ SİZDE YARDIMA MUHTAÇ MİLYONLARCA KİŞİDEN BİRİNE EL UZATIN BAĞIŞLAYIN...
AFRİKA AÇLIGIN BAŞKENTİ Afrika ÖLÜYOR. 24 ülkedeki 39 milyondan fazla insan ciddi bir besin eksikliği ile karşı karşıya. Açlık nedeniyle ölüm yavaş ve acı dolu bir ölüm şekli. Milyonlarca insanı, savaşın, kuraklığın, yoksulluğun ve AIDS’in ölümcül karışımının sonucu olarak bekleyen bir ölüm şekli. Aileler aç çocuklarına bir parça yiyecek bulma savaşını verirken korkunç boyutlarda tüm kıtayı tehdit eden bir insanlık dramı. işin diger trajik yanıda musluman olduklarından ve dinlerini degistirmeyi kabuletmediklerinden dolayı misyonerler ve diger kabileler tarafindan baskı altında tutulan insanların bu yardımlardan gerektigi kadar faydalanamamasi! dunyadaki 1 milyarın üstündeki müslümanında çogunun görmek istememesi veya farkinda olmamasi
Afrika Yardım Kampanyası bağışları için hesap numaraları:
a) Ziraat Bankası (Fatih Şubesi-İstanbul)
Şube Kodu: 488
YTL: 53 53 53 53 - 5007
USD: 53 53 53 53 – 5008
EURO:53 53 53 53 – 5010
b) Albaraka Türk (Fatih Şubesi-İstanbul)
Şube Kodu: 15
YTL: 287 839-77 77 77
USD: 287 839-77 77 78
EURO: 287 839-77 77 79
f) İş Bankası (Fatih Şubesi-İstanbul)
Şube Kodu: 1020
YTL: 158 93 11
USD: 070 06 75
EURO: 070 06 60
) Garanti Bankası (Fatih Şubesi-İstanbul)
Şube Kodu: 62
YTL: 629 86 40
USD: 909 31 54
EURO: 909 31 53
İHH İNSANİ YARDIM VAKFI AFRİKA YARDIM BEKLİYOR SMS İLE BAGIŞ ZAMANI TURKCELL VE AVEA FATURALI HATLARDAN BAGIS YAZ 3072 YOLLA 5 YTL KATKIDA BULUN HER SMS 5 YTL
SOKAK ÇOCUKLARI! ! !
BELED SÛRESİ: 15. İnsan ise; Rabbi onu deneyip de kendisine ikramda bulunduğunda, ona bol bol nimetler verdiğinde, “Rabbim bana ikram etti” der. 16. Ama onu deneyip rızkını daraltınca da, “Rabbim beni aşağıladı” der 17. (Hayır! ,hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz) 18. Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. 19. Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz. 20. Malı da pek çok seviyorsunuz. 21. Hayır, yeryüzü (kıyamet sarsıntısıyla) parça parça olup dağıldığı zaman, 22,23. Rabbinin buyruğu ve saf saf dizilmiş olarak melekler geldiği ve o gün cehennem getirildiği zaman, işte o gün insan (yaptıklarını birer birer) hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ona nasıl faydası olacak! ?
Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu (DDK) , yoksullara yardım etmek amacıyla kurulan Sosyal Yardımlaşma Fonu'nun parasının yoksullar yerine başka alanlarda harcandığını ortaya çıkardı. DDK, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü'nün 2004-2005 yılı faaliyetlerini denetleyerek rapor haline getirdi. Raporda, yoksulları hedef almayan bazı projelere destek sağlanarak, bazı kuruluşların elemanlarının ücretlerinin ödendiği, sosyal yardım amacı taşımayan ve tamamen belediye hizmeti niteliğindeki projelerin desteklendiği, sivil toplum kuruluşlarının düzenlendiği inceleme gezileri için kaynak ayrıldığı, yoksullukları araştırılmadan çeşitli etkinliklere kaynak aktarıldığı belirtildi.
İller arasında eşitsizlik Rapora göre, merkez ilçesi bulunmayan Ankara, İstanbul, Adana, Bursa, Gaziantep, İzmir, Kayseri ve Bursa illerindeki vakıflar işlevsiz kalırken, aylık payların dağıtımı açısından bu illerde diğer iller aleyhine bir eşitsizlik doğdu. Genel müdürlükten il ve ilçelerdeki vakıflara her ay için ayrılan payların gönderilmesi aşamasında, o ay için alacağı payın üç katından fazla parası mevcut olan vakıflara hiç para gönderilmezken, pay tutarı 10 bin YTL'nin altında kalan vakıflara ise 10'ar bin YTL havale gönderiliyor. Raporda, bu durumun, aylık paylarını akılcı kullanan veya büyük projelere girişmek üzere birikim yapmaya çalışan vakıfların zararına bir sonuç doğurduğu, standart uygulamadan farklı olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki 23 ile yüzde 50 fazla pay verilmesinin adaletsizliğe yol açtığı belirtildi. Rapora göre, 2001 krizinden sonra uygulanmaya başlanan Sosyal Riski Azaltma Projesi'nden en fazla Gaziantep'le Mersin, en az Bayburt ve Yalova yararlandı. Iğdır yardımdan hiç pay almadı.
'Yurt inşaatları incelensin' Sosyal güvenlik vakıflarının yaptırdığı öğrenci yurtlarına ilişkin çeşitli eleştirilerin yer aldığı raporda, Alucra, Çamoluk ve Pazarlar ilçelerinde öğrenci yurdu olarak yaptırılan binalara ilişkin ihale ve hak ediş işlemlerinin incelenmesi, gerekirse soruşturulması istendi. Raporda 'Alucra'da 100 kişilik öğrenci yurdunun yapım çalışmaları 1993'te başladı, aradan 12 yıl geçmesine ve bugüne kadar 1.5 milyon YTL harcanmasına karşın yurdun inşaatı bitirilemedi' denildi. Raporda yurtlarının büyük bölümünün başka kuruluşlara standart olmayan şekilde devredildiği de vurgulandı.
ZENGİNLER VE YOKSULLAR ARASINDAKİ UÇURUM ARTIYOR
ABD dahil dünyada yoksullar giderek daha da yoksullaşırlarken, zenginler servetlerine servet katıyorlar.
Bu konuda herhangi bir kuşkunuz varsa, yetenek ve çalışkanlığın para kazandırmak için yeterli sayıldığı ABD’deki istatistiklere bir göz atmanızda yarar var.
ABD’de yoksulluk- zenginlik uçurumu giderek büyüyor. Yoksul daha yoksul, zengin daha zengin oluyor. İngiltere’de yayımlanan New Scientist isimli bilim dergisi Amerikaya bakıp böyle diyor ve bu gelişmeyi doğa yasalarına aykırı buluyor! Ve şu bilgileri veriyor:
1979 yılında ABD nüfusunun ekonomik açıdan en üst dilimini oluşturan %1’lik kesimi, nüfusun %20’sini oluşturan en düşük gelirlilere kıyasla, ortalama 33,1 kat daha yüksek gelir elde etmekteydi. 2000 yılında bu fark 88,5 katına yükseldi. A.B.D’nin gelir dağılımındaki eşitsizlik giderek artarken, öteki ülkelerde durum nasıl?
Gelir dağılımını saptamak amacıyla basit fizik kurallarına dayalı modellerden yola çıkan fizik uzmanlarına bakılırsa, A.B.D dışındaki ülkelerde de durum pek farklı değil. Araştırmalar piyasa ekonomilerindeki eşitsizliğin kolay kolay giderilemeyecek boyutta olduğunu ortaya koyuyor.
Adil dağılım yok
Ekonomi ve fizik uzmanları Hindistan’da ilk kez yapılacak olan gelir dağılımının 'ekonofiziği' toplantısında bu konuları tartışmak üzere biraraya geldi. Saha Nükleer Fizik Enstitüsü’nden Sudhakar Yarlagadda, 'Amacımız gelir dağılımındaki bu eşitsizliğin ardında sosyal bir adaletsizlik olup olmadığını anlamak,' diyor.
Gelirin hiç de adil bir biçimde dağılmadığı herkesçe biliniyor. Birkbeck Üniversitesi emekli ekonomi profesörlerinden Robin Marris, 'Genelde insanların davranış, yetenek ve dürtüleri normal bir dağılım sergilemekle birlikte, gelir dağılımında çok daha büyük bir eşitsizliğe tanık olunuyor,' diyor.
Paris doğumlu Vilfredo Pareto adlı bir mühendis 1897 yılında, Avrupa’da gelir dağılımının basit bir güç-yasa ilişkisine dayandığını, buna göre en varlıklı kesimin ulusal servetin en büyük dilimini kaptığını öne sürüyordu.
Ekonomi uzmanları bu yasanın yalnızca çok zengin kesim için geçerli olduğunu ve nüfusun geri kalan bölümünü bağlamak zorunda olmadığını sonradan fark ettiler.
Sadece azınlık için geçerli
Şimdi zenginler Pareto’nun yasasına şükrederlerken, geri kalan çoğunluk için tümden farklı bir yasa geçerliymiş gibi görünüyor.
1983-2001 yılları arasında A.B.D’nin gelirleriyle ilgili verilerini inceleyen Maryland Üniversitesi fizikçilerinden Victor Yakovenko ve meslektaşları, gelir dağılımında ülke nüfusunun en varlıklı kesimini oluşturan yaklaşık %3’ü için Pareto yasasının gerçekten de geçerli olduğuna, ancak geri kalan %97’lik kesimin gelir dağılımının çok farklı bir seyir izlediğine tanık oldular.
Araştırmacılar bu kesimin gelir dağılım eğrisinin gazdaki atomların enerji yayılımını gösteren eğriyle yakın bir benzerlik taşıdığına dikkat çekiyorlardı.
Bu modele göre para, tıpkı atomların çarpışmaları sonucunda enerji alıp vermeleri gibi, insanların gelişigüzel etkileşimleri sonucunda el değiştiriyor.
Ekonomi uzmanları tarafından oluşturulan modellerde insanlar her zaman akılcı kararlar veren canlılar olarak ele alınırken, ekonofizikçiler geniş sistemlerde bireyin davranışlarının çok farklı unsurlar tarafından belirlendiğine ve bu nedenle ulaşılan net sonucun gelişigüzel bir sonuç olduğuna inanıyorlar.
Para, enerji gibi
Öyle olunca da, insanları gazın içindeki atomlara benzetmek son derece akla yatkın bir yaklaşım sayılıyor. Paranın da enerji gibi korunması gereken bir şey olduğu düşünüldüğünde, bu benzetme daha da anlam kazanıyor. Yakovenko paranın yaratılan ya da yok edilen bir şey olmadığına, onu karşılıklı etkileşim aracılığıyla akan bir sıvıymış gibi ele almak gerektiğine dikkat çekiyor.
Yakovenko gelir dağılımında en yoksul kesimin toplam gelirinde enflasyona bağlı olarak çarpıcı bir değişim meydana gelmezken, 1983-2000 yılları arasındaki dönemde Pareto eğrisindekilerin gelir düzeyinin beş katına fırladığını da ortaya koydu.
Yakovenko’nun elde ettiği bulguların yanı sıra, başka ülkelerde yapılan araştırma sonuçları ekonomide iki sınıfın var olduğunu gözler önüne seriyor.
İki sınıf var
Birinde zenginler paralarına para kattıkça, ötekinde yoksullar giderek sefalete sürükleniyor. Yakovenko bu durumu yine gazlardaki atomlar benzetmesinden yola çıkarak açıklıyor.
Atomlar ısıl bir denge içindeyken enerjiyi üstel olarak dağıtırlar ve bu dengenin bozulması çok yoğun miktarda enerji gerektirir. Bu da, ekonomide farklı bir durum yaratmanın benzer güçlükleri olduğunun bir kanıtıdır.
Ne var ki, bu modeldeki gelişigüzellik gerçekte bireylerin bir sınıftan ötekine sıçrayabilecekleri anlamına gelmektedir.
Yakovenko bunda herhangi bir politikanın pek de etkili olmayacağına, 'Stalin’ci bir tavır' sergilenmedikçe, gelirde farklı dağılım sağlayacak bir politika izlemenin çok güç olacağına dikkat çekiyor.
Saha Nükleer Fizik Enstitüsü’nden Bikas Chakrabarti ve arkadaşları tarafından geliştirilen daha incelikli bir model ise yoksullarla ilgili biraz daha aydınlık bir portre çiziyor. Vergi veya tasarruf
Gaz modeli üzerinde insanların gelirlerinin bir bölümünü biriktirmelerine olanak tanıyacak biçimde birtakım oynamaların yapıldığı bu model, Yakovenko’nun ortaya koyduğu gelir sınıflarının yanı sıra, birikimlerin arttırıldığı oranda zenginliğin yolunun açılabileceğini de öngürüyor.
Chakrabarti, vergiler koymaktansa, insanların tasarruf alışkanlıklarını değiştirmenin daha eşit bir gelir dağılımının sağlanmasında etkili olabileceğine inanıyor.
Utah Eyalet Üniversitesi makroekonomi uzmanlarından Makoto Nirei fizikçilerin bu çalışmalarını desteklemekle birlikte, modelde paranın el değiştirme biçimiyle ilgili kuşkuları olduğunu belirterek, 'Model bana ekonomik bir değişim sürecinden çok, bir soygun sürecini yansıtıyormuş gibi geliyor. Insanlar gelişigüzel karşılaşıyorlar ve biri ötekini alt edip parayı kapıyor,' diyor.
Başka ekonomi uzmanları da, fazlasıyla soyut denebilecek bu modellerden yola çıkan politikaların uygulamaya sokulması için henüz çok erken olduğuna dikkat çekiyorlar.
DARFURU ZOR BİR YAZ BEKLİYOR
Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı, kaynak yetersizliği nedeniyle Sudan'ın Darfur bölgesine yönelik gıda yardımlarını yarı yarıya kesmek zorunda kaldığını söylüyor.
Üç yıldır süregiden çatışmalardan kaçan yaklaşık üç milyon Darfurlu içme suyu ve yiyecek konusunda tamamen uluslararası yardım kuruluşlarına bağımlı durumdalar.
Birleşmiş Milletler, bağış yapan ülkelerden şu ana dek gerekli olan paranın sadece yüzde 32'sini alabildi. Gözlemciler, bölgede yetersiz beslenmeden kaynaklanan rahatsızlıkların arttığına işaret ediyor.
Gıda Programı Başkanı James Morris, gıda yardımını yarı yarıya kesmekten başka çareleri kalmadığını ve bunun hayatında vermiş olduğu en zor kararlardan biri olduğunu söyledi.
Dünyada gıda yardımına muhtaç olan en büyük nüfus Sudan'da. Bütün ülke çapında altı milyonu aşkın kişi gıda yardımı alıyor.
Bu yardımların faturası, yaklaşık 750 milyon dolar kadar. Ancak Birleşmiş Milletler bu paranın henüz üçte birine bile ulaşamadı.
En büyük bağışı yapan ülke Amerika Birleşik Devletleri. Avrupa ülkelerinden gelen paranın ise çok az olduğu bildiriliyor.
Gıda yardımlarındaki kesinti Mayıs ayında yürürlüğe giriyor. Amaç, gıda stoklarının 'açlık mevsimi' diye adlandırılan Temmuz ve Eylül ayları arasındaki sürede yetmesini sağlamak.
Birleşmiş Milletler yetkilileri, şu an derhal para yardımları yapılsa bile, Afrika'nın ortasında yer alan Darfur bölgesine gıdanın varmasının dört ay alabileceğini belirtiyorlar. YAKLAŞIK 7 MİLYON SUDANLI AÇ! !
BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) , Sudan’da yaklaşık 7 milyon kişinin gıda yardımına muhtaç olduğunu açıkladı.
ROMA - FAO, silahlı çatışmalar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan 2 milyondan fazla, 2005’te Sudan’ın güneyinde 21 yıldır süren içsavaşı sona erdiren barış anlaşmasının imzalanmasının ardından evlerine geri dönen yaklaşık 900 bin ve Darfur, Güney Sudan ve uç bölgelerdekilerde yaşayan yaklaşık 3,5 milyon kişi olmak üzere toplam 6,7 milyon kişinin yardıma ihtiyaç duyduğunu belirtti.
Örgüt, gıda konusundaki “yetersizliğin” başlıca nedenleri olarakgelirin eşit dağıtılmaması, savaş ve göçler nedeniyle gıdaya ulaşmada karşılaşılan zorluklar ile iç yapılanma ve pazarlama sorunlarıyla ekonomik izolasyonu gösterdi.
FAO, 2006 yılı için tarım konusunda, başta evini terk etmek zorunda kalmış kişiler olmak üzere yardıma muhtaç yüz binlerce aileye tohum, tarım gereçleri, balıkçılık teçhizatı ve veterinerlik malzemelerinin dağıtılmasına yardımcı olmak gibi faaliyetlerinin desteklenmesi için 40 milyon dolara ihtiyaç duyulduğunu da açıkladı.
BAYRAMDA HUZUREVİ Bayram tüm Antalya'da büyük bir coşku içinde kutlanıyor. Ancak Antalya Huzurevi sakinleri için bayramın da diğer günlerden hiçbir farkı yok. Çünkü onlar her gün olduğu gibi bayramda da yalnızdı. Huzurevinde kalan yaşlılardan yalnızca birkaç tanesi çocukları ve yakınları tarafından hatırlandı ve ziyaret edildi. Geri kalanlarsa yaşlı gözlerle kapıdan ziyaretçilerinin gelmesini bekledi ama ne gelen oldu ne giden. Antalya Huzurevi sakinlerini tek hatırlayan Vali Yardımcısı Bahir Altunkaya, Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ramazan Özen ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı müdürü Ahmet Çalım oldu.
Ramazan Bayramının diğer günlerden hiçbir farkı yoktu Antalya Huzurevi sakinleri için. Gerçi onlar bugün her zamankinden daha erken kalkıp bayram için hazırlandılar belki ziyaretçileri gelir diye. Ancak ne gelen oldu ne giden.
Huzurevinde kalan yaşlıları tek hatırlayan Vali Yardımcısı Bahir Altunkaya, Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ramazan Özen ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı müdürü Ahmet Çalım oldu. Birlikte içilen çaylar ve sıcak bir sohbet biraz da olsa acılarını dindirdi huzurevi sakinlerinin.
Ancak oturma salonunda yapılan bu sohbete katılmayanlar ve dışarıda yaşlı gözlerle kapıya bakanlar da vardı. Hani olur ya belki bu bayram ziyaretlerine gelirdi çocukları.
Huzurevi sakinlerinden yalnızca birkaç tanesi bu bayram çocukları tarafından hatırlandı ve ziyaret edildi. Bir bayram daha böyle geçti onlar için.
kaynak.kanalvip
Bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir.'
Hz. Muhammed (sav)
Kötü bir işin en gizli şahidi vicdanımızdır.'
Hz. Ömer
Ne kadar bilirsen bil! Anlatabildiklerin, karşındakinin anlayabildiği kadardır.'
Mevlana C. Rumi
Boş zaman yoktur. Boşa geçen zaman vardır.'
Atasözü
“Hiç kimse kaderini değiştiremez ve kaderinden kaçamaz.”
Goethe İnsanlar önce para kazanmak için sağlıklarını yitirirler, sonra da sağlıklarını kazanmak için paralarını verirler.
Goethe
Dünya, kim tarafından aranıyor ve seviliyorsa onun padişahı olur. Kim de dünyayı terk eder ve horlarsa, dünya onun hizmetçisi olur. Dünya hem talep eden, hem de talep edilen, aranandır. Kim dünyayı talep ederse, dünya onu reddeder. Kim dünyayı reddederse, dünya onun peşinden gider. Dünya, ahirete giderken yol üzerindeki bir köprüdür. Bu köprüden geçiniz ama orada sürekli kalacakmış gibi davranmayınız. Köprüler üzerine saraylar inşa etmek pek de akıl karı değildir. Dünyadan seni ahirete ulaştıracak kadarını al, ahiretten seni men edecek olan tarafını bırak.
Yahya b. Muaz (r.h.)
“Affetmek zaferin zekatıdır.”
Hz. Muhammed (sav)
Bilim alçakta kalanları yükseltir, bilgisizlik de yüksektekileri alçaltır.'
Hz. Ali
'Duadan bıkkınlık göstermeyiniz. Çünkü dua ile beraber olan hiç kimse helak olmamıştır.'
Hz. Muhammed (sav)
Dua ve ibadet, Allah ile olmaktır. Allah ile olan kimse için ölüm de, ömür de hoştur.'
Mevlana
Üç şey vardır ki insanoğlunun yüceliğini gösterir: Musibetten şikayetçi olmamak, ağrıdan dolayı sızlanmamak ve diliyle kendini övmemek.
Ebu Derda (r.h.)
Dilediğiniz kadar öğrenin! Ama şunu iyi bilin ki, bildiklerinizle amel etmedikçe, ALLAH (c.c.) size ilminizden ötürü mükafat verecek değildir.
Muaz bin Cebel (r.h.)
Kulları küçük gören, onlarla alay eden kimse Rabbini tanımayan kimsedir. Yaradanı seven, O’nun sanatından teşekkül etmiş olan yaratıkları da sever.
Hz. Aişe (r.a.)
Kalbin kurtuluşu dört hasletle sağlanabilir. Sadece ALLAH (c.c.) için tevazu etmek, sadece ALLAH’a (c.c.) muhtaç olduğunu hissetmek, sadece ALLAH’tan (c.c.) korkmak ve sadece ALLAH’tan (c.c.) ummak.
Said el-Hırı (r.h.)
Alim, ALLAH’tan (c.c.) korkandır.
Amir bin Şerahil (r.a.)
Ne acaiptir o insanlar ki, altından ateş kaynayıp dururken yeryüzünde ALLAH’a isyan ederler.
Elmalılı Hamdi Yazır (r.h.)
Kulluk görevlerini ileride bulunacak boş bir zamana ertelemek nefsin ahmaklığındandır.
İbn Ataullah İskenderi (k.s.)
ALLAH’ın (c.c.) bakışları seni kuşatıyorken, halkın bakışını nasıl önemsiyorsun. Halkın yönelişini bir yana bırak. Hakkın yönelişini görmeye çalış.
İbn Ataullah İskenderi (k.s.) Israrla dilediğin halde bağışların gecikmesi seni umutsuzluğa düşürmemelidir. Çünkü ALLAH (c.c.) duaların kabul olunacağına söz vermiştir. Ancak kabul edeceği dilek senin kendin için beğendiğin değil, O’nun senin için beğeneceği olacaktır. Ve kabul, senin istediğin zaman değil, O’nun istediği zaman olacaktır.
İbn Ataullah İskenderi (c.c.)
Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez. (Araf Suresi, 55)
93-ed-DUHÂ Duhâ, kuşluk vakti demektir. Sûre, adını ilk ayette geçen bu kelimeden alır. Fecr sûresinden sonra Mekke'de inmiştir, 11 (onbir) âyettir. Sûrede âhir zaman Peygamberinin HZ Muhammed (sas) hususiyetlerinden biri yani yetim oluşu ele alınır ve kendisi teselli edilir. bu surede vurgulananlar ayrica kendini 'terk edilmiş' hisseden, sıkıntılar içindeki ve her şeyden kuşkuya düşmenin eşiğine gelmiş bütün insanlar için geçerlidir herhalde... her insanın şu veya bu şekilde 'yetim,' 'babasız' ve aslında öylesine 'yalnız' olduğuna işaret eder..
Yüce Allah, işte o 'yalnız' insana böyle seslenir
Andolsun kuşluk vaktine Ve sükûna erdiğinde geceye ki, Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı Gerçekten senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır Pek yakında Rabbin sana verecek de hoşnut olacaksın O, seni yetim bulup barındırmadı mı?
Şaşırmış bulup da yol göstermedi mi? Seni fakir bulup zengin etmedi mi?
''Öyleyse yetimi sakın ezme.'' '' El açıp isteyeni de sakın azarlama.''
Ve Rabbinin nimetini minnet ve şükranla an.
112-İHLAS: De ki; O Allah bir tektir. Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O'na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir Doğurmadı ve doğurulmadı O 'na bir denk de olmadı
(NAHL SURESİ-40)
Onu istediğimizde herhangi bir şey için sözümüz, ona yalnızca 'Ol' demekten ibarettir; o da hemen oluverir.
107-MA'UN: Dini yalanlayanı gördün mü? İşte o, öksüzü iter, kakar. Yoksulu doyurmaya önayak olmaz. Vay haline o namaz kılanların ki, Kıldıkları namazın değerine aldırış etmezler.Gösteriş yaparlar onlar, Ve yardımlığı sakınırlar (zekatı vermezler) .
HADÎD SÛRESİ
20. Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, çok mal ve evlat sahibi olma yarışından ibarettir. (Nihayet hepsi yok olur gider) . Tıpkı şöyle: Bir yağmur ki, bitirdiği bitki çiftçilerin hoşuna gider. Sonra kurumaya yüz tutar da sen onu sararmış olarak görürsün. Sonra da çer çöp olur. Ahirette ise (dünyadaki amele göre ya) çetin bir azap ve(ya) Allah’ın mağfiret ve rızası vardır. Dünya hayatı, aldanış metaından başka bir şey değildir.
NAHL:62 - Müşrikler, kendilerinin hoşlanmadıkları şeyleri, Allah'a isnad ediyorlar. Dilleri, en güzel şeylerin kendilerine ait olduğunu yalan yere durmadan söyler. Hiç şüphesiz onlar için, sadece ateş vardır. Oraya en önde gidip kalacaklardır
'Yoksa kötülüklere batıp-yara alanlar, kendilerini iman edip salih amellerde bulunanlar gibi kılacağımızı mı sandılar? Hayatları ve ölümleri bir mi olacak? Ne kötü hüküm veriyorlar.' (Casiye Suresi, 21)
Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi şerle de hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz Bize döndürüleceksiniz. (Enbiya Suresi, 35)
YALANLIYANLARA MÜHLET VERİLMESİ
HAKKA 68/44- (Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur’an’ı) yalanlayanlarla beni başbaşa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helaka yaklaştıracağız.
68/45- Onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz benim tuzağım sağlamdır.
ARAF 7/182- Âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, biz onları bilemeyecekleri bir yerden yavaş yavaş felakete götüreceğiz.
7/183- Ben onlara mühlet veririm. Şüphesiz benim tuzağım çetindir.
73/11- Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
68 - KALEM SÛRESİ
1,2. Nûn.1 (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin.
3. Şüphesiz sana tükenmez bir mükâfat vardır.
4. Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.
5,6. Hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
7. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi daha iyi bilir. O, hidayete erenleri de daha iyi bilir.
8. O halde yalanlayanlara boyun eğme.
9. İstediler ki, yumuşak davranasın, böylece onlar da yumuşak davransınlar
10,11,12,13,14. Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.
15. Âyetlerimiz kendisine okunduğu zaman, “Öncekilerin masalları! ” der.
TEKVÎR SÛRESİ
33,34,35,36,37. Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
38. O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar,
39. Gülerler, sevinirler.
40. O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler.
41. Onları bir siyahlık bürür.
42. İşte onlar, kâfirlerdir, günaha dalanlardır.
47-MUHAMMED
36 - Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Eğer iman eder kötülükten sakınırsanız, Allah size mükâfatınızı verir. Ve sizden bütün mallarınızı harcamanızı da istemez.
37 - Eğer sizden onların tamamını isteyip de sizi zorlasaydı cimrilik ederdiniz. Bu da sizin bütün kinlerinizi ortaya çıkarırdı.
38 - İşte sizler Allah yolunda harcamaya çağrılan kimselersiniz. İçinizden kiminiz cimrilik ediyor. Ama cimrilik eden ancak kendi zararına cimrilik eder. Allah zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer siz Hakk'tan yüz çevirirseniz Allah yerinize başka bir kavim getirir. Sonra onlar sizin gibi olmazlar.
104-HÜMEZE:1 - 2 - Mal toplayıp onu tekrar tekrar sayan, insanları arkadan çekiştirip, kaş göz hareketleriyle alay edenlerin (hümeze ve lümezenin) vay haline!
3 - Malının, kendisini ebedi yaşatacağını sanır. 4 - Hayır, andolsun ki, o hutame (cehennem) ye atılacaktır. 5 - Hutame'nin ne olduğunu bilir misin? 6 - 7 - O, kalplerin içine işleyecek, Allah'ın tutuşturulmuş bir ateşidir. 8 - 9 - Cehennemlikler, dikilmiş direklere bağlı oldukları halde, o ateşin kapıları üzerlerine kapatılacaktır.
BAKARA SÛRESİ
177. İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.
30-RUM
31-Başkasından geçerek hep O'na gönül verin ve O'ndan sakının. Namaza devam edin ve müşrilerden olmayın.
32-O müşriklerden (olmayın ki) onlar, dinlerini ayırıp öbek öbek olmuşlardır. Her grup kendilerindekine güvenmektedir.
33 - Bununla beraber insanlara bir keder dokunduğu zaman her şeyden geçerek Rablerine yalvarır, dua ederler; sonra tarafından bir rahmet tattırıverdiği zaman da bakarsın onlardan bir kısmı tutar, O Rablerine ortak koşarlar.
34 - Bunu da kendilerine verdiğimiz nimetlere nankörlük etmek için yaparlar. Haydi geçinedurun bakalım, yakında bileceksiniz.
35 - Yoksa biz onlara bir delil indirmişiz de O'na ortak koşmalarını o mu söylüyor?
36 - Bir de biz insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona güveniyorlar da; ellerinin önceden yaptığı şeyler sebebiyle başlarına bir fenalık gelirse, hemen her ümidi kesiveriyorlar.
37 - Onlar görmediler mi ki, Allah dilediği kimseye rızkı serer ve daraltır. Şüphesiz ki bunda iman edecek bir kavim için ibretler vardır.
38 - O halde akrabaya da hakkını ver, yoksula da, yolcuya da... Bu, Allah'ın rızasını dileyenler için daha hayırlıdır. Kurtuluşa erecek olanlar da işte onlardır.
39- İnsanların malları içinde artsın diye verdiğiniz faiz, Allah yanında artmaz. Allah'ın rızasını dileyerek verdiğiniz zekata gelince, işte onlar, malları kat kat artmış olanlardır.
40 - Allah, O'dur ki, sizi yarattı, sonra da size rızık verdi, sonra sizi öldürür, sonra sizi diriltir. Hiç sizin ortak koştuklarınızdan, bunlardan birini yapacak olan var mı? Allah, onların ortak koştuklarından münezzeh ve yücedir.
54-Allah O'dur ki, sizi güçsüz olarak yaratır, sonra güçsüzlüğün arkasından kuvvet verir. Sonra kuvvetin arkasından yine güçsüzlüğe ve ihtiyarlığa getirir. O dilediğini yaratır. Ve O, her şeyi bilir, her şeye gücü yeter.
19-MERYEM
8 - Zekeriyya: 'Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir? ' dedi.
9 - (Allah yahut Cebrail ona şöyle) dedi: 'Dediğin gibidir, (fakat) Rabbin buyurdu ki, bu işi yapmak bana kolaydır. Nitekim bundan önce seni yarattım. Halbuki sen hiçbir şey değildin.
16 NAHL:8 - Hem kendilerine binesiniz, hem de zinet olsun diye atları, katırları, ve merkepleri yarattı. Ve şu anda bilemeyeceğiniz daha nice şeyler yaratacak...
not:suanki ve gelecek zamanda ulaşım ve diger alanlardaki teknolojik gelişmeler
11 - Allah, sizin için, o su ile ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve her çeşit meyveleri bitirir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir topluluk için büyük bir ibret vardır.(1)
12 - Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin hizmetinize O verdi. Bütün yıldızlar da O'nun emrine boyun eğmişlerdir. Şüphesiz ki bunda aklını kullanan bir toplum için ibretler vardır.
13 - Yeryüzünde sizin için yarattığı değişik renklerdeki şeyleri de sizin hizmetinize sunmuştur. Elbette bunda öğüt alan kimseler için bir ibret vardır.
14 - Yine denizden taze et (balık) yiyesiniz ve ondan takındığınız süs eşyasını çıkarasınız diye, denizi emrinize veren Allah'tır. Gemilerin denizde suyu yararak gittiklerini görüyorsun. Lütfundan rızık aramanız ve şükretmeniz için Allah böyle yapmıştır.
15 - Allah, yeryüzü sizi sarsmasın diye oraya sabit dağlar yerleştirdi. Yolunuzu bulmanız için de nehirler ve yollar yarattı.
16 - Daha birçok âlametler yarattı. İnsanlar geceleyin de Allah'ın yarattığı yıldızlarla yönlerini bulurlar.
17 - Hiç yaratan (Allah) , yaratmayan (putlar) gibi olur mu? Artık siz düşünmez misiniz?
18 - Halbuki Allah'ın nimetlerini teker teker saymaya kalkışsanız, onları sayamazsınız. Muhakkak ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
19 - Allah, gizlediğinizi de açıkladığınızı da bilir.
20 - Kâfirlerin Allah'tan başka yalvardıkları (putlar) ise, hiçbir şey yaratamazlar. Çünkü onlar, kendileri yaratılmışlardır.
45 - Sinsice kötü tuzaklar kuranlar, Allah'ın kendilerini yerin dibine geçiremeyeceğinden, yahut bilemeyecekleri bir yerden azabın gelmeyeceğinden emin mi oldular?
49 - Göklerde ve yer yüzünde bulunan canlılar ve bütün melekler, kibirlenmeden Allah'a secde ederler.
50 - Kendilerine hakim olan Rabblerinden korkarlar ve emrolundukları her şeyi yaparlar.
51 - Allah, buyurmuştur ki: İki ilâh edinmeyin. O, ancak bir ilâhdır. Onun için yalnız benden korkun.
not.farkinda olmadan edindigimiz ilahlar her alanda dini alanda sosyal yaşamda çok dikkat edelim
61 - Eğer Allah insanları zulümleri yüzünden hesaba çekseydi, yeryüzünde kımıldayan tek canlı bırakmazdı. Fakat Allah onları, belli bir vakte kadar erteler. Müddetleri (ecelleri) geldiği zaman, onu ne bir saat erteleyebilirler, ne de öne alabilirler.
Andolsun ki Allah, müminlere, içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. (Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara Kitab'ı ve hikmeti öğretiyor. Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler. (Al-i İmran Suresi, 164)
... Zekeriya her ne zaman mihraba girdiyse, yanında bir yiyecek buldu: 'Meryem, bu sana nereden geldi? ' deyince, 'Bu, Allah Katındandır. Şüphesiz Allah, dilediğine hesapsız rızık verendir' dedi. (Al-i İmran Suresi, 37)
Şüphesiz, Biz elçilerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahidlerin (şahidlik için) duracakları gün elbette yardım edeceğiz.
(Mümin Suresi, 51)
Göklerde ve yerde büyüklük O'nundur. O, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.
(Casiye Suresi, 37)
... O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah'ın olduğunu ve Allah'ın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi. (Bakara Suresi, 165)
Gerçekten insan, Rabbine karşı nankördür. Ve gerçekten, kendisi buna şahiddir. Muhakkak o, mal sevgisinden dolayı (bencil ve cimri tutumundan) çok katıdır.” (Adiyat Suresi, 6-8)
Eğer biz dilemiş olsaydık, her bir nefse kendi hidayetini verirdik. Fakat benden çıkan şu söz gerçekleşecektir: 'Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan (inkar edenlerle) tamamıyla dolduracağım.' (Secde Suresi, 13)
Andolsun, cehennem için cinlerden ve insanlardan çok sayıda kişi yarattık (hazırladık) . Kalbleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler. Bunlar hayvanlar gibidir, hatta daha aşağılıktırlar. İşte bunlar gafil olanlardır. (Araf Suresi, 179)
21-ENBİYA: 37 - İnsan aceleci olarak yaratılmıştır. Size yakında (azaba dair) alametlerimi göstereceğim. Şimdi siz acele etmeyin.
O inkar edenler Müslüman olmayı nice kereler dileyecekler. Onları bırak, yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İleride bileceklerdir. (Hicr Suresi, 2-3)
Karada ve denizde sizi gezdiren O'dur. Öyle ki siz gemide bulunduğunuz zaman, onlar da güzel bir rüzgarla onu yüzdürürlerken ve (tam) bununla sevinmektelerken, ona çılgınca bir rüzgar gelip çatar ve her yandan dalgalar onları kuşatıverir; onlar artık bu (dalgalarla) gerçekten kuşatıldıklarını sanmışlarken, dinde O'na 'gönülden katıksız bağlılar (muhlisler) ' olarak Allah'a dua etmeye başlarlar: 'Andolsun eğer bundan bizi kurtaracak olursan, muhakkak Sana şükredenlerden olacağız.' 'Ama (Allah) onları kurtarınca, hemen haksız yere, yeryüzünde taşkınlığa koyulurlar. Ey insanlar, sizin taşkınlığınız, ancak kendi aleyhinizedir; (bu) dünya hayatının geçici metaıdır. Sonra dönüşünüz Bizedir, Biz de yaptıklarınızı size haber vereceğiz. (Yunus Suresi, 22-23)
Size denizde bir sıkıntı (tehlike) dokunduğu zaman, O'nun dışında taptıklarınız kaybolur-gider; fakat karaya (çıkarıp) sizi kurtarınca (yine) sırt çevirirsiniz. İnsan pek nankördür. Kara tarafında sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden veya üzerinize taş yığınları yüklü bir kasırga göndermeyeceğinden emin misiniz? Sonra kendinize bir vekil bulamazsınız. (İsra Suresi, 67-68)
Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunup davranan başka; işte onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. Kim tevbe eder ve salih amellerde bulunursa, gerçekten o, tevbesi (ve kendisi) kabul edilmiş olarak Allah'a döner. (Furkan Suresi, 70-71)
Gerçekten Ben, tevbe eden, inanan, salih amellerde bulunup da sonra doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım. (Taha Suresi, 82)
75-KIYAMET:1 - Hayır, yemin ederim o kıyamet gününe. 2 - Yine hayır, yemin ederim o sürekli kendini kınayan nefse.3 - İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor? 4 - Evet, bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter. 5 - Fakat insan günahı devam ettirmek ister. 6 - O kıyamet günü ne zaman? diye sorar.7 - Ne zaman ki o göz şimşek çakar,
8 - Ay tutulur,9 - Güneş ve ay toplanır,10 - İşte o gün insan, 'kaçacak yer neresi? ' der. 11 - Hayır, hayır, yok bir siper. 12 - O gün varılıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur 13 - O gün insana, yapıp öne sürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir. 14 - Doğrusu insan kendi nefsini görür, 15 - Bir takım özürler ortaya atsa da. 16 - Onu hemen okumak için dilini depretme.17 - Kuşkusuz onu toplamak ve okumak bize aittir. 18 - O halde biz onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et. 19 - Sonra onu açıklamak da bize aittir.20 - Hayır, siz peşin olanı (dünyayı) seviyorsunuz da 21 - Ahireti bırakıyorsunuz. 22 - Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar. 23 - Rabbine bakar.24 - Yüzler de var ki o gün asıktır. 25 - Anlar ki kendisine belkıran (bel kemiklerini kıran belalı bir iş) yapılır.26 - Hayır hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır, 27 - 'Tedavi edebilecek kimdir? ' denilir.28 - Can çekişen bunun o ayrılık anı olduğunu anlar.29 - Bacak bacağa dolaşır.. 30 - İşte o gün sevk, ancak Rabbinedir. 31 - Fakat o, ne sadaka verdi, ne namaz kıldı.32 - Fakat yalanladı ve döndü.33 - Sonra da çalım sata sata ailesine gitti.34 - Gerektir o bela sana, gerek. 35 - Evet, gerektir o bela sana gerek. 36 - İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır? 37 - O, dökülen erlik suyundan bir damla (sperm) değil miydi? 38 - Sonra bir aleka (embriyon) oldu da Rabbi onu biçime koydu, sonra şekil verdi. 39 - Ondan da iki cinsi; erkek ve dişiyi var etti.40 - Peki, bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?
HADİ SİZDE YARDIMA MUHTAÇ MİLYONLARCA KİŞİDEN BİRİNE EL UZATIN
BAĞIŞLAYIN...
AFRİKA AÇLIGIN BAŞKENTİ Afrika ÖLÜYOR. 24 ülkedeki 39 milyondan fazla insan ciddi bir besin eksikliği ile karşı karşıya. Açlık nedeniyle ölüm yavaş ve acı dolu bir ölüm şekli. Milyonlarca insanı, savaşın, kuraklığın, yoksulluğun ve AIDS’in ölümcül karışımının sonucu olarak bekleyen bir ölüm şekli. Aileler aç çocuklarına bir parça yiyecek bulma savaşını verirken korkunç boyutlarda tüm kıtayı tehdit eden bir insanlık dramı. işin diger trajik yanıda musluman olduklarından ve dinlerini degistirmeyi kabuletmediklerinden dolayı misyonerler ve diger kabileler tarafindan baskı altında tutulan insanların bu yardımlardan gerektigi kadar faydalanamamasi! dunyadaki 1 milyarın üstündeki müslümanında çogunun görmek istememesi veya farkinda olmamasi
Afrika Yardım Kampanyası bağışları için hesap numaraları:
a) Ziraat Bankası (Fatih Şubesi-İstanbul)
Şube Kodu: 488
YTL: 53 53 53 53 - 5007
USD: 53 53 53 53 – 5008
EURO:53 53 53 53 – 5010
b) Albaraka Türk (Fatih Şubesi-İstanbul)
Şube Kodu: 15
YTL: 287 839-77 77 77
USD: 287 839-77 77 78
EURO: 287 839-77 77 79
f) İş Bankası (Fatih Şubesi-İstanbul)
Şube Kodu: 1020
YTL: 158 93 11
USD: 070 06 75
EURO: 070 06 60
) Garanti Bankası (Fatih Şubesi-İstanbul)
Şube Kodu: 62
YTL: 629 86 40
USD: 909 31 54
EURO: 909 31 53
İHH İNSANİ YARDIM VAKFI AFRİKA YARDIM BEKLİYOR SMS İLE BAGIŞ ZAMANI TURKCELL VE AVEA FATURALI HATLARDAN BAGIS YAZ 3072 YOLLA 5 YTL KATKIDA BULUN HER SMS 5 YTL
SOKAK ÇOCUKLARI! ! !
BELED SÛRESİ: 15. İnsan ise; Rabbi onu deneyip de kendisine ikramda bulunduğunda, ona bol bol nimetler verdiğinde, “Rabbim bana ikram etti” der. 16. Ama onu deneyip rızkını daraltınca da, “Rabbim beni aşağıladı” der 17. (Hayır! ,hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz) 18. Yoksulu yedirmek konusunda birbirinizi teşvik etmiyorsunuz. 19. Haram helâl demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz. 20. Malı da pek çok seviyorsunuz. 21. Hayır, yeryüzü (kıyamet sarsıntısıyla) parça parça olup dağıldığı zaman, 22,23. Rabbinin buyruğu ve saf saf dizilmiş olarak melekler geldiği ve o gün cehennem getirildiği zaman, işte o gün insan (yaptıklarını birer birer) hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ona nasıl faydası olacak! ?
SOKAK ÇOCUKLARINA YARDIM İÇİN AŞŞAGIDAKİ
ADRESLERE LÜTFEN GİRİNİZ VEYA YARDIMLAR İÇİN ALTERNATİFLERİ
ARAŞTIRINIZ!
www.denizfeneri.org.tr www.ucanbalon.com www.umutcocuklari.org.tr
www.sokakcocuklari.org.tr www.sokakcocuklari.net www.ihh.org.tr
DDK'nın raporu: Fak-Fuk-Fon yoksulları unutuyor!
Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu (DDK) , yoksullara yardım etmek amacıyla kurulan Sosyal Yardımlaşma Fonu'nun parasının yoksullar yerine başka alanlarda harcandığını ortaya çıkardı.
DDK, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü'nün 2004-2005 yılı faaliyetlerini denetleyerek rapor haline getirdi. Raporda, yoksulları hedef almayan bazı projelere destek sağlanarak, bazı kuruluşların elemanlarının ücretlerinin ödendiği, sosyal yardım amacı taşımayan ve tamamen belediye hizmeti niteliğindeki projelerin desteklendiği, sivil toplum kuruluşlarının düzenlendiği inceleme gezileri için kaynak ayrıldığı, yoksullukları araştırılmadan çeşitli etkinliklere kaynak aktarıldığı belirtildi.
İller arasında eşitsizlik
Rapora göre, merkez ilçesi bulunmayan Ankara, İstanbul, Adana, Bursa, Gaziantep, İzmir, Kayseri ve Bursa illerindeki vakıflar işlevsiz kalırken, aylık payların dağıtımı açısından bu illerde diğer iller aleyhine bir eşitsizlik doğdu. Genel müdürlükten il ve ilçelerdeki vakıflara her ay için ayrılan payların gönderilmesi aşamasında, o ay için alacağı payın üç katından fazla parası mevcut olan vakıflara hiç para gönderilmezken, pay tutarı 10 bin YTL'nin altında kalan vakıflara ise 10'ar bin YTL havale gönderiliyor.
Raporda, bu durumun, aylık paylarını akılcı kullanan veya büyük projelere girişmek üzere birikim yapmaya çalışan vakıfların zararına bir sonuç doğurduğu, standart uygulamadan farklı olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki 23 ile yüzde 50 fazla pay verilmesinin adaletsizliğe yol açtığı belirtildi. Rapora göre, 2001 krizinden sonra uygulanmaya başlanan Sosyal Riski Azaltma Projesi'nden en fazla Gaziantep'le Mersin, en az Bayburt ve Yalova yararlandı. Iğdır yardımdan hiç pay almadı.
'Yurt inşaatları incelensin'
Sosyal güvenlik vakıflarının yaptırdığı öğrenci yurtlarına ilişkin çeşitli eleştirilerin yer aldığı raporda, Alucra, Çamoluk ve Pazarlar ilçelerinde öğrenci yurdu olarak yaptırılan binalara ilişkin ihale ve hak ediş işlemlerinin incelenmesi, gerekirse soruşturulması istendi. Raporda 'Alucra'da 100 kişilik öğrenci yurdunun yapım çalışmaları 1993'te başladı, aradan 12 yıl geçmesine ve bugüne kadar 1.5 milyon YTL harcanmasına karşın yurdun inşaatı bitirilemedi' denildi. Raporda yurtlarının büyük bölümünün başka kuruluşlara standart olmayan şekilde devredildiği de vurgulandı.
ZENGİNLER VE YOKSULLAR ARASINDAKİ UÇURUM ARTIYOR
ABD dahil dünyada yoksullar giderek daha da yoksullaşırlarken, zenginler servetlerine servet katıyorlar.
Bu konuda herhangi bir kuşkunuz varsa, yetenek ve çalışkanlığın para kazandırmak için yeterli sayıldığı ABD’deki istatistiklere bir göz atmanızda yarar var.
ABD’de yoksulluk- zenginlik uçurumu giderek büyüyor. Yoksul daha yoksul, zengin daha zengin oluyor. İngiltere’de yayımlanan New Scientist isimli bilim dergisi Amerikaya bakıp böyle diyor ve bu gelişmeyi doğa yasalarına aykırı buluyor! Ve şu bilgileri veriyor:
1979 yılında ABD nüfusunun ekonomik açıdan en üst dilimini oluşturan %1’lik kesimi, nüfusun %20’sini oluşturan en düşük gelirlilere kıyasla, ortalama 33,1 kat daha yüksek gelir elde etmekteydi. 2000 yılında bu fark 88,5 katına yükseldi. A.B.D’nin gelir dağılımındaki eşitsizlik giderek artarken, öteki ülkelerde durum nasıl?
Gelir dağılımını saptamak amacıyla basit fizik kurallarına dayalı modellerden yola çıkan fizik uzmanlarına bakılırsa, A.B.D dışındaki ülkelerde de durum pek farklı değil. Araştırmalar piyasa ekonomilerindeki eşitsizliğin kolay kolay giderilemeyecek boyutta olduğunu ortaya koyuyor.
Adil dağılım yok
Ekonomi ve fizik uzmanları Hindistan’da ilk kez yapılacak olan gelir dağılımının 'ekonofiziği' toplantısında bu konuları tartışmak üzere biraraya geldi. Saha Nükleer Fizik Enstitüsü’nden Sudhakar Yarlagadda, 'Amacımız gelir dağılımındaki bu eşitsizliğin ardında sosyal bir adaletsizlik olup olmadığını anlamak,' diyor.
Gelirin hiç de adil bir biçimde dağılmadığı herkesçe biliniyor. Birkbeck Üniversitesi emekli ekonomi profesörlerinden Robin Marris, 'Genelde insanların davranış, yetenek ve dürtüleri normal bir dağılım sergilemekle birlikte, gelir dağılımında çok daha büyük bir eşitsizliğe tanık olunuyor,' diyor.
Paris doğumlu Vilfredo Pareto adlı bir mühendis 1897 yılında, Avrupa’da gelir dağılımının basit bir güç-yasa ilişkisine dayandığını, buna göre en varlıklı kesimin ulusal servetin en büyük dilimini kaptığını öne sürüyordu.
Ekonomi uzmanları bu yasanın yalnızca çok zengin kesim için geçerli olduğunu ve nüfusun geri kalan bölümünü bağlamak zorunda olmadığını sonradan fark ettiler.
Sadece azınlık için geçerli
Şimdi zenginler Pareto’nun yasasına şükrederlerken, geri kalan çoğunluk için tümden farklı bir yasa geçerliymiş gibi görünüyor.
1983-2001 yılları arasında A.B.D’nin gelirleriyle ilgili verilerini inceleyen Maryland Üniversitesi fizikçilerinden Victor Yakovenko ve meslektaşları, gelir dağılımında ülke nüfusunun en varlıklı kesimini oluşturan yaklaşık %3’ü için Pareto yasasının gerçekten de geçerli olduğuna, ancak geri kalan %97’lik kesimin gelir dağılımının çok farklı bir seyir izlediğine tanık oldular.
Araştırmacılar bu kesimin gelir dağılım eğrisinin gazdaki atomların enerji yayılımını gösteren eğriyle yakın bir benzerlik taşıdığına dikkat çekiyorlardı.
Bu modele göre para, tıpkı atomların çarpışmaları sonucunda enerji alıp vermeleri gibi, insanların gelişigüzel etkileşimleri sonucunda el değiştiriyor.
Ekonomi uzmanları tarafından oluşturulan modellerde insanlar her zaman akılcı kararlar veren canlılar olarak ele alınırken, ekonofizikçiler geniş sistemlerde bireyin davranışlarının çok farklı unsurlar tarafından belirlendiğine ve bu nedenle ulaşılan net sonucun gelişigüzel bir sonuç olduğuna inanıyorlar.
Para, enerji gibi
Öyle olunca da, insanları gazın içindeki atomlara benzetmek son derece akla yatkın bir yaklaşım sayılıyor. Paranın da enerji gibi korunması gereken bir şey olduğu düşünüldüğünde, bu benzetme daha da anlam kazanıyor. Yakovenko paranın yaratılan ya da yok edilen bir şey olmadığına, onu karşılıklı etkileşim aracılığıyla akan bir sıvıymış gibi ele almak gerektiğine dikkat çekiyor.
Yakovenko gelir dağılımında en yoksul kesimin toplam gelirinde enflasyona bağlı olarak çarpıcı bir değişim meydana gelmezken, 1983-2000 yılları arasındaki dönemde Pareto eğrisindekilerin gelir düzeyinin beş katına fırladığını da ortaya koydu.
Yakovenko’nun elde ettiği bulguların yanı sıra, başka ülkelerde yapılan araştırma sonuçları ekonomide iki sınıfın var olduğunu gözler önüne seriyor.
İki sınıf var
Birinde zenginler paralarına para kattıkça, ötekinde yoksullar giderek sefalete sürükleniyor. Yakovenko bu durumu yine gazlardaki atomlar benzetmesinden yola çıkarak açıklıyor.
Atomlar ısıl bir denge içindeyken enerjiyi üstel olarak dağıtırlar ve bu dengenin bozulması çok yoğun miktarda enerji gerektirir. Bu da, ekonomide farklı bir durum yaratmanın benzer güçlükleri olduğunun bir kanıtıdır.
Ne var ki, bu modeldeki gelişigüzellik gerçekte bireylerin bir sınıftan ötekine sıçrayabilecekleri anlamına gelmektedir.
Yakovenko bunda herhangi bir politikanın pek de etkili olmayacağına, 'Stalin’ci bir tavır' sergilenmedikçe, gelirde farklı dağılım sağlayacak bir politika izlemenin çok güç olacağına dikkat çekiyor.
Saha Nükleer Fizik Enstitüsü’nden Bikas Chakrabarti ve arkadaşları tarafından geliştirilen daha incelikli bir model ise yoksullarla ilgili biraz daha aydınlık bir portre çiziyor.
Vergi veya tasarruf
Gaz modeli üzerinde insanların gelirlerinin bir bölümünü biriktirmelerine olanak tanıyacak biçimde birtakım oynamaların yapıldığı bu model, Yakovenko’nun ortaya koyduğu gelir sınıflarının yanı sıra, birikimlerin arttırıldığı oranda zenginliğin yolunun açılabileceğini de öngürüyor.
Chakrabarti, vergiler koymaktansa, insanların tasarruf alışkanlıklarını değiştirmenin daha eşit bir gelir dağılımının sağlanmasında etkili olabileceğine inanıyor.
Utah Eyalet Üniversitesi makroekonomi uzmanlarından Makoto Nirei fizikçilerin bu çalışmalarını desteklemekle birlikte, modelde paranın el değiştirme biçimiyle ilgili kuşkuları olduğunu belirterek, 'Model bana ekonomik bir değişim sürecinden çok, bir soygun sürecini yansıtıyormuş gibi geliyor. Insanlar gelişigüzel karşılaşıyorlar ve biri ötekini alt edip parayı kapıyor,' diyor.
Başka ekonomi uzmanları da, fazlasıyla soyut denebilecek bu modellerden yola çıkan politikaların uygulamaya sokulması için henüz çok erken olduğuna dikkat çekiyorlar.
DARFURU ZOR BİR YAZ BEKLİYOR
Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı, kaynak yetersizliği nedeniyle Sudan'ın Darfur bölgesine yönelik gıda yardımlarını yarı yarıya kesmek zorunda kaldığını söylüyor.
Üç yıldır süregiden çatışmalardan kaçan yaklaşık üç milyon Darfurlu içme suyu ve yiyecek konusunda tamamen uluslararası yardım kuruluşlarına bağımlı durumdalar.
Birleşmiş Milletler, bağış yapan ülkelerden şu ana dek gerekli olan paranın sadece yüzde 32'sini alabildi. Gözlemciler, bölgede yetersiz beslenmeden kaynaklanan rahatsızlıkların arttığına işaret ediyor.
Gıda Programı Başkanı James Morris, gıda yardımını yarı yarıya kesmekten başka çareleri kalmadığını ve bunun hayatında vermiş olduğu en zor kararlardan biri olduğunu söyledi.
Dünyada gıda yardımına muhtaç olan en büyük nüfus Sudan'da. Bütün ülke çapında altı milyonu aşkın kişi gıda yardımı alıyor.
Bu yardımların faturası, yaklaşık 750 milyon dolar kadar. Ancak Birleşmiş Milletler bu paranın henüz üçte birine bile ulaşamadı.
En büyük bağışı yapan ülke Amerika Birleşik Devletleri. Avrupa ülkelerinden gelen paranın ise çok az olduğu bildiriliyor.
Gıda yardımlarındaki kesinti Mayıs ayında yürürlüğe giriyor. Amaç, gıda stoklarının 'açlık mevsimi' diye adlandırılan Temmuz ve Eylül ayları arasındaki sürede yetmesini sağlamak.
Birleşmiş Milletler yetkilileri, şu an derhal para yardımları yapılsa bile, Afrika'nın ortasında yer alan Darfur bölgesine gıdanın varmasının dört ay alabileceğini belirtiyorlar.
YAKLAŞIK 7 MİLYON SUDANLI AÇ! !
BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) , Sudan’da yaklaşık 7 milyon kişinin gıda yardımına muhtaç olduğunu açıkladı.
ROMA - FAO, silahlı çatışmalar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan 2 milyondan fazla, 2005’te Sudan’ın güneyinde 21 yıldır süren içsavaşı sona erdiren barış anlaşmasının imzalanmasının ardından evlerine geri dönen yaklaşık 900 bin ve Darfur, Güney Sudan ve uç bölgelerdekilerde yaşayan yaklaşık 3,5 milyon kişi olmak üzere toplam 6,7 milyon kişinin yardıma ihtiyaç duyduğunu belirtti.
Örgüt, gıda konusundaki “yetersizliğin” başlıca nedenleri olarakgelirin eşit dağıtılmaması, savaş ve göçler nedeniyle gıdaya ulaşmada karşılaşılan zorluklar ile iç yapılanma ve pazarlama sorunlarıyla ekonomik izolasyonu gösterdi.
FAO, 2006 yılı için tarım konusunda, başta evini terk etmek zorunda kalmış kişiler olmak üzere yardıma muhtaç yüz binlerce aileye tohum, tarım gereçleri, balıkçılık teçhizatı ve veterinerlik malzemelerinin dağıtılmasına yardımcı olmak gibi faaliyetlerinin desteklenmesi için 40 milyon dolara ihtiyaç duyulduğunu da açıkladı.
BAYRAMDA HUZUREVİ
Bayram tüm Antalya'da büyük bir coşku içinde kutlanıyor. Ancak Antalya Huzurevi sakinleri için bayramın da diğer günlerden hiçbir farkı yok. Çünkü onlar her gün olduğu gibi bayramda da yalnızdı. Huzurevinde kalan yaşlılardan yalnızca birkaç tanesi çocukları ve yakınları tarafından hatırlandı ve ziyaret edildi. Geri kalanlarsa yaşlı gözlerle kapıdan ziyaretçilerinin gelmesini bekledi ama ne gelen oldu ne giden. Antalya Huzurevi sakinlerini tek hatırlayan Vali Yardımcısı Bahir Altunkaya, Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ramazan Özen ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı müdürü Ahmet Çalım oldu.
Ramazan Bayramının diğer günlerden hiçbir farkı yoktu Antalya Huzurevi sakinleri için. Gerçi onlar bugün her zamankinden daha erken kalkıp bayram için hazırlandılar belki ziyaretçileri gelir diye. Ancak ne gelen oldu ne giden.
Huzurevinde kalan yaşlıları tek hatırlayan Vali Yardımcısı Bahir Altunkaya, Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ramazan Özen ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı müdürü Ahmet Çalım oldu. Birlikte içilen çaylar ve sıcak bir sohbet biraz da olsa acılarını dindirdi huzurevi sakinlerinin.
Ancak oturma salonunda yapılan bu sohbete katılmayanlar ve dışarıda yaşlı gözlerle kapıya bakanlar da vardı. Hani olur ya belki bu bayram ziyaretlerine gelirdi çocukları.
Huzurevi sakinlerinden yalnızca birkaç tanesi bu bayram çocukları tarafından hatırlandı ve ziyaret edildi. Bir bayram daha böyle geçti onlar için.
kaynak.kanalvip
Bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir.'
Hz. Muhammed (sav)
Kötü bir işin en gizli şahidi vicdanımızdır.'
Hz. Ömer
Ne kadar bilirsen bil! Anlatabildiklerin, karşındakinin anlayabildiği kadardır.'
Mevlana C. Rumi
Boş zaman yoktur. Boşa geçen zaman vardır.'
Atasözü
“Hiç kimse kaderini değiştiremez ve kaderinden kaçamaz.”
Goethe
İnsanlar önce para kazanmak için sağlıklarını yitirirler, sonra da sağlıklarını kazanmak için paralarını verirler.
Goethe
Dünya, kim tarafından aranıyor ve seviliyorsa onun padişahı olur. Kim de dünyayı terk eder ve horlarsa, dünya onun hizmetçisi olur. Dünya hem talep eden, hem de talep edilen, aranandır. Kim dünyayı talep ederse, dünya onu reddeder. Kim dünyayı reddederse, dünya onun peşinden gider. Dünya, ahirete giderken yol üzerindeki bir köprüdür. Bu köprüden geçiniz ama orada sürekli kalacakmış gibi davranmayınız. Köprüler üzerine saraylar inşa etmek pek de akıl karı değildir. Dünyadan seni ahirete ulaştıracak kadarını al, ahiretten seni men edecek olan tarafını bırak.
Yahya b. Muaz (r.h.)
“Affetmek zaferin zekatıdır.”
Hz. Muhammed (sav)
Bilim alçakta kalanları yükseltir, bilgisizlik de yüksektekileri alçaltır.'
Hz. Ali
'Duadan bıkkınlık göstermeyiniz. Çünkü dua ile beraber olan hiç kimse helak olmamıştır.'
Hz. Muhammed (sav)
Dua ve ibadet, Allah ile olmaktır. Allah ile olan kimse için ölüm de, ömür de hoştur.'
Mevlana
Üç şey vardır ki insanoğlunun yüceliğini gösterir: Musibetten şikayetçi olmamak, ağrıdan dolayı sızlanmamak ve diliyle kendini övmemek.
Ebu Derda (r.h.)
Dilediğiniz kadar öğrenin! Ama şunu iyi bilin ki, bildiklerinizle amel etmedikçe, ALLAH (c.c.) size ilminizden ötürü mükafat verecek değildir.
Muaz bin Cebel (r.h.)
Kulları küçük gören, onlarla alay eden kimse Rabbini tanımayan kimsedir. Yaradanı seven, O’nun sanatından teşekkül etmiş olan yaratıkları da sever.
Hz. Aişe (r.a.)
Kalbin kurtuluşu dört hasletle sağlanabilir. Sadece ALLAH (c.c.) için tevazu etmek, sadece ALLAH’a (c.c.) muhtaç olduğunu hissetmek, sadece ALLAH’tan (c.c.) korkmak ve sadece ALLAH’tan (c.c.) ummak.
Said el-Hırı (r.h.)
Alim, ALLAH’tan (c.c.) korkandır.
Amir bin Şerahil (r.a.)
Ne acaiptir o insanlar ki, altından ateş kaynayıp dururken yeryüzünde ALLAH’a isyan ederler.
Elmalılı Hamdi Yazır (r.h.)
Kulluk görevlerini ileride bulunacak boş bir zamana ertelemek nefsin ahmaklığındandır.
İbn Ataullah İskenderi (k.s.)
ALLAH’ın (c.c.) bakışları seni kuşatıyorken, halkın bakışını nasıl önemsiyorsun. Halkın yönelişini bir yana bırak. Hakkın yönelişini görmeye çalış.
İbn Ataullah İskenderi (k.s.)
Israrla dilediğin halde bağışların gecikmesi seni umutsuzluğa düşürmemelidir. Çünkü ALLAH (c.c.) duaların kabul olunacağına söz vermiştir. Ancak kabul edeceği dilek senin kendin için beğendiğin değil, O’nun senin için beğeneceği olacaktır. Ve kabul, senin istediğin zaman değil, O’nun istediği zaman olacaktır.
İbn Ataullah İskenderi (c.c.)
Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin.
Şüphesiz O, haddi aşanları sevmez.
(Araf Suresi, 55)