Sanatsal Özgeçmiş ... 1954, Denizli/ Acıpayam/Dedebağı doğumlu olan Veli Aykar ilkokulu köyünde, ortaokulu Acıpayam’da ve Öğretmen Okulunu Nazilli’de bitirdi. Anadolu Üniversitesi Eğitim Ön Lisansı tamamladı. Sağlık nedenleriyle İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini yarıda bırakmak zorunda kaldı.
Genç yaşta (1971) öğretmenliğe başlayan Veli Aykar mesleğini (1982-1989) Fransa’da sürdürdü. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan emekli olduktan (1998) uzun yıllar özel kolejlerde sınıf öğretmenliği yaptı. (1998-2019) İyi düzeyde Fransızca bilen yazar, evli ve bir çocuk babasıdır.
En büyük tutkusu çocuk öyküleri ve şiirleri olan Veli Aykar, tarihi romanlar ve öyküler üzerinde de çalışmaktadır. Türkçe-Fransızca çeviri çalışmalarıyla uğraşır.
1994 yılında Milli Eğitim Bakanlığı ve Ünite Dergiler Birliğinin düzenlediği öğretmenler arası deneme yarışmasında “2000 Yılının Öğretmeni” denemesiyle Türkiye birinciliğini aldı.
Amatör bir tiyatrocu olan Veli Aykar, Kurtuluş Savaşı yıllarında milli direnişin Denizli önderlerinden Müftü Ahmet Hulûsi Efendi’yi yazdığı “Müftü” oyunuyla canlandırdı.
Bu birikimin sonucunda “İstiklâl Güneşi Müftü” tarihi romanını yazdı ve eser Denizli Belediyesince üç baskı halinde yayımlandı, tüm okullara dağıtıldı ve büyük beğeni kazandı...
Bu arada öğrencileri için öykülerini “Kenti Isıtan Güneş” ve şiirlerini “Çişim Geldi Öğretmenim!” adlı eserlerinde topladı.
III. Haçlı Seferlerinde (1147/1148) ilk Türk-Fransız ilişkilerini sergileyen “Kazıkbeli Kartalı ve Frenk Gülü” adlı aşk ve kahramanlık romanını yazdı.
Geçtiğimiz yüzyılda çevresinde iz bırakan kişileri tanıtan folklorik değerdeki öykülerini “Osman’ımın Mendili” adlı eseriyle topladı.
Doğa, yurt sevgisi, kahramanlık, öğretmenlik, gurbetçi yaşamı, aşk ve uyarlama şiirlerini “Şiirin Gözü” eserinde birleştirdi...
Günümüzde edebiyat dergileri ve sitelerinde öyküleri, şiirlerini yayımlanmaktadır.
"Yazmak için yazacaklarımızdan kat kat fazla okumamız gerekir," düşüncesini ilke edinen Veli Aykar'ın basıma hazır öyküleri ve romanları gün yüzüne çıkmayı beklemektedir...
*** ŞİİR VE TÜRKÜ
Ne zaman şiir şiir diye tuttursam; İçimde kaynar bir türkü pınarı! İnim inim inleten şu dumanlı yaylayı, Sipsi sesiyle gezerim köy köy sılayı. Çeker beni kendine derinden, derinden, Kalem düşer elimden, Döner başım sarhoşum! ..
Mor dağlar kıvrım kıvrım uzar, Akar gölümde deli çaylar, Gelincik çalkalanır ovalar! Açan çiçeğin, öten böceğin Sesini duyar gibi olurum… “Allı şalvarını sürüyen gelin,” Gider ardın sıra kaybolurum! ..
Ne zaman şiir şiir diye tuttursam; Dedemden kalma bir gurbet havası Erzurum yaylada kar olur, Aydın’da sıcak toprağa diz vurur! Üsküdar’da bir mendil dolusu lokum, Çanakkale’de aynalı çarşı, Denizli’de öten çil horozum! O öttükçe bölünür uykum…
Ne zaman şiir şiir diye tuttursam; Silifke’de Aslı Yok Yaylası, Karadeniz’de omuz omuza horonum… Başak başak Harran Ovası, Başımda Mihriban’ın umarsız sevdası, Ayrılıktan gayrı zor ne var? Çıkıp yücesine Ağrı’nın Ankara’nın taşına bakarım… Fırat’ta dağ, tepe coşkun akar, Tuna boylarında durulurum… Rumeli’den Hazar’a kadar Türkü türkü savrulurum! ..
Ne zaman şiir şiir diye tuttursam; Narası kulağımda koç Köroğlu’nun, Heybesi omzumda derviş Yunus’un, Aşk deryasında yunsam, arınsam… Düşlerimden çıkmaz ki Karacaoğlan, Kavgalarda bir asi Pir Sultan, Veysel ile “dost dost diye” ağlasam, Mahsuni ile son noktayı bir koysam! ..
Ne zaman şiir yazmaya otursam; Kırılır kalemim, tutmaz elim. Deliyim, divaneyim, bir garip Veli’yim Aslı’sını el almış yanık Kerem gibiyim, Boğazımda düğümlenir dizelerim, Yol yordam bilmez, bir hoş olurum…
...
1954, Denizli/ Acıpayam/Dedebağı doğumlu olan Veli Aykar ilkokulu köyünde, ortaokulu Acıpayam’da ve Öğretmen Okulunu Nazilli’de bitirdi. Anadolu Üniversitesi Eğitim Ön Lisansı tamamladı. Sağlık nedenleriyle İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini yarıda bırakmak zorunda kaldı.
Genç yaşta (1971) öğretmenliğe başlayan Veli Aykar mesleğini (1982-1989) Fransa’da sürdürdü. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan emekli olduktan (1998) uzun yıllar özel kolejlerde sınıf öğretmenliği yaptı. (1998-2019) İyi düzeyde Fransızca bilen yazar, evli ve bir çocuk babasıdır.
En büyük tutkusu çocuk öyküleri ve şiirleri olan Veli Aykar, tarihi romanlar ve öyküler üzerinde de çalışmaktadır. Türkçe-Fransızca çeviri çalışmalarıyla uğraşır.
1994 yılında Milli Eğitim Bakanlığı ve Ünite Dergiler Birliğinin düzenlediği öğretmenler arası deneme yarışmasında “2000 Yılının Öğretmeni” denemesiyle Türkiye birinciliğini aldı.
Amatör bir tiyatrocu olan Veli Aykar, Kurtuluş Savaşı yıllarında milli direnişin Denizli önderlerinden Müftü Ahmet Hulûsi Efendi’yi yazdığı “Müftü” oyunuyla canlandırdı.
Bu birikimin sonucunda “İstiklâl Güneşi Müftü” tarihi romanını yazdı ve eser Denizli Belediyesince üç baskı halinde yayımlandı, tüm okullara dağıtıldı ve büyük beğeni kazandı...
Bu arada öğrencileri için öykülerini “Kenti Isıtan Güneş” ve şiirlerini “Çişim Geldi Öğretmenim!” adlı eserlerinde topladı.
III. Haçlı Seferlerinde (1147/1148) ilk Türk-Fransız ilişkilerini sergileyen “Kazıkbeli Kartalı ve Frenk Gülü” adlı aşk ve kahramanlık romanını yazdı.
Geçtiğimiz yüzyılda çevresinde iz bırakan kişileri tanıtan folklorik değerdeki öykülerini “Osman’ımın Mendili” adlı eseriyle topladı.
Doğa, yurt sevgisi, kahramanlık, öğretmenlik, gurbetçi yaşamı, aşk ve uyarlama şiirlerini “Şiirin Gözü” eserinde birleştirdi...
Günümüzde edebiyat dergileri ve sitelerinde öyküleri, şiirlerini yayımlanmaktadır.
"Yazmak için yazacaklarımızdan kat kat fazla okumamız gerekir," düşüncesini ilke edinen Veli Aykar'ın basıma hazır öyküleri ve romanları gün yüzüne çıkmayı beklemektedir...
***
ŞİİR VE TÜRKÜ
Ne zaman şiir şiir diye tuttursam;
İçimde kaynar bir türkü pınarı!
İnim inim inleten şu dumanlı yaylayı,
Sipsi sesiyle gezerim köy köy sılayı.
Çeker beni kendine derinden, derinden,
Kalem düşer elimden,
Döner başım sarhoşum! ..
Mor dağlar kıvrım kıvrım uzar,
Akar gölümde deli çaylar,
Gelincik çalkalanır ovalar!
Açan çiçeğin, öten böceğin
Sesini duyar gibi olurum…
“Allı şalvarını sürüyen gelin,”
Gider ardın sıra kaybolurum! ..
Ne zaman şiir şiir diye tuttursam;
Dedemden kalma bir gurbet havası
Erzurum yaylada kar olur,
Aydın’da sıcak toprağa diz vurur!
Üsküdar’da bir mendil dolusu lokum,
Çanakkale’de aynalı çarşı,
Denizli’de öten çil horozum!
O öttükçe bölünür uykum…
Ne zaman şiir şiir diye tuttursam;
Silifke’de Aslı Yok Yaylası,
Karadeniz’de omuz omuza horonum…
Başak başak Harran Ovası,
Başımda Mihriban’ın umarsız sevdası,
Ayrılıktan gayrı zor ne var?
Çıkıp yücesine Ağrı’nın
Ankara’nın taşına bakarım…
Fırat’ta dağ, tepe coşkun akar,
Tuna boylarında durulurum…
Rumeli’den Hazar’a kadar
Türkü türkü savrulurum! ..
Ne zaman şiir şiir diye tuttursam;
Narası kulağımda koç Köroğlu’nun,
Heybesi omzumda derviş Yunus’un,
Aşk deryasında yunsam, arınsam…
Düşlerimden çıkmaz ki Karacaoğlan,
Kavgalarda bir asi Pir Sultan,
Veysel ile “dost dost diye” ağlasam,
Mahsuni ile son noktayı bir koysam! ..
Ne zaman şiir yazmaya otursam;
Kırılır kalemim, tutmaz elim.
Deliyim, divaneyim, bir garip Veli’yim
Aslı’sını el almış yanık Kerem gibiyim,
Boğazımda düğümlenir dizelerim,
Yol yordam bilmez, bir hoş olurum…
VELİ AYKAR
Denizli,05.01.2006,