'madem ki kul değilsin, şahlıktan dem vur. bakış okunu istediğin ekmek gibi at.
madem ki kendinden ve başkasından kurtuldun, kendinden olmadan otur da, ilahî kösü çal.'
bundan başka bir işim yok, çalıştığım yer o'dur. bol bol laf söylerim, çünkü alıcım o'dur.
canım ve gönlüm sakindir, çünkü gönlüm ve canım o'dur. kervanım emniyettedir, çünkü kervanbaşım o'dur.'
'kalk, çünkü bugün dünya bizimdir. can ile dünya, bizim saki ve konuğumuzdur.
zühre ile ay, bizim defzenimiz ve sevincimizdir. can bülbülü ise gülbahçemizin sarhoşudur.'
ah güzelim aşkına halatına yandı yürek aşk hararâtına
and içeyim gayri güzel sevmeyim allah'ya vü allah'nın âyâtına
'ah o güzelin aşkına, hallerine yürek o'nun aşk hararetine yandı.
allah ve allah'nın ayetleri aşkına, artık güzel sevmemeğe and içeyim.'
'ey allah'nın sırlarının kaşifi mevlânâ! kalıcılık sultanı, yokluk şahı mevlânâ!
aşk, sana böyle hitab etmektedir. veliler topluluğunun efendisi mevlânâ!.'
Nur cemâlinden eserdir, bağ-ı aşkın gülleri, Gül cemâlindir Habîbim, mesteden bülbülleri...
Mülk-ü bekadan gelmişem Fâni cihanı neylerem Ben dost cemalin görmüşem Hûr-i cinanı neylerem Vahdet meyinin cür'asın Mâşuk elinden içmişem Ben dost kokusun almışam Misk i reyhanı neylerem İsa gibi yeri koyup Gökleri seyran eylerem Musayı didar olmuşam Ben 'len terani' neylerem İsmail'in Hak yoluna Canımı kurban eylerem Çünki bu can kurban sana Koç kurbanı ben neylerem ibrahimem cebraile hiç ihtiyacım kalmamiş.. Muhammede dosta gidem ben tercümanı neylerem... Aşık Yunus mâşuk ile Vuslat bulunca mest olur Ben şişeyi vurdum taşa Namus u ârı neylerem
Dinle! Ayrılıklardan nasıl şikayet etmede şu ney, ve nasıl anlatmada ayrılıkları, dinle:
'Erkek - kadın herkes ağlayıp inliyor feryadımdan; ağlayıp inliyor herkes beni kamışlıktan kestikleri gün başladığım feryadımdan... Özlemimi açmaya bir kalp istemedeyim oysa ben, ayrılıktan parça parça olmuş, beni anlayacak bir kalp istemedeyim. Hani vuslat zamanını arar ya aslından uzak düşmüş kişi, durmadan aslını arar ya hani!.. Her toplulukta ağladığım bu yüzden benim, her yerde inlediğim bu yüzden. İyilerle dost olmam da, kötülerle oturup kalkmam da bu yüzden. Herkes dostum oluyordu zannımca benim, kendine yakın buluyordu çokları. Ne çare, araştırmadı kimsecikler içimdeki sırları, ve kimse anlamadı ayrılıktan şikayetimi... Oysa Sırlarım Çığlıklarımdan Hiç de Uzak Değildir Benim! Keskin bakan görür, ve dikkatle dinleyen duyar onları. Yazık, yazık ki her gözde yok o nur, her kulakta yok o dikkat!.. Gizli değildir elbette ten candan; ve can tenden gizli değildir. Lakin canı görmek için izin çıkmadı kimseye... Hava değildir neyden çıkan bu ses, ateştir söyledikleri, nefes nefes ateştir. Ve yok olsun her kimde yoksa bu ateş! Bir aşk ateşidir içini yakan neyin; hani bir aşk coşkusu gibi içine düşen meyin!.. Sevgiliden ayrı düşmüşü teselli eder bir ney, yoldaş olur ve musiki perdeleriyle yırtar aşığın sır perdelerini, sırdaş olur. Kim gördü ney gibi hem zehir hem tiryaki, hem dert hem derman başı? Kim gördü ney gibi hem özlemde, hem sarmaş dolaşı? Kanla dolu yoldan bahsetmede hep ney; aşk yolunun, Mecnun'un gittiği yolun öykülerini dillendirmede hep. Hani akılsızdır ya sırdaş olan akla, hani zordur ya müşteri bulmak kulaktan gayrı dile; işte o haldeyiz ki zaman erimede üzüntümüzden bizim; anlar yolunu şaşırmada... Ve günler yanışlara yoldaş durmada. Geçip gidiyorsa varsın geçsin günler; korkumuz yok ondan... Ey temiz yaratılışın biriciği, hemen sen yanımızda kal yeter! Günler uzadıkça uzadı nasibi olmayan için, ve suya kandı balık dışında her şey. (Bencileyin, bir balık kaldı susuz)
Pişkinin halinden ne anlasın ki ham...
Öyleyse sözü kısa kesmek gerek vesselam!...'
LEYLAYA OLAN AŞK....
Sen kırk yılda bir gibisin.
Sen içimdeki çocuğun sessiz çığlığı,
Sen içimdeki yaşlı adamın yalnızlığındaki görünmeyen yüzsün.
Sen yazılmamış ve ve belki de hiç yazılmayacak alın yazımsın,
Ve hiç yaşayamayacağım ikinci hayatımsın.
Sen ilksin... İlk aşık olduğum, ilk çıktığım, ilk üzüldüğüm değilsin
Ama sadece ilksin.
İlk değil geceler boyu düşünmem ve dalmam boş tavana
Ama sadece ilksin.
Kimsin?
Nerden geldin ve nereye gidiyorsun bilmiyorum,
Ama biliyorum 'Gideceksin'.
Yüzüne baktığım zaman gördüklerimi bağırmak istiyorum
Ama korkuyorum bir daha görememekten.
Ve susuyorum...
Bu ben değilim aslında
Korkan, susan.
Kim bilir belki de bu senin hayat boyu üzerinde çalıştığın,
Usta hareketlerle şekil verdiğin,
Ruhunun bir kısmını üzerine üflediğin,
Ve bana verdiğin bir sanat eseri.
Sen en az ortak özelliği olanımsın,
Sen en küçüğüsün hayatımın
Ve en büyüğü kalbimin.
Kalabalıkta ki yalnızlığım,
Gürültünün ortasındaki sessizliğim,
Unutmadığım birkaç isimden biri,
Ve sen ilk sustuğumsun.
Sen, hep hayalini kurduğum
Kimselerin ve benim de bilmediğim o yerde
Denize bakan ağaçların arasındaki ahşap evimin önünde
Yakamozu seyreden kişisin...
Sen ilk yazdığım değil
İlk sakladığım şiirsin.
Sen bu kokuşmuş dünyada yıllardır aradığım ve geç bulduğum
Masum çocuk yüzüsün.
Uzağımdaki yakınım, yakınımdaki uzağımsın.
En yakınında olmak istediğim ama en uzağında olmam gerekensin.
Ve sen hayatımın ilk iki buçuğusun....
Daldım aşkın ummanına zerre benim! Ben bu ummanda kayboldum,deli benim divane benim.. Bedenimi kaybettim sende ruhumu buldum, Sağı solu gözler idim dost yüzünü görsem diye Ben dünyada arar idim meğer can içinde cananı buldum..
Deniz oldu birkaç kadeh, susalığım kanmaz benim İniltilerim kesilmez, gözüm yaşı dinmez benim
Gel varalım bizim ile, ki giresin bahçelere Daim öter bülbülleri, gülistanım solmaz benim
Bizim ilin bahçeleri, daim tazedir gülleri Ma’muredürür bostanım, ağyar gülüm üzmez benim
Mansur kadehin nice kez ma’şuka sundu elime Dört yanımda od vurdular, kimse halim bilmez benim
Yana yana kül oluban sen ma’şukanın yolunda Günde bin kez yanar isem dosttan yüzüm dönmez benim
Canım aşkın külüngüne Ferhat olup tuttum başım Daim dağları keserim Şirin’im hiç sormaz benim
Yunus eydür ey sultanım, aşkın ile yandı canım Ger kılar isen dermanım, artık canım ölmez benim
leyla isteyen, Mecnun olmalı Kendinden de,dünyasından da geçmeli Aşıklar sofrasına davet edildiginde Ben körüm,ben tokum demeli...
gönül almak ve gönülsüz kalmak bizim sırlarımızdır.
iş bizim işimizdir, çünkü o bizim sevgilimizdir.
'bu olgunluk aşkıdır, olgunluk aşkıdır, olgunluk aşkı.
bu hayal aklıdır hayal aklıdır hayal.
'semâ, âşıkların canlarını dinlendirir, huzur verir,
o'nun canının canı olduğunu kim bilir ki?
sevgilinin yüzünü görmektir, yüzünü görmektir, yüzün görmek,
nurdur, kavuşmadır, kavuşmadır, kavuşma.'
'madem ki kul değilsin, şahlıktan dem vur.
bakış okunu istediğin ekmek gibi at.
madem ki kendinden ve başkasından kurtuldun,
kendinden olmadan otur da, ilahî kösü çal.'
bundan başka bir işim yok, çalıştığım yer o'dur.
bol bol laf söylerim, çünkü alıcım o'dur.
canım ve gönlüm sakindir, çünkü gönlüm ve canım o'dur.
kervanım emniyettedir, çünkü kervanbaşım o'dur.'
'kalk, çünkü bugün dünya bizimdir.
can ile dünya, bizim saki ve konuğumuzdur.
zühre ile ay, bizim defzenimiz ve sevincimizdir.
can bülbülü ise gülbahçemizin sarhoşudur.'
ah güzelim aşkına halatına
yandı yürek aşk hararâtına
and içeyim gayri güzel sevmeyim
allah'ya vü allah'nın âyâtına
'ah o güzelin aşkına, hallerine yürek
o'nun aşk hararetine yandı.
allah ve allah'nın ayetleri aşkına,
artık güzel sevmemeğe and içeyim.'
'ey allah'nın sırlarının kaşifi mevlânâ!
kalıcılık sultanı, yokluk şahı mevlânâ!
aşk, sana böyle hitab etmektedir.
veliler topluluğunun efendisi mevlânâ!.'
Nur cemâlinden eserdir, bağ-ı aşkın gülleri,
Gül cemâlindir Habîbim, mesteden bülbülleri...
Mülk-ü bekadan gelmişem
Fâni cihanı neylerem
Ben dost cemalin görmüşem
Hûr-i cinanı neylerem
Vahdet meyinin cür'asın
Mâşuk elinden içmişem
Ben dost kokusun almışam
Misk i reyhanı neylerem
İsa gibi yeri koyup
Gökleri seyran eylerem
Musayı didar olmuşam
Ben 'len terani' neylerem
İsmail'in Hak yoluna
Canımı kurban eylerem
Çünki bu can kurban sana
Koç kurbanı ben neylerem
ibrahimem cebraile hiç ihtiyacım kalmamiş..
Muhammede dosta gidem ben tercümanı neylerem...
Aşık Yunus mâşuk ile
Vuslat bulunca mest olur
Ben şişeyi vurdum taşa
Namus u ârı neylerem
Dinle! Ayrılıklardan nasıl şikayet etmede şu ney, ve nasıl anlatmada ayrılıkları, dinle:
'Erkek - kadın herkes ağlayıp inliyor feryadımdan; ağlayıp inliyor herkes beni kamışlıktan kestikleri gün başladığım feryadımdan...
Özlemimi açmaya bir kalp istemedeyim oysa ben, ayrılıktan parça parça olmuş, beni anlayacak bir kalp istemedeyim. Hani vuslat zamanını arar ya aslından uzak düşmüş kişi, durmadan aslını arar ya hani!..
Her toplulukta ağladığım bu yüzden benim, her yerde inlediğim bu yüzden. İyilerle dost olmam da, kötülerle oturup kalkmam da bu yüzden. Herkes dostum oluyordu zannımca benim, kendine yakın buluyordu çokları. Ne çare, araştırmadı kimsecikler içimdeki sırları, ve kimse anlamadı ayrılıktan şikayetimi...
Oysa Sırlarım Çığlıklarımdan Hiç de Uzak Değildir Benim!
Keskin bakan görür, ve dikkatle dinleyen duyar onları. Yazık, yazık ki her gözde yok o nur, her kulakta yok o dikkat!.. Gizli değildir elbette ten candan; ve can tenden gizli değildir. Lakin canı görmek için izin çıkmadı kimseye...
Hava değildir neyden çıkan bu ses, ateştir söyledikleri, nefes nefes ateştir. Ve yok olsun her kimde yoksa bu ateş! Bir aşk ateşidir içini yakan neyin; hani bir aşk coşkusu gibi içine düşen meyin!..
Sevgiliden ayrı düşmüşü teselli eder bir ney, yoldaş olur ve musiki perdeleriyle yırtar aşığın sır perdelerini, sırdaş olur. Kim gördü ney gibi hem zehir hem tiryaki, hem dert hem derman başı? Kim gördü ney gibi hem özlemde, hem sarmaş dolaşı?
Kanla dolu yoldan bahsetmede hep ney; aşk yolunun, Mecnun'un gittiği yolun öykülerini dillendirmede hep. Hani akılsızdır ya sırdaş olan akla, hani zordur ya müşteri bulmak kulaktan gayrı dile; işte o haldeyiz ki zaman erimede üzüntümüzden bizim; anlar yolunu şaşırmada... Ve günler yanışlara yoldaş durmada.
Geçip gidiyorsa varsın geçsin günler; korkumuz yok ondan... Ey temiz yaratılışın biriciği, hemen sen yanımızda kal yeter! Günler uzadıkça uzadı nasibi olmayan için, ve suya kandı balık dışında her şey. (Bencileyin, bir balık kaldı susuz)
Pişkinin halinden ne anlasın ki ham...
Öyleyse sözü kısa kesmek gerek vesselam!...'
LEYLAYA OLAN AŞK....
Sen kırk yılda bir gibisin.
Sen içimdeki çocuğun sessiz çığlığı,
Sen içimdeki yaşlı adamın yalnızlığındaki görünmeyen yüzsün.
Sen yazılmamış ve ve belki de hiç yazılmayacak alın yazımsın,
Ve hiç yaşayamayacağım ikinci hayatımsın.
Sen ilksin...
İlk aşık olduğum, ilk çıktığım, ilk üzüldüğüm değilsin
Ama sadece ilksin.
İlk değil geceler boyu düşünmem ve dalmam boş tavana
Ama sadece ilksin.
Kimsin?
Nerden geldin ve nereye gidiyorsun bilmiyorum,
Ama biliyorum 'Gideceksin'.
Yüzüne baktığım zaman gördüklerimi bağırmak istiyorum
Ama korkuyorum bir daha görememekten.
Ve susuyorum...
Bu ben değilim aslında
Korkan, susan.
Kim bilir belki de bu senin hayat boyu üzerinde çalıştığın,
Usta hareketlerle şekil verdiğin,
Ruhunun bir kısmını üzerine üflediğin,
Ve bana verdiğin bir sanat eseri.
Sen en az ortak özelliği olanımsın,
Sen en küçüğüsün hayatımın
Ve en büyüğü kalbimin.
Kalabalıkta ki yalnızlığım,
Gürültünün ortasındaki sessizliğim,
Unutmadığım birkaç isimden biri,
Ve sen ilk sustuğumsun.
Sen, hep hayalini kurduğum
Kimselerin ve benim de bilmediğim o yerde
Denize bakan ağaçların arasındaki ahşap evimin önünde
Yakamozu seyreden kişisin...
Sen ilk yazdığım değil
İlk sakladığım şiirsin.
Sen bu kokuşmuş dünyada yıllardır aradığım ve geç bulduğum
Masum çocuk yüzüsün.
Uzağımdaki yakınım, yakınımdaki uzağımsın.
En yakınında olmak istediğim ama en uzağında olmam gerekensin.
Ve sen hayatımın ilk iki buçuğusun....
Daldım aşkın ummanına zerre benim!
Ben bu ummanda kayboldum,deli benim divane benim..
Bedenimi kaybettim sende ruhumu buldum,
Sağı solu gözler idim dost yüzünü görsem diye
Ben dünyada arar idim meğer can içinde cananı buldum..
Deniz oldu birkaç kadeh, susalığım kanmaz benim
İniltilerim kesilmez, gözüm yaşı dinmez benim
Gel varalım bizim ile, ki giresin bahçelere
Daim öter bülbülleri, gülistanım solmaz benim
Bizim ilin bahçeleri, daim tazedir gülleri
Ma’muredürür bostanım, ağyar gülüm üzmez benim
Mansur kadehin nice kez ma’şuka sundu elime
Dört yanımda od vurdular, kimse halim bilmez benim
Yana yana kül oluban sen ma’şukanın yolunda
Günde bin kez yanar isem dosttan yüzüm dönmez benim
Canım aşkın külüngüne Ferhat olup tuttum başım
Daim dağları keserim Şirin’im hiç sormaz benim
Yunus eydür ey sultanım, aşkın ile yandı canım
Ger kılar isen dermanım, artık canım ölmez benim
AŞIK YUNUS.... SÖYLER SÖZÜ...YAŞLAR AKAR İKİ GÖZÜ.. GÜLME GÜLME AĞLA GÖNÜL ..