“Hayatı anlamaya çalışıyorum. Bu, benim için dönemsel bir arayıştan çok, zamanla şekillenmiş bir alışkanlık. Sorularla yaşamaya, cevapları hemen kabullenmemeye alıştım. Çünkü çoğu şeyin, ancak acele edilmediğinde kendini daha net ortaya koyduğunu gördüm.
Bakmak, dinlemek ve olup bitene biraz mesafe koymak; hem düşünme biçimimi hem de dünyayla kurduğum ilişkiyi belirliyor. Deneyimle düşüncenin birbirinden ayrılmadığı bir yerde duruyorum.
Ne ürettiğim işlerde ne de insanlarla kurduğum bağlarda, yalnızca sezgiye, duyguya ya da yalnızca akla yaslanmak bana yeterli gelmiyor. Yaşanmışlık, düşünceyle yan yana geldiğinde daha sahici, daha dayanıklı bir anlam ortaya çıkıyor. Belki de bu yüzden anlatmayı seviyorum; paylaşmanın, anlamı çoğaltan bir tarafı olduğuna inanıyorum.
Yine de zaman zaman şunu fark ediyorum: Her şeyi anlatmak gerekmiyor. Neyi, kime ve ne kadar anlattığın arasındaki denge, sonucu belirliyor. Bazı şeyler söylenmeden de var olabiliyor; hatta bazen sessizlik, kelimelerden daha doğru bir anlatım hâline gelebiliyor. Anlatma isteğiyle durma ihtiyacı arasındaki dengeyi kurmayı hâlâ öğreniyorum. Bu da beni tamamlanmış biri olmaktan çok, yolda olan biri gibi hissettiriyor. Çünkü inanıyorum ki yaşam, sonu olmayan bir yol.
Bir noktada yalnızca fiziksel enerjimiz tükeniyor ve yoldan ayrılıyoruz; hepsi bu.
Bakmak, dinlemek ve olup bitene biraz mesafe koymak; hem düşünme biçimimi hem de dünyayla kurduğum ilişkiyi belirliyor. Deneyimle düşüncenin birbirinden ayrılmadığı bir yerde duruyorum.
Ne ürettiğim işlerde ne de insanlarla kurduğum bağlarda, yalnızca sezgiye, duyguya ya da yalnızca akla yaslanmak bana yeterli gelmiyor. Yaşanmışlık, düşünceyle yan yana geldiğinde daha sahici, daha dayanıklı bir anlam ortaya çıkıyor. Belki de bu yüzden anlatmayı seviyorum; paylaşmanın, anlamı çoğaltan bir tarafı olduğuna inanıyorum.
Yine de zaman zaman şunu fark ediyorum: Her şeyi anlatmak gerekmiyor. Neyi, kime ve ne kadar anlattığın arasındaki denge, sonucu belirliyor. Bazı şeyler söylenmeden de var olabiliyor; hatta bazen sessizlik, kelimelerden daha doğru bir anlatım hâline gelebiliyor.
Anlatma isteğiyle durma ihtiyacı arasındaki dengeyi kurmayı hâlâ öğreniyorum. Bu da beni tamamlanmış biri olmaktan çok, yolda olan biri gibi hissettiriyor. Çünkü inanıyorum ki yaşam, sonu olmayan bir yol.
Bir noktada yalnızca fiziksel enerjimiz tükeniyor ve yoldan ayrılıyoruz; hepsi bu.