Kalemini yalnızlığın mürekkebine batır De ki Hayat Nasıl da çalardı seni benden Ve ben Nasıl geri alırdım seni Dizlerimde
Bir sırma telin Duyulur Duyulmaz Titreşiminde
Bozbulanık bir yağmur sonrası ezik büzük Parkelerinde biriktirdiği suları, yorgun Mazgallarından iki gözü iki çeşme akıtan Bir eski zaman sokağında, ürkek ve efsunlu Adımlarıyla seyirten bir kadın çaresizliğini
Bilgi, uçsuz bucaksız denizlere karışan Irmaklar gibi, sözcüklerin, deneymlerin Yatağında kıvrılarak eleverirken yaşam, Doyumsuz bir hazzın içten içe depreşmesini
Sevgilinin serin ocağında bir hasret çayının Usuldan usula demlendiği ve derin bir çilenin Sindiği duvarlarında akşamların, suskunlukların, Yalın söyleşilerin, görmüş geçirmiş gülüşlerin Fısıldaştığı gönlüne bir türkmen davetine Girer gibi girmeyi Ve nice acılardan damıtılmış bir 'hoşgeldin' İle sınırlanan o anda, o, iki gözbebeği Arasında çakan ve yaşamın yüce anlamını Aydınlatan şimşek anında, bir kan damlacığının Dolu dizgin bir yüreğe koşturmasını ve ona Eriştiğinde bir an, bir ömür, Bir çağ boyu süren kışların Bitivermesi gibi, yüreğinin buzullarının çözülmesi
Bir kula atın, dört nala koşup da erimsiz bir Tanyerinin kıyısına eriştiğinde, durup, o Sonsuzluktan saçılan binbir ışıkla solunlanmasını
Ve uzakta ufuk çizgisinde söken şafağın
Bir sırma telin Duyulur Duyulmaz Titreşiminde
Kavrulan yüreklerin Olanca görkemiyle Atmasından Başka birşey olmadığını Düştük günlüğümüze....
Kalemini yalnızlığın mürekkebine batır
kadın çaresizliğini
Bilgi , uçsuz bucaksız denizlere karışan
De ki
Hayat
Nasıl da çalardı seni benden
Ve ben
Nasıl geri alırdım seni
Dizlerimde
Bir sırma telin
Duyulur
Duyulmaz
Titreşiminde
Bozbulanık bir yağmur sonrası ezik büzük
Parkelerinde biriktirdiği suları, yorgun
Mazgallarından iki gözü iki çeşme akıtan
Bir eski zaman sokağında, ürkek ve efsunlu
Adımlarıyla seyirten bir
Irmaklar gibi, sözcüklerin, deneymlerin
Yatağında kıvrılarak eleverirken yaşam,
Doyumsuz bir hazzın içten içe depreşmesini
Sevgilinin serin ocağında bir hasret çayının
Usuldan usula demlendiği ve derin bir çilenin
Sindiği duvarlarında akşamların, suskunlukların,
Yalın söyleşilerin, görmüş geçirmiş gülüşlerin
Fısıldaştığı gönlüne bir türkmen davetine
Girer gibi girmeyi
Ve nice acılardan damıtılmış bir 'hoşgeldin'
İle sınırlanan o anda, o, iki gözbebeği
Arasında çakan ve yaşamın yüce anlamını
Aydınlatan şimşek anında, bir kan damlacığının
Dolu dizgin bir yüreğe koşturmasını ve ona
Eriştiğinde bir an, bir ömür,
Bir çağ boyu süren kışların
Bitivermesi gibi, yüreğinin buzullarının çözülmesi
Bir kula atın, dört nala koşup da erimsiz bir
Tanyerinin kıyısına eriştiğinde, durup, o
Sonsuzluktan saçılan binbir ışıkla solunlanmasını
Ve uzakta ufuk çizgisinde söken şafağın
Bir sırma telin
Duyulur
Duyulmaz
Titreşiminde
Kavrulan yüreklerin
Olanca görkemiyle
Atmasından
Başka birşey olmadığını
Düştük günlüğümüze....