Ümran Çelik - Hakkında Yazdığı Tanıtım Yazısı

Ayşe’nin kızı

Ben aslında kendimi yazdım… Arka bahçemi…
Gönlüme batan ‘Gül dikenini’
Yaşadıklarımı… Gördüklerimi yazdım…
Yetmedi…
Yaşamadıklarımı da yazdım… Bilmeden yazdım.
Gelişti düşüncelerim. Değiştim… Öğrendim, yeniden yazdım…
Benim; kendini arayan ışık… Suda şavkı parlayan, denize düşen yıldız…
Benim; gerili keman teli, yanakları yaş Nazlı…
Benim; büyümeyen çocuk…
Benim; küçük ‘Fahriye’… Yılbaşının ilk bebeği.
Benim; hayatın ‘Suskun Öfke’si’… Mahaçel’li Nine’nin ‘canının direği’…
Benim; anasız ‘cibili tavuk’
Balıkçılar kahvesi; benim. Kıyıdaki boyası dökülmüş mavi sandal; benim.
Benim teskin edilemeyen ihtiyar balıkçı… Benim; akşamın alaca karanlığında, evinde olması gerekirken dilenen çocuk… Milli bayramların gediklisi Ayşe Kadın… Benim; 10 Kasım’larda gururla akıtılan ağıt…
Benim; ipek böceğine dizilen şiir… Annemin komşuya verdiği dut dalındaki yaprak…
Benim; burnumda tüten yasemin kokusu… Dim Çayı’nda boşa akan duru su…Sökülen portakal ağacı; benim…
Benim; şehirleşmeye yenik düşen kara fırın… Dokusu bozulan kale yamacı… Alanya’da beton; benim.
Benim; baskısı yanlış gazete… Trafik kazasında buruk kalan gül…
Benim; Ağustos’u dolu…
Benim; Toslak’lı bebek… Benim; hayata emanet… Ayşe’nin kızı; benim.