Elim kolum bağlı gücüm yetmiyor
Derinden derine düşüyor bunlar
Tatiller geziler neden bitmiyor
Düz yollarda bile şaşıyor bunlar
Avrupa’nın isi sarmış bacayı
Gelir diye halka takmış kancayı
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Sevgili kardeşim Tuncay bey,
Şu doğruları haykıran eseri 20 yıl önceyede götürüp okusak,bugünde okuyoruz sanırım 20 yıl sonrada okusak hep doğruları ve yaşadıklarımızı göreceğiz.Sen Şair olarak görevini yaptın kardeşim.Uyanmakta biz okurlara düşüyor.Hakkı yazan kalemin daim olsun.selam ve sevgilerimle.
Uyarmak güzel de, uyanmak laızm.
tebrikler üstadım
Uyarmadı deme
Elim kolum bağlı gücüm yetmiyor
Derinden derine düşüyor bunlar
Tatiller geziler neden bitmiyor
Düz yollarda bile şaşıyor bunlar
Avrupa’nın isi sarmış bacayı
Gelir diye halka takmış kancayı
Kimse unutmaz ki zamlı acıyı
Kabuklu yarayı deşiyor bunlar
İşçi köylü esnaf çalışan darda
İhracat ürünü çürüyor bur da
Yatırımlar için kim geldi yurda
İthal hurdaları taşıyor bunlar
Kapkaçlar cadde sokağa dalmış
İyilik yerini zorbalık almış
Doğrunun yerine yalaka dolmuş
Önlerine kuyu eşiyor bunlar
Ormanları satıp yaptılar arsa
Sattı savurdular elde ne varsa
Milli gelir olmuş hep kara borsa
İhale peşinde koşuyor bunlar
Geçim için gelirimiz düşüyor
İçim kan ağlıyor aklım şaşıyor
Vurguncular yurt dışında yaşıyor
Birde gururlanıp şişiyor bunlar
Gitti kapı,kapı gezdi dolaştı
Sensen yıllık düşman ile barıştı
Terör içimizde yine karıştı
Gidip uyuzları kaşıyor bunlar
Geleni gideni çektirdi çile
Sağ solu denedik boşa nafile
Kırk yamaya uyduk biz bile,bile
Şimdi bir birini boşuyor bunlar
Her türlü çorabı ördün başıma
Bin bir türlü vergi kattın aşıma
Hangi yüzle çıkacaksın karşıma
Şimdi soğuğumla üşüyor bunlar
İ.M.F.miz varken vekil neyime
Seçimden seçime uğrar köyüme
Bir vali yetiyor zaten ilime
Bütçeyi yedikçe coşuyor bunlar
Gücü yetmedikçe vurdu palana
Tuncay inanır mı daha yalana
Sen beni değiştin ağa olana
Koydum kazanıma pişiyor bunlar
Tuncay Akdeniz
__Tebrik ediyorum Tuncay bey...
Hele 'mısırakıtan' hiç doymak bilmiyor..
Gözden kaçmaması gereken doğrular.
tebrikler üstat.
Gerek basının, gerek haber kaynaklarının bir yıllık gündemini ve ülkenin gerçek durumunu mısra mısra bize hatırlatan dost ve usta şair'e selam olsun.
Bu kadar yazılabilridi ancak ve yazıldı..
tebrikler dostum..
Sevgi ve saygılarımla
Bu şiirden sonra neler yazılabilir ki...
İyiki varsınız,yoksa nasıl doğrular duyurulur ses olur.Şairin bir görevi de halkın sesi olmak değil midir?
Helal olsun!
Bu şiir ile ilgili 6 tane yorum bulunmakta