Kan ve barut kokuyordu gün doğumu
ve boynunda emperyalist ilmeği
can çekişiyordu hürriyet!
İnadına suluyordu,
bin yıllık toprağı Kızılırmak
ve an be an damlıyodu toprağa
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




çok anlamlı, ve çok güzel dizelerle ifadesini bulmuş. kutlarım Barışım
durmadan usanmadan çabalamalıyız. aslında kendini bilen insan için çabalamak meselesi de değil bu. nasılsa öyle olmak, kolaydır. sadece dostu düşmanı ayırma meselesi. bir de, kötü niyetlilere direnme meselesi.
selam durdum şehitlere
sevgiler
Gündeme uygun, Türk Milleti'nin şanına yakışır bu şiiri yazan duygundan öpüyorum seni...
Aslın, soyun yâd eyleyen dil'e kurban oluyum...
Tebrik ve selâmla...
yürekten kutluyorum...kaleminiz bereketli olsun saygılarımla
Hakikat bu...tebrikler Barış kardeşim.
Aslında biz aslımızı unutmadık.Bizi Unutanları unuttuk.
Aslımızı unutanları unutmayalım ki düşmanımızı dostumuzu bilelim.
Saygılarımla.
Harikasın dostum..
Duygularımız aynı noktalarda. Çok güzel dile getiriyorsun..
Benim çalışmalarımdan,
Batı bizden ne istiyor?
ve
Ben olmasam
Çalışmalarına bakabilirsin. Duygu bütünlüğümüz var.
Uyanmak şart artık.
siir icin söylenecek seyler olmakla birlikte...ben baska bir olguya dikat cekmek isitiyorum.. bizi bize vurdurtuyorlar söylemini dogru görmekle birlik siirin cok fazla miliyetci öge icerdigini düsünüyorum genc arkadasim.. siddet kimden gelirse gelsin kabul edilemez, hos karsilaslanamaz.. ancak bu topraklar üzerinde yasayan diger renkleride kabul etmek lazim ve onlar bir kilimin deseni oldugumuzu unutmamamiz lazim diye düsünüyorum.. yani ala vere dalavere kürt mehmet nöbete diyerek her seyi gecistirdigimizi düsünüyorum.. sehit kavrami kardesin kardesi öldürmesi sehitlik olarak görmüyorum.. birileri daha cok silah satsin daha iyi para kazansin diye kars#desi kardese öldürtüyor ve toplumun gözlerinide sehit yalanlariya boyayip savasina devam ediyor... ölen askerin, ölen gerillanin kardesiyle amcasiyla ayni bicimde ölen askerin kardesi amcasi yigeniyle arkadasiz dostuz.... bütün kötülük faha fazla kazanma hirsindan geliyor.. o yüzden bütün kötüklerin anasi bu cark.. kimse ölmesin yeter demek lazim... sözü siirinle baglamak istiyorum sairim
Çelik ve kemik,
barut ve et kaynaşıyordu birbirine
ölüm soluyordu her canlı
ağıt evlatlarına ağlıyordu durmadan.
yüreğine sağlık kardeş uzun bir aradan sonra güzel bir şiirle sesini duymak güzeldi
Bu şiir ile ilgili 8 tane yorum bulunmakta