O eski geniş yapraklı kavağın altında tanışırdık hayatla.
Genelde kavgalar oyunlar arasında geçerdi.
Çocukluğum gençliğim ince naifti bilhassa insanlar tanıdım güçlüydü babaydı.
Koruyan canı can bilen anneler görürdüm merhametliydi şefkat sarardı sofraları epeyce.
Yoksuldu belki evler ama muhabbetliydi çoşkuluydu.
Sonra çokça zaman geçti denilmez ölüm tinetide buldu kapıyı.
Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim
Devamını Oku
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili
Ben senin en çok ellerini sevdim



