Bir hayat anlattım yıllar boyu,
Yaşanamayan, yaşanmadıkça da yazılan.
Yazdım, çizdim; karaladım, sildim.
Mürekkebi, kurşunu kendime deva bildim.
Unuttum uçurduğum turnaların diyarını,
Yarını düşlemeyi, umudu beklemeyi unuttum.
Bilmemeyi artık daha iyi biliyorum,
Saklı sırlarımı daha da derine gömüyorum,
Yarım kalmış hislerimi yalanlıyorum,
Nihayetle buluşma arzusunun anlamını,
Olduğum mekanları aştığımda anlıyorum.
Solanların, ebediyetle yananların bağlamını;
Sınırlarıma olan mesafeler taşmama engel,
Sanrılarım; sarsılmaz, çıkmaz yollarda fener.
Ruhuma dolan karanlık, aydınlığımsa ecel.
Göz yaşımdır keder, silemediğimse kader.
Yanmış yalanlarımda yanılgılarımı yargılatmış
Alın yazımı okuyorum,
Sonlu zaman geçtikçe.
Ardıma tepemden bakıyorum.
Anlamlarım tam yanımda yatıyor,
Ben ayağa kalkıp onları arıyorum.
Bakışlarım zamanı deliyor
Yutkunuşumla deliriyor
Nefesimle beliriyorum
Kalemim kağıdı aşıyor
Mürekkeple yaşıyor
Hiçliğin ortasına
Ufuklara bakacak yüzüm mü var ki
Sema kendini maviye boyasın ?
Kaybetmeye çalıştığım gayem,
Esiri olmuş çaresiz bir yasın.
Belki düştü bak zikrimden ölüm
Nefer
Yormuşum, yorulmuşum;
Sormuşum, sorulmuşum;
Hatırımla gözlerimi yummuşum.
Akıyor zihnimden beynim,
Kaçıyor fikrimden zikrim,
Bir hülyadayım bir semada,
Bir yangındayım bir deryada…
Gerçekler hep acı vermezmiş,
Zamana emanet duygular, çiçek açıyor;
Us suskun olsa da gönül susmuyor…
Hislerin alemi gözlerime ışık saçıyor;
Fikrim, seni zikrettikçe anlam buluyor…
—
Öyle ki içim dışıma taşıyor,
Bilmiyorum nasıl anlatacağım,
Anlatmak uğruna mı yapacağım,
Anlamak için mi yazacağım?
Bilmiyorum bu sefer… Galiba…
Kelimelerin boğazımda düğümlenişi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!