Bir menekşenin esintisi sevdalı gönlümün harap kıraçlarında
Bir kadının gözleri dolaşıyor yârin uğramadığı mezralarımda
Gök rengini unutmuş, denizler kendi tuzunu yutmuş nicedir
Ve aşk müptela bir yalnızlık gibi yorgun ruhumu talan etmiş
Bildik bir gülüşün o hiç okşanmamış sözlerine aşina bir duruşmadan çıkarak yolcu etmiştim seni gerçeğine, gözlerindeki yalın yaşları elinin tersi, gönlünün demi ile silerken. Ruhunun duvarlarından dökülen o asırlık sıvaları anlatılarının arasına yeniden katarak sevginin harcını karmıştım ben, sen o bildik finalin kapı aralığından yüreğime bakarken. Utangaç bir rakstı gülüşlerin ve yağmalanmış bir güzellikti düşünüşlerin. Kelimeler sızacak bir aralık ararken, ben yılların eskitemediği ellerine uzanmanın planlarını yapıyordum, dudaklarımı o derin çizgilere hapsetmeyi dilerken.
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
ilahi bir saygıyla eğiliyorum bu olağan üstü eserin karşısında...
Muhteşemmmmmmmmmmmmmmmmmmm
Tadımlık mutlulukların süzgecinden damlayan hayattır yine de aşk bakışlı yar. Yağmalanmış sevilerimizin ve yamalı dünlerimizin firari buluşmalarıyla örseleriz sevilmeye muhtaç bedenimizi, ardımızda dağlar, usumuzda bakir yurtlar. Hangi yağmur alır götürür bizden uzağa düşlerimizi ve hangi rüzgâr gövdemizin yangınını söndürür! Yorgun gönlünün düğmelerini aşka açmazsan, argın gövdenin inleyişlerini seviden esirgersen mana derinliğinde yiter, an serseri bir çığlık gibi umarsızca kendi boşluğunu döver.
Harkulade..!
Bu şiir ile ilgili 4 tane yorum bulunmakta