Her taraf bembeyaz görününce
çocukluğum geldi aklıma.
Babam bir kızak yapmıştı.
Ne kızaktı ama, bir görseydin.
Hızına erişen yoktu.
Her yarışta birinciydim onunla.
Benim için bir arabadan,
bir bisikletten,
bir çocuğun isteyebileceği
birçok şeyden daha kıymetliydi.
Akşam okuldan çıkınca,
hafta sonları,
fırsat bulduğumuz her an
tüm çocuklar sırtlanırdık kızakları,
doğru Kelle’ye çıkardık.
O tipinin, o ayazın içinde kayardık.
Kelleden bir saldık mı kendimizi,
ta okulun arkasına kadar inerdik.
Sonra bir daha kızağı sırtlanır,
yeniden Kelle’ye çıkmak için uğraşırdık.
Onca eziyetten, geçen zamandan sonra
güçlükle vardığımız tepeden
bir solukta aşağı inerdik.
Bıkmadan, usanmadan
saatlerce kayardık.
Bazen aşağı çayırlara iner,
buzun üzerinde kayardık.
Soğuktan yüzlerimiz morarır,
ellerimiz tutmaz olur,
tir tir titrerdik ama
yine de kayardık.
Büyükler kızardı.
Aldırmazdık.
Sanki onlar zamanında
hiç kaymamışlar gibi
bizi azarlıyorlardı.
Aradan yıllar geçti.
O topraklardan göç ettik.
Yıllarca kara ve kaymaya hasret kaldım.
Şimdi bulunduğum yer bembeyaz.
Çoluk çocuk herkes dışarıda.
Kimi kartopu oynuyor,
kimi yuvarlanıyor,
kimi maç yapıyor,
kimi kayıyor.
Ben de çıkıp
şöyle gönlümce
doya doya bir kayayım dedim.
Dedim demesine…
Ama nerede?
Kaymasını bile unutmuşum.
24.01.2000
Not: Kelle, köyümüzde bulunan ufak bir tepenin ismidir.
Yusuf AkkayaKayıt Tarihi : 30.5.2012 01:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (5)