Bir un çuvalı gibi,
Yerçekiminin rengârenk yedi kat altına iniyordu sanki.
Salmıştı kendini akan rüzgârın kızıl saçlarına, umursamazdı kimseyi.
Hiç ses çıkartmadan, vedasızca…
Gel desem gelemez artık, koklamam imkânsız.
Eski yeşillere dönelim desem dönemez artık, ayrıldı yollarımız.
Anlat bize yürüyüşün güzelliğini
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Devamını Oku
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta