Tarihten bir yel eser,
Vurur, Anadolu'ya, Trakya'ya,
Denizlere, Kumsallara, Karaya,
Ve der; Istanbul, Istanbul.
Ne vakit,
Kaf dağının arkasındaki,
Nar ağacında,
Üç tane nar vardı,
Biri aldı,
Onu koca bir dev aldı,
Biri hamdı,
Gün gelir,
Bir bakarsın,
Güneş bir daha doğmaz,
Ay geceyi unutur,
Güller açmaz,
...
Lübnan’lı Abbas,
Daha doğmadan önce yetim kalan,
Henüz on aylıkken,
Bir sıcak temmuzun 28’in de,
Kana kasabasında,
İsrail’in kahpe saldırısında,
Günde bir zaman geldi, o koca güneş battı,
Gökyüzünde ki siyah, maviyi rengine kattı,
Artık insan dahi, uzaktaki belirsiz bir karartı,
Karanlık yıldız, yıldız, delinmiş bir sarattı,
Günde bir zaman geldi, sabahtan hemen öncenin ikizi,
dünya karanlık,
...
fani de olsa,
...
bir umuttur,
tutturdum gidiyorum,
-----Gönüller ete kemiğe bürünür mana aleminde. Yakın şehirlerden uzak şehirlere yol alırlar, en uzak şehirlere. Hiç yorulmadan ararlar en güzel mana şehrini. Ümitler henüz bitmemiştir, henüz uzaklarda daha çok şehir vardır.
-----Derken uzakta güzel bir şehir görünür. Gönüller oraya doğru daha hızlı adımlarla yürümeye başlar. Şehre yaklaşırlar, şehrin kapısının üzerinde “RECEP” hemen altında da LA İLAHE İLLALLAH yazmaktadır.Bin bir sevinç ve neşe ile şehre girer bütün gönüller. Şehri gezerken büyük bir haz duyarlar. Gezilecek çok yer vardır. Şehrin her yerini gördükten sonra, ta şehrin çıkış kapısına kadar gelirler ve uzakta bir şehir daha görürler. Merak alır bir çoğunu, yola koyulurlar bir an evvel varmak için uzaktaki diğer şehre. Merak öylesine sarmıştır ki gönülleri göz açıp kapayıncaya kadar bilinmeyen o şehrin kapısına varmışlardır. Bu şehrin kapısının üzerinde de “ŞABAN” hemen altında ise MUHAMMEDEN RESULULLAH, yazmaktadır. Bu şehirde çok güzel ve diğeri kadar büyük bir şehirdir. Bu şehirde de gezilecek çok yer vardır.Gönüller gezer bu şehrin de bir, bir tüm sokak ve mahallelerini, büyük bir istek ve merakla. Diğeri gibi bu şehirde o kadar güzeldir ki, koca şehri nasıl gezip te bitirdiklerini anlayamazlar.
-----Bir bakarlar ki uzaklarda yeşil ışıklarla donatılmış bir şehir daha var ki, uzakta ki görünümü diğer şehirlerden çok daha büyük. Oraya hayran, hayran bakan gönüller, daha önce böylesine büyük ve güzel bir şehir görmemişlerdir. Şehir merak olur, arzu olur, Bakan gönülleri kendine çeker. Yaklaştıkça yeşil ışıklı, mükemmel ötesi o şehre mümin gönüller daha da meftun olurlar. Bir an önce şehrin kapısından girmek, şehri görmek için dillerinin döndüğünce dualar ederler. Sonunda bu mükemmel şehrin kapısına ulaşırlar ve üzerindeki yazıyı okurlar. Şehrin kapısının üzerinde RAMAZAN hemen altında ise “Hoş geldin ya şehri mümin” yazmaktadır. Kapısı diğer şehirlere oranla çok daha büyüktür. Şehir ise gezmekle bitmeyecek gibi görünür.
Dudaklarında ninni, ne güzel avuturdun,
Bıkmak ne bilmiyordun, nede bir an yoruldun,
İlahi bir görevi ifa edercesine,
Üzerime titredin, her an şefkatle Anne,
Dünya ne kadar zalim, hayat acımasızdı,
yine bir gemi daha battı,
bu yapayalnız limana yanaşamadan,
..............
..............
belki,
belkiler,
Hadi durma,
Çek kürekleri,
Ateşten denize,
Çekte yol al,
Ta uzaklara,
Çık bu dünyadan,
Şair ruhlu güzel kardeşim. hayatın herdaim şiirlerle dolsun.
Şair ruhlu güzel kardeşim. hayatın herdaim şiirlerle dolsun.