nasıl olduğunu anlamadım hiç bir anda girdin hayatıma ve bütün dengelerimi alt üst ettin tehlikeli bir virüsmüş gibi bütün vücuduma yayıldın geçer dedim bu durum kendi kendime hep böyle gitmeyecek ya seni de unuturum günün birin de tıpkı diğerleri gibi seni de gömerim tarihime geçmedi gün geçtikçe yayıldı bu his kendimden korkar oldum nefret ettim kendimden tanıyamaz oldum kendimi seni görmediğim günler yaşamıyordum sanki boğazıma bir hıçkırık gibi takılıyordun boğulacakmış gibi oluyordum konuşamıyordum anlatamıyordum derdimi kimseye içime kapanıyordum gitgide kim sözünü etse tersleyip atıyordum laf ettirmiyordum sevgime bir dünya kurmuştum sadece sen ve ben hayaller kuruyordum ellerin ellerimde oysa sen başkalarıyla kimbilir ne alem de her gece şiirler yazıyordum sana sonra beğenmeyip yırtıp atıyordum hiçbirşey anlatamıyordu güzelliğini hiçbir söz hiçbir dize kendimle savaşıyordum her gece içip içip sarhoş oluyor seni yudumluyor seni içiyordum her şişede sonra ağlıyordum kaderime imkansız da olsa sevmiştim bir kere sen beni anlamasan da sen beni sevmesen de sevmiştim ama şunu bil ki hiç te pişman olmadım bir gün bile seni sevdiğime içimde bir umut bir teselli seni bekledim hep belki sen de seversin diye
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta