Odamı aydınlatan lambanın feri çoktan sönmüş. Sensizlikte tıkanıp kalan ışıklar daha fazla aydınlatamıyorlar yüreğimi. Nereye baksam karanlık. Nereye baksam yokluğunu görüyorum. Fakat gece bir türlü beni sensizliğe ikna edemiyor. Uyuyamıyorum. Parmaklarım yokluğunu yazmaktan öylesine yorulmuş ki kendi uzuvlarıma bile kendi emirlerimi dinletemez oldum. Onlar bile sensizlikten bitkin ve çaresiz. Onlara yazmaları için bir güç, bir umut gerek. Ben umudumu istiyorum.
Kalem bile çoktan satırları tüketmiş. Yokluğunu yazmamakta direniyor nedense. Sevgine susamış masamda bağırmak için beklese de yüreğimin artık çığlık atacak sesi kalmamış. Yüreğime bir ses, kalemime mürekkep gerek. Ben seni sevdiğim yankılarımı istiyorum.
Sevgin öyle bir hal aldı ki artık canımı yakıyor. Dudaklarım ne zaman o yok dese kanıyor. Belki susuzluktan belki sensizlikten olacak çatlamış çirkin görünüyorlar.
Sanki yüreğim kendi bileklerini kesen bir cellât ve son duası sen. Bana bir dilek gerek.
Ben dualarımın kabulünü istiyorum.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Kutlarım
elinize ve yüreğinize sağlık,
selamlar ve saygılar...
Başarılarınızın devamını diliyorum
bunlar sevdasına ram olmanın dizeleri.. tebrikler..saygılar
Umudu kim istemez. Yüreğinize sağlık
Çok güzel bir yazı...Umut sizinle olsun...Sevgiyle...
saygılar kaleminize...
Sevgi dolu yüreğinizi,umut yolu kaleminizi tebrik ederim,sevdanız daim karşılıklı olsun,selamlar...
Kalem güçlü ve yüreğin hizmetinde ise , böylü okunası güzellikler ortaya çıkar...
Tebrikler Handan hanım, teşekkürler
Çok hoş, konuyu harika işlemişsin. haykıran yüreğin nağmeleri kelamda dirhem dirhem yakıyor.
Bu şiir ile ilgili 10 tane yorum bulunmakta