Yaz günü sabah ayazı,
kulağımın dibinde tenime değen bir rüzgar var demir parmaklıklar arasından,ve özgürlük istiyorum şimdi yaşlanmış hayallerime,azıcık mutluluk,bir parça huzur ver gece,
sevda tutuyorum avuçlarımda salkım salkım,sımsıkı tutuyorum inanın,sımsıkı tutuyorum avuçlarımda ellerimden kayıp gidenlerin kaçınılmaz pişmanlığını,sağa sola bakıyorum kimsem yok,sağa sola dönüyorum ve sonra selam veriyorum fîkri hür yalnızlığıma,
aklıma geliyor aniden,ansızın aklıma,sözlerim,sözlerim nerde,hani şu söylemekten kaçındığım,öyle ya,daha yeni unutmuştum oysa,sonra çatılara bakmak geliyor içimden,bodrum katı penceremin kıyısından el sallar gibi martılara,
haydi kalk gel diyor gökyüzü,kalk gel diyor demir parmaklıklardan sarkan çocuk yaşta rüzgar,onlar ısrarla beni çağırıyorlar,ve artık usul usul gitmek gerek oralardan,hemde zincire vurduğum alışkanlıklarımı azad edip,keyfe keder yarınlara bugünden selam vererek,ama bekliyorum bugün günlerden salı,ufuktan güneş doğacak birazdan,şaka yapar gibi, öylesine uzaktan,şimdiden gülüyorum içimde buruk bir acı,ve inanın hiç korkmadım ben,karanlığı bol gecelerde sabahlara yarım kalmaktan,dedim ya sevda tutuyorum,hasret tutuyorum sımsıkı,ve herşeye rağmen umut damlıyor inadına avuçlarımdan,şimdi gün yeniyor geceyi,ufukta gözlerim,gözlerimin önü şafak kızılı,sessiz bekliyorum ve mecbur,nasılsa birazdan gün sıyrılıp gelecek tebessüm ederek geçici aydınlıklardan...
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta