Ümrandan Uygarlığa Şiiri - Durdu Şahin

Durdu Şahin
999

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Ümrandan Uygarlığa

'Bütün Kur'an'ları yaksak, bütün camileri yıksak, Avrupalı'nın gözünde Osmanlı'yız, Osmanlı, yani İslâm' (s.9) .

'Hıristiyan için tek düşman biziz' (s.9) .

'Zavallı Türk aydını... Batılı dostları alınmasınlar diye hazinelerini gizlemeye çalışır. Sonra unutur hazineleri olduğunu' (s.9) .

'Osmanlı aydını için, sular altında kalan kıtaydı eski Yunan, Olemp tanrılarının ahlak dışı maceralarıyla, Pelopones haydutlarının düzme menkıbeleri ne alakadar ederdi onu? ' (s.lO) .

Yunan ve Yunan Medeniyeti hakkında şunları söylüyor Cemil Meriç:
'Medeniyetinin en parlak devrinde ahalisinin kırkı köle biri hür... Bir kavim ki bütün meziyetlere düşman: Kabiliyete, asalete, servete.Her bayağılığı tanrılaştıran bu kavim üç şeyde birinci: Kibirde, yalanda, fuhuşta' (s.15) .

'Gübreden güzel çiçekler fışkırır doğru. Ama lağımdan çiçek fışkırığı görülmüş mü? ' (s.16) .

'Sevimli şair, felaketlerimizin kaynağını araştırırken, 'Tanzimat ve sonrası, bize Batılıların önerdiği ve denetlediği bir batılılaşma düzenidir, diyor. Bu düzen imparatorluğu batırmıştır, çünkü endüstrileşmeyi sağlayan değil engelleyen bir tutumu içermektedir'. Şüphe mi var' (s.25) .

'Antilli bir yazar, halkına olmayan bir geçmiş bulmaya çalışadursun, biz rahatça var olan, hem de nasıl var olan koskoca bir geçmişe sövmekteyiz. O kadar ki, yeni, Batılı üstelik de ilerici sandığımız bir yazara, elin Bulgar'ı sizin klasikleriniz nedir? diye sorunca bizim klasiklerimiz yoktur, cevabını alır' (s.33) .

'Atilla İlhan doğru söylüyor: Türk edebiyatının en önemli sorunu, bugün için kendi öz kişiliğini bulma sorunudur' (s.291) .

'Bilmek, kıyas etmektir. Kendimizi tanımayınca başka ülkelerle nasıl karşılaştırabiliriz' (s.45) .

'Batıcılar, fikir hayatını geliştirmediler, öldürdüler. Hasta bir karamsarlık ve onun yarattığı bencil, aşağılık bir çıkar düşünlüğü. Batıyı ihya eden zihniyet, bizi çökertiyor. Çünkü Batıcılar, gerçekte Batıyı da tanımıyorlar' (s.46) .

'Dinin üzerimizdeki bütün hak¬larını teslim etmeliyiz. Dinsizlik, Latin zihniyetinin bir sapıtışıdır, fikri bir üstünlük alameti değil. Bir kavmin an'anat ve mevzuatı üzerinde yaşadığı topraktan daha kıymetli olan manevi vatanını teşkil eder. Bir toplumu millet yapan onlar. Başka bir kavmin tahakkümü altına giren bir kavim, arazisini değil, mevzuat ve an'anatını kaybettiğinden dolayı istiklalini kaybeder' (s.48) .

'Edebiyat tam bir hürriyet içinde gelişmeli' (s.61) .

'Halka yayılmayan bir edebiyat büyük bir ehemmiyet taşımaz' (s.65) .

'Osmanlı kendini imanda veya aksiyonda gerçekleştirir. Gevezeliği vakarına yakıştırmaz. Teşhir etmez yaralarını. Hikayeleri ya bir kahramanı ebedileştirir, yani bir nevi destandır; ya bir ahlak dersi verir, yani zamanın ve coğrafyanın dışındadır. Bir ifşa değil, bir ikazdır' (s.74) .

'Yani Osmanlı'nın asırlarca Avrupa'ya bir ihtiyacı olmamıştı. Avrupa dilini öğrenmek bir te¬nezzüldü, bir lekelenişti' (s.80) .

'Bir neslin yüz akıdır Kemal Tahir. Türk düşüncesinde ufuklar açmıştır. Türk romanının en yiğit, en güçlü, en büyük temsilcisidir' (s.89) .

'Batı'nın abeslerini değil, insanlığın keşiflerini iktibas edeceğiz. Maziyi muhafaza, fakat ayıklayarak, yeniyi kabul, ama seçerek' (s.96) .

'İnsan yığınları, alıştırılmak istendikleri zihni itiyatlara yabancı kalırlarsa kültür totaliterleşir' (s. 100) .

'İki yol var insanlık için: Kendi kendini imha veya gerçekten insanlaşmak' (s.l 15) .

'Birlikte düşünmek, kişiliği ortadan kaldırmaz, geliştirir. Ama düşüncelerini başkalarınkilerle birleştirmek için, onları sevmek, onlarla kaynaşmak gerek. Kurtuluş bu şuurlanışta. Düşünen insanı hayata bağlayarak olan maddi bir rahat değil, kendi kendini aşma, bütünleşmedir' (s.115) .

'Çağdaş Avrupalı, ya ümitsizlik, ya iman diyor. Başka yol yok. Zavallı büyücü çırağı, uyanışın biraz geç olmadı mı' (s.l 16) .

'Medeniyetler tek çizgi istikametinde gelişmez. Her medeniyet kendine has değerleri gerçekleştirerek insanlığın ortak hazinesini zenginleştirir. Bir medeniyet başka bir medeniyeti bütün unsurlarıyla benimseyemez' (s.117) .

'Her orijinal medeniyet, ayıklayıcı bir uzviyettir. Yalnız kendine uyan unsurları alır' (s.l 18) .

'Her kültürün kendine göre bir medeniyeti vardır. Kültürün kaçınılmaz akıbetidir medeniyet. Olmakta olanın, olmuş hale gelmesidir' (s.120) .

'Tanınmış bir ruh hekimi, 'Medeni dünya, uçsuz bucaksız bir hastane koğuşu1 diye haykırıyordu. Ortalığı yürekler parçalayıcı iniltiler dolduruyor...' (s. 125) .

'Gelişmiş ülkeler, yeryüzündeki kaynakların % 80'ini kullanıyor, oysa nüfusları dünya nüfusunun % 16'sı' (s.128) .

'İdealizm olmadan medeniyet olmaz' (s. 132) .

'Kalabalığı fert haline getirmek yetmez, fertleri de şekillendirmek lazım, bu da terbiyenin görevi' (s.134) .

'İnkıraz devri aydınının farikası, hazinelerinden habersiz olmak. Bu aydın bir ışık kaynağı değildir artık, sırları dökülmüş bir aynadır' (s.151) .

'Toplumların kaderini çizen amillerden biri de coğrafya. İnsanları farklılaştıran çevreleridir, çevreleri yani iklim ve gıda. İklim, toplumlara sürekli vasıflar kazandırır. Soğuk ülkelerde, zeka daha hudutlu, sanatlar daha az gelişmiş, mesken daha iptidaidir... Sanatlar, mutedil iklimlerde kemale varırlar. Büyük şehirler ve büyük hanedanlar böyle ülkelerde kurulur' (s.161) .

'Zihin ne kadar bakirse, ne kadar işlenmemişse, ona herhangi bir meleke kazandırmak o kadar kolay olur. Daha önce kazanılmış bir maharet, yeni bir maharet kazanmayı güçleştirir' (s. 161) .

'Namussuzlar arasında yüzde yüz namuslu kalmak isteyen er geç mahvolur' (s.177) .

'Bilge hükümdar, ülkesini ahenkle yönetmelidir. Havaslar avamı, zenginle fakiri tatlı tatlı kaynaştırmalıdır. Ama bu işi öyle incelikle yapmalıdır ki, havasın avama karşı bazı üstünlükleri olsun' (s. 195) .

'Bizde niçin bir Bodin, bir Hobbes, bir Bossuet yetişmemiş? Neden yetişsin... Mutlakiyetin bu yavuz nazariyecileri Osmanlı ülkesinde yaşasalar zat-ı şahanenin destancısı olurlardı' (s.197) .

'Halkın selameti demek, yalnız hayatının korunması demek değildir, bu hayatın meşru nimetlerinden de faydalanması demektir' (s.204) .


Cemil Meriç, Ümrandan Uygarlığa, Ötüken Yayınevi. İst. 1977

Durdu Şahin
Kayıt Tarihi : 20.9.2007 22:04:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Durdu Şahin