Ben Çoruh’un kızıyım
Ömrümüzde tıpkı tabiat gibi mevsim mevsimdir.Her mevsim bir birini takip eder, atlamak ne mümkün ! Bizlerde ömrümüzün beşinci mevsimi ve dördüncü cemresindeyiz.Ama sormadan geçen zamana ve yıllara inat yaşamalıyız ömrümüzün sayılı yıllarını.Okyanuslar gibi dalgalı, deli uslanmayan gönlümüzün sesine uyalım ,seherin tan vaktinde uykuları haram edip çıkalım dağlara. İkiz Sitare Dağ’ının zirvelerinden kardan dondurma yapıp yerken ,Yasemen ve Bülbülen yaylalarından çiçekler toplayalım deste deste .Müzik yapamazsak ta aşk şarkıları söyleyerek salına salına Karadeniz’e akan Çılgın Çoruh’un coşkulu sesine ses katıp hayatımızın söylenmemiş en güzel şarkılarını ve türkülerini söyleyelim dağların yamaçlarında çalı diplerinde şakıyan kınalı kekliklere inat. Kalkankaya’dan ,Karanlıkdere ve Karıncadüzü ormanlarından geçerken çamların diplerindeki gözelerden su içelim.
Gün geceye durunca gavur yaylasında Hıdrellez ateşini yakalım. Kırdağ’da tek armudun dibinde elimiz uzatıp sini gibi tepemizde ışıldayan ayı yakalayalım ve çıkınımıza koyalım.
Gün sabaha tekrar dururken yeni doğan günü gülümseyerek selamlayalım .Geçmişte yaşanılan belli ve çoğu acı ve ne kadar anı varsa hikaye olmaktan olan ömrümüzde bir masaldır anlatılan .Ruhumuz alev alev yanarken bedenimiz yıllar içinde “akik” bir lamba gibi sesiz ve sakin hale geldi Görenlerde içimizdeki esen fırtınadan habersiz solmuş yaprak , kırağı çökmüş biçilmiş çimen sanıp seyrederler bizi.
Gelmiş geçmiş hepsi hikaye ve biz de o hikayeler gibi olmadan önce yaşayalım yaşanmamış anları.Hayat ne gideni geri getirir ne de kaybettiğin yaşamı."Ya yaşam için gerekenleri zamanında yaşacaksın ya da yaşamadım "diyeceksin deseler de biz yeniden tutunalım hayata.
Yaşlılık dediğin nedir senin benim ; eriyen mumun biriken tortusu gibidir.Hadi yeniden ışık saçmak için tortulardan mum yapalım bin güneşe bedel. Keder olmasın hayatımızda. Varsın desinler:"Kara kışta vakitsiz açan bir çiçekle bahar gelmez.Kor kor alevler gibi açan gül olma vaktidir dostlar.Çılgın Çoruh’un Kızı Ümran Dağaşan Özlük
Eserleri
Kış Güneşi.Bir göç romanı
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!