Yılardır bağlıydı elim ayağım
Tüy bitti dilimde çöz diye diye
Bitti takatim yıkıldı durağım
Koşturup duruyor gez diye diye
Saksağana çevirdi bülbülümü
Sana derim Sultan Süleyman sana
Milletin sesini duyan mı kaldı
Kimse aldırmaz meşhur fermanına
Gücün olsa baksan uyan mı kaldı
Viyana’ya değil döndük batıya
Kimse merak etmesin buyum işte
Aç kalmış midede kazıntıyım ben
Günü gün etmişim köşede dipte
Kaşınan yarada sızıntıyım ben
Fındık bahçesinde meşe odunu
İlk doğan güneşle zifir karanlığı
Sen unutsan bile ben unutmuyorum
Ruhunu saran şu kafir karanlığı
Sen unutsan bile ben unutmuyorum
Dermansız, ilaçsız yara deşenleri
Günlerdir savaştayım gönlümle
Bağlanmışım kaçamıyom canım can
Hesap yaptık altmışlık ömrümle
Utanıyom yazamıyom canım can
O ipek saçların ceylan gözlerin
Öyle bir sıkmışım ki kara kalemi
Kırılmış ucu yazı yazayım mı?
Öyle şişmiş mide yutar alemi
Giden “sarı öküzü” yazayım mı?
Aştım gönlümdeki sevdayı aşkı
Etli, butlu, semizdi, besiliydi mübarek !
Dairede dönerdi “suphanallah” çekerek..
Masadakini sokmuş, çuvaldaki engerek !
Dişlerini sökerek, yemişler “Mıstafa”mı..
Yalayıp kapatmıştı ardındaki izleri;
Engin dağlarımda kokmuş kar’ ım var
Saldılar çakalı leşim var diye
Az mı yol yitirdim , yine varım, var..
Çullandı ayyaşlar keş’im var diye!
Kimine davuldu kimine zurna




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!