Fasıl I
Bermurad bir şarkıdır
deniz yaşmağı
nazlı marmara
dalgalanır mavisi usul usul
dalgalanır mavera mavi cami
Biz ince bel, ela göz, sütun bacak için sevmedik güzelim
Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda...
Ateşin yanında barut, barutun yanında ateş olasın diye! ..
Rakı sofralarında söylenip, acı tütün çiğnercesine sevdik
Anlayamadılar...
Devamını Oku
Gümbür gümbür bir yürek diledik kavgamızda...
Ateşin yanında barut, barutun yanında ateş olasın diye! ..
Rakı sofralarında söylenip, acı tütün çiğnercesine sevdik
Anlayamadılar...




İstanbul
Erguvan bir kuş akşamı deli hoyrat martılayın
Yelyepelek bir kelebek kanat çırpar gençliğim
Manevrası yandan çarklı bir ada vapurunun
Güvertesine tünemiş muhacir bir güvercinim
Kirli sarı ışıkları yanarken Üsküdar'ın
Yolu yarılamadan farıyan üryan yürek
Esamesi okunmuyor denize düşen karın
Ah şimdi bu sahneye çılgın bir yağmur gerek
Elveda ada moda elveda bekar odam
Elveda haspa yosma sevgililer para pul
Mıhlandı gözlerime camilerin mahyası
Elveda ilk göz ağrım gelinlik kız İstanbul
Mehmet Binboğa
Asitane
büyülü bir yaz akşamı sultan
zahmete gelip buyurdu şair
bülbüller en güzel şarkılarında
mavi camda ateş böcekleri oynaşır
aya saf ya yıldız yıldız
kalem kalem parmakları
kaç bin yıldır inci taşır avuçlarında
koynun kadar serin yere biten
zar mı canda sular çağrışır
biz an saklı kuytularda
yan yatar bir yapma tanrı
sütun sütun tevarih
yunanİstan buLgaristan
balkan balkan yamacımda
bir sirkte palyaçodur
galata kölesi gülümser
hazar fanları anarım
kenet kenet gök yüzünde
turna katarları
al iç masmavi bir ruya
uykusuz sabahlar gibi boğazım
mermere geçer hükmü
bin yıl damlayan suyun
kız kölesi oynak laci
bir şal içre salınır
kara koy dun elini
bir kırkayak gibi geçtim
yaşlı bir tren vay
istiklâlden sonra taksın
saçlarına soku diye
kan kırmızı karanfiller
bir mayısta otuz dört can
8 Ağustos 2010
İslambol
Mehmet Binboğa
gerçek ve -yeni- İstanbul şiirleri çılgın kanal açıldıktan sonra yazılacaktır diye düşünmekteyim.. diye düşünmekteyim..
yeni istanbul şiiri
-deneme-
sana çatalçanın bir tepesinden baktım ey aziz istanbul..
ayaklarım silivri limanında sulara girip çıkmaktan memnun..
ay düşmüş gündoğduların kesildiği dereye..
sen güzelce'de baş vermiş sardunya gibi güzelsin..
kumburgaz'da karpuz kestiğim sahil gibi..
bir petrol tankeri gibi geçersin gözlerimden..
bir duman gibi geçersin burnumdan.
akdenizimden karadenizime artık paralı geçersin..
n.k
o dönemi yaşamak istemezmiyiz..istanbulu şu turizm iformation başvurulu şiirlerinden kurtarmak için
Ya Muzaffer dostum inan beni bir gülme kırizi tuttu...Bu da şiir üstü bir flizof deyişi gibi geldi! İnan durum bu ve kendimi işte bu şiiri okuyunca tutamadım..ama gülmekte ve güldürmekte bir sanat deĝil mi! Düşündürerek..ciddi ciddi gülmekten bahsediyorum…Güleç yüzünüz bol ola.. sabah ola hayır ola..
Postadaki Aşk
Ey kadın
Büyük sevgisini postayla gönderen
Sesini
Rimelini
Ve kışkırtıcı kokusunu
Ey kadın
Ey kendisini tanıdığım ve tanımadığım
Durdur, durdur şu yazma işini
Gönderdiklerin hep çocukça
Yazdıkların saçma hep
Yok bunlarda bir kadın
Postayla aşk yapılmaz erkekle
Postayla ancak çocuklar baba olur
Çeviren: İlyas Altuner
Nizar Kabbani
AHANDA KABBANİ....GUCCİ YOK HABERİNİZ OLA .
Nizar Kabbani den bir şiir lütfen...
Mesela şöyle bir şiire ne derdiniz!:
Açlık Sûresi
Onlar
şehrin
tanrının
sanatın
artıkları
amin..
de ki
onurlu bir yaratıcı arıyor
kara karışan ayakları
tinerci çocukların
meydan okuyor masumiyet
taksim
ve
çağlayan
ve
kitabında adı geçmeyen
şehrimde
buz kesiği dilinden
akarken kanları
aş
iş
sesleri yokluyor
kutsal olmayan kulaklarını
neden
üşüyorum
anne! !
oysa ki
üşümek yoktu sözlüklerde
ve
sözcüklerle üşümezdi ebabil kuşları
dinimde
. /cennete açılan kapıdan geçtiler
tanrıyla sevişiyor meryem
sıcacık./
bin yıllardır
günışığını emziriyor
gecenin koynunda
o
ölü annelere
and olsun
elif
lam
mim
şiir
ekmek
ve melekler şahidimdir
anlamadığı için mutludur bebekler
kundaklanmadığı için
kelimelerin sefaleti
aforoz ediliyor açlığım/ hazreti meclisinde
damarımdan çekiliyor insanlığım
medet! !
de ki
kar yağıyor ayet ayet
cehennem düşlüyor yoksullar
ya muhammed! !
....
Şairçıkmazı sayı:2 yıl: 5 / 2009
Zeynep Güngör Kaya
Bana göre, bundan sonra İstanbul'u öven değil, yeren şiirler yazılmalı ki, nasıl o belde kirletildiğini, herkes bilmeli.
Bunca olumsuz eleştiri karşısında, şaire cevap hakkı doğmuş oldu.Umarım bişeyler yazar.Sevgiyle.
İşte konulu bir şiirin hazin sonu. istanbul ne kadar güzel demek anlatmıyor istanbulu.bu tip şiirleri yazmak yürek ister.seçeceğiniz kelimeler duyguyla harmanlanmış nüanslar taşımalı.içini doldurup brakmak yetmiyor.tarih felsefe,adebiyat hepsini yoğursanızda zor bu rüya şehrini anlatmak.yaşanan bir ömre sığmayan bu hal oluş, lebi derya ummanda gezinmeye benzer.ruhlarını öpmedikce bu derin cennetin,layıkı ile hak bir cizgi çizemessiniz, marmaranın mavi tuvaline.saygılar sevgiler.
Bu şiir ile ilgili 35 tane yorum bulunmakta