UHUD – YARALI ASLAN
Okçular terk etti tepeyi,
söz unutuldu, emanet düştü.
Uhud’un bağrına bir toz bulutu çöktü,
kıyamet gibi bir hengâme…
Herkes birbirini arıyor o anda:
“Nur nerede?”
“Rehber nerede?”
Bir fısıltı yayıldı vadiden:
“Öldü…” dediler.
Yalan!
Hakikat ölmez.
Taşlar yağdı gökten,
demir etten hızlıydı.
Bir diş kırıldı,
bir yüz yaralandı.
Güneş utandı,
gök sustu.
Kan aktı…
Ama yere düşmedi.
Bir el tuttu onu.
“Düşerse helak olurlar” dedi.
Canı yanarken bile
ümmetini düşünen bir yürek…
Bu nasıl bir şefkat, Ya Rab?
Melekler durdu gökte,
“İzin ver” diye bekledi.
Ama cevap sessizlikti.
Sessizliğin içinden bir merhamet geçti.
Talha siper oldu oklara,
eli kaldı yolda ama yüz kalmadı tozda.
Et kemiğe değdi,
beden kale oldu.
“Anam babam sana feda olsun”
diye yırtıldı sema.
Onlar pervane,
O ateşti.
Yandıkça sevdiler,
sevdikçe yandılar.
Şeytan bağırdı:
“Bitti!” diye.
Yalan!
O bitmez.
O doğrulur.
Yüzü yaralıydı
ama başı dimdik.
Uhud titredi sevgisinden.
Silindi kan,
ama iz kaldı.
Toprak şahit oldu.
Uhud bizi sever…
Biz Uhud’u severiz.
Bu yara,
bu dağda bir mühürdür.
Selam olsun sabra.
Selam olsun sadakate.
Selam olsun
yaralı aslana.
Kayıt Tarihi : 2.1.2026 22:42:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!