Sen benim akıp giden nehirlerimsin
Yüreğimde sıcak bir ağustos güneşi
Kışları çığ olup, her şeyi silip süpüren kar gibisin
Zor bu yalnızlıkta içimizi açmak sana ve yıldırımlar
ekseriyette kolay geliyor bana
Boş ver, yalanı her yerde sever bunlar
Güller kurur, dertler büyür
Sen bu diyardan gittiğinde
Ozanlar susar, sokaklar çınlar
Sen bu diyardan göçtüğünde
Toprak örtülür, yaslar tutulur
Güneş batar gece olur
Küllere bulanmış köprüler gibi
omuzlarımda geceyi tutuyorum
gecikmiş bir yağmurdan geliyorum
yüzüm yolda kalmış
çok sustum, anlaşılır gibi değil.
çok yorgunluk, çok bekleme
Gözyaşım çatışmanın ortasında bir istihkâmcının
kazdığı çukurda gömülü
Kalbim elimde koşuyorum, botlarım doksan kilo
Kafama takıldı, baba, sahiden karşılaşmayacak
mıyız bir daha?
Kutsal sularda yıkamış düşman kurşunlarını
Öksürük, kan revan geceler
Terliyorum, yastığım, yorganım sırılsıklam
Uyku yok, geceler karabasan
Anne, masum evladını öldürüyorlar
Kanser dedi, gittiğimiz doktorlar




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!