Yaban mersini dallarını çekiştiren yaramaz çocuklardık
Güzel bahçelerde.
Nar ağacı meyvelerini yere atardı
Bin parçaya bölünen ruhlarımız gibi.
Gelip giderdi gülüşlerimiz
Kırmızı bir salıncakta.
Baş dönmesi gibi geçerdi zaman...
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Bizim hiç oyuncaklarımız yoktu,
ama oyunlarımız pek çoktu...
Bende kendi çocukluğuma gittim, bahçelerden elma kopardığımız zamanlar acıkınca karnımızı aluçlarla dutlarla kaysılarla doyurmaya çalıştığımız zamanlar, evet çeşit çeşit oyuncaklarımız yoktu, bilgisayar telefon falan bilmezdik, en alası sade TRT yi çeken bir radyo... Tebrikler ışıl hanım beni bir hayli eskilere götürdünüz
Yüreğinize sağlık ..harika.....
Hatıralar... anılar... İnsana yazdırıyor işte. Yazınca da böyle güzel şiirler çıkıyor. Kutlarım sizi.
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta