-Gelmeni çok isterimde, nasıl geleceksin?
şarabın şehvetiyle sızmışken gece
yıldızlar kendinden geçmişken
şık giyimli bir bulut gibi çıkarım yola
belki bir seher vakti
belki bir akşamüstü
üstümde gri bir şehrin tozuyla
avuçlarına dökülürüm.
yanmak hünerse…
her yangının rahminden ben doğar
her dağın kraterinden lav olur fışkırırım
ateşe pike yapan ateş böceği gibi
ateşin kalbinden geçer
ateşle barutu seviştiririm
yeter ki sen -gel de
yolun
yılın ve
ölümün bir önemi kalmaz
dokuz kavmin celladı yoluma dizilse
gözünün gördüğü hiçbir şeyden korkmayan Hamza gibi
ölümün üstüne yürür
ölümü bile korkuturum
çözerim günahın kösnül düğmesini
ardımda cennetler bırakır
yayan yapıldak
cehennemine yürürüm
ayrılık sultasına teslim olup
tam umudu kesmişken gelmemden
göz pınarların kuruyup
dudakların çoraklaşmışken
muson olur yağarım lepiska saçlarına
yetmedi mi…
zemzem gibi çıkarım kızgın kumdan
Nirvana’ya ulaşmış bir Budist dinginliği de
dudaklarının Nirvana’sına erişirim
zaman denen arsız çengi
soldursa da siluetimi
soldurmam sevdamın rengini
bütün kapılar ardına dek açılsa bile
elimde bir demet kırmızı gül’le
bir senin kapına gelirim
uğramam başka bir limana
dağı dağa kavuşturana yemin olsun
yeter ki sen çağır beni
iki elim kanda olsa
kirpiğin birbirine kavuşmadan
ben kavuşurum sana…
Kayıt Tarihi : 4.1.2026 18:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!