UÇURUM
Her sabah uykulu gözlerim dalar gider yalnızlığıma
İçimde küçük bir çocuğun hıçkırıkları
Mazinin kızıl yaprakları uçuşur gökyüzümde
Ve gurbet kırar kalemimi ben ölürüm
Çürümüş gövdesinde tırtıllar yaşayan ulu çınarın
Seyrek yaprakları arasına tüner güvercinlerim
Denizi çarşaf misali silkeleyen rüzgâr ağladıkça
Kırıntılarım dökülür; ben dökülürüm
Gecenin karanlığında çiğ taneleri
Çiseledikçe alnımda soğuk damlalar belirir
Bir boşluk burgu burgu kemirir beynimi
Karşılaştığım her çehrede kendi yorgunluğumu görürüm
Bin türlü dert yüklü kambur bedenlerde
Hızlı adımlar atsam da hayatın hızına yetişemem
İki kaş arasındaki eski düşüncelerde eskidim
Ben düşünceler içinde prangalı,
İnsanlar arasında sürgünüm
Kalabalık parklarda bıçak sırtı hayallerim
Kül rengi dünyamın yitik iz düşümleridir,
Yoruldum; yıllar oldu, boşlukta salıncağım
Felek kurmuş, sallandıkça gördüğüm uçurum
Beni elden ayaktan eder,
Aklım kör, mantığım kötürüm
İstanbul- 02.03.2015
Kayıt Tarihi : 18.5.2020 23:40:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bazen uçmağa başlamak için uçurum kenarına gelmek gerekir.
Güzel şiirdi.
Tebrik ederim.
TÜM YORUMLAR (2)