yüzüme gülümseyen
bir sessizlikte hep adını duyar gibiyim
aslında bu sadece bir isim değil bir hâl
kalbe dokunan bir his
bir özlem hâlesi
bu boş duraklar neyi bekler bilmiyorum
ama hep özlemle yâd ettiğimiz birileri var
hep içimizde var olan
bilirim hiçbir zaman gelmeyecek
birini bekler durur bu duraklar
umutsuzca bakan gözlerle
uyanan sabahlar ve biten akşamlar
dağlar gibi puslu çöker üstümüze
bazen bir ıssız kayanın yüreğini dinlerim sessizce
orada gelmiş geçmiş ayakların izlerine dokunan
ama hep susan pusuda bekleyen
bir zaman durur karşımda
biliyorum
biliyorum hiçbir yerin hiçbir zamanın dikilitaşı değilim
ama her yerin her zamanın sonsuzlukta zaman yolcusuyum
bazen kırık bir aynaya bakar gibi durur kendimi seyrederim
her kırığın içimi sızlatan hücrelerimi ağlatan bir dili
ve ruhumu küstüren bir hali var
rüzgârlara sorsam
güneşe ve gökyüzüne ait değilsin derler
olsun ben zaten hep özümsedim toprağa ve suya yakınlığımı
sadece kendime açılan bir kapının anahtar deliğinden geçen
bir ışık huzmesi sandım varlığımı
oysa dünyanın pek de umurunda değildim
benim gibi niceleri geldi geçti bu yollardan
nicelerinin adını sildi bu yağmurlar bu takvimler
varlığımın yokluğuma emanetliğini
ruhumun kanatları birbirine çarptıkça öğrenecekti
derin uykulardan uyanan benliğim
biliyorum
biliyorum varlığımın pek de umurunda olmayan dünya
sonumun yokluğundan da haberi olmayacaktı zaten
doğum ve ölüm
sadece canlılar için var olan bir kavram hükmünde anladım
eyvallah! kırılmadım üzülmedim bu duruma
bilesin istedim
yalan dünya ah!
812202522:42
Ayşe UçarKayıt Tarihi : 10.12.2025 19:22:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!