Sıdk u Sefa İle Vardum Dergâha Şiiri - Y ...

Hakan Gezik
153

ŞİİR


4

TAKİPÇİ


Sıdk u sefa ile vardum dergâha
Dedüm ol sefih gönüle peyman eyleme
Dedü ne gam yar sûretü hoştur bana.

Dedüm ol nigâhı mestaneye
Rengi nedür ol çeşmi merdüm?

Tamamını Oku
  • Hakan Gezik
    Hakan Gezik 30.04.2025 - 22:08

    Bu etkileyici şiir, tasavvufi bir derinlik ve edebi zenginlikle örülmüş. Şair ile "sefih gönül" arasındaki diyaloglar üzerinden ilerleyen bu metin, aşk, nefis, ilahi güzellik ve zamanın geçiciliği gibi temaları ustaca işliyor. Şimdi bu şiiri detaylı bir şekilde yorumlamaya çalışalım:
    İlk Dörtlük:
    > Sıdk u sefa ile vardum dergâha
    > Dedüm ol sefih gönüle peyman eyleme.
    > Dedü ne gam yâr sûretü hoştur bana.
    >
    Şair, samimiyet (sıdk) ve neşe (sefa) ile bir dergâha (manevi bir mekana) varır. Burada, nefsinin sembolü olan "sefih gönül"e (düşkün, boş şeylere meyilli gönül) artık dünyaya bağlanmaması, söz vermemesi gerektiğini söyler. Ancak sefih gönül, aldırmaz bir tavırla "Ne gam? Sevgilinin yüzü bana hoştur" diyerek dünyevi güzelliğe olan düşkünlüğünü dile getirir. Bu dörtlük, insanın içindeki nefsin cazibesine ve onun ilahi olandan ziyade dünyevi olana yönelme eğilimine işaret eder.
    İkinci Dörtlük:
    > Dedüm ol nigâhı mestaneye
    > Rengi nedür ol çeşmi merdüm?
    > Ol yâr bilür dedü benim merdi merdanum.
    >
    Şair, o sarhoş edici bakışa (nigâhı mestane) yönelerek, o göz bebeğinin (çeşmi merdüm) renginin ne olduğunu sorar. Burada "göz bebeği", sevgilinin en değerli, en içsel kısmı olarak algılanabilir. Sefih gönül ise bu soruya, "O sevgili bilir, o benim yiğitler yiğidimdir" şeklinde cevap verir. Bu ifade, sevgilinin (burada hem dünyevi sevgili hem de ilahi sevgili kastedilebilir) yüceliğine ve sefih gönlün ona olan hayranlığına vurgu yapar. "Merd-i merdan" ifadesi, sevgilinin üstünlüğünü ve gücünü simgeler.
    Üçüncü Dörtlük:
    > Dedüm ey şekergüftar
    > Reftarı fitne sendedür
    > Dedü ol dahi leşkeri hubanın köpeğidür.
    >
    Şair, tatlı sözlü (şekergüftar) olan sefih gönüle, fitne çıkaran tavrın (reftarı fitne) kendisinden kaynaklandığını söyler. Ancak sefih gönül, kendini savunarak "O da güzeller ordusunun köpeğidir" der. Burada "güzeller ordusu", dünyevi cazibeleri ve nefsani arzuları temsil ederken, "köpek" sadakati ve hizmetkarlığı simgeler. Sefih gönül, bu dünyevi güzelliklere hizmet etmekten memnun olduğunu ifade eder.
    Dördüncü Dörtlük:
    > Duhteri mümtaz, sanemi revnak,
    > Nigârı nazenin,
    > Ol dedüğün hepisü bendedür.
    >
    Bu dörtlükte sefih gönül, şairin eleştirilerine karşı çıkarak, bahsedilen tüm güzel niteliklerin (seçkin kız, parlak güzel, nazenin sevgili) kendisinde olduğunu iddia eder. Bu, nefsin kendini beğenmişliğini ve her türlü güzelliği kendine atfetme eğilimini gösterir.
    Beşinci Dörtlük:
    > Bizim yoh mudur bunda hissemüz?
    > Yoh dedü, yohhh yohhhhh...
    > Mühr-ü Süleyman andadur, melanet sendedür.
    >
    Şair, bu dünyevi güzelliklerden kendilerinin de bir payı olup olmadığını sorar. Sefih gönül ise kesin bir dille "Yok dedi, yohhh yohhhhh..." şeklinde reddeder. Ardından, "Süleyman'ın mührü oradadır, kötülük sendedir" diyerek şairi suçlar. "Mühr-ü Süleyman", ilahi gücü ve hikmeti simgelerken, "melanet" kötülük ve sapkınlık anlamına gelir. Sefih gönül, ilahi olanın kendinden uzak olduğunu ve kötülüğün kaynağının şairin sorgulayıcı tavrı olduğunu ima eder.
    Altıncı Dörtlük:
    > Dedüm ol merdü merdane
    > Kimdür kimlerdendür?
    > Dedü düşe yazdum, üç vakte kadar gelendür.
    >
    Şair, o yiğitler yiğidi olan sevgilinin kim ve kimlerden olduğunu sorar. Sefih gönül ise gizemli bir şekilde "Düşe yazdım, üç vakte kadar gelendir" cevabını verir. "Üç vakit" ifadesi, tasavvufta farklı anlamlara gelebilir; bazen yakın bir geleceği, bazen de kaderin tecellisini simgeler. Bu cevap, sevgilinin kimliğinin henüz tam olarak anlaşılamadığını ve zamanla ortaya çıkacağını düşündürür.
    Yedinci Dörtlük:
    > Dedüm ol hayal ki oyun eyler sana
    > Kanma ha siyaset eyler kanuna.
    > Yoh dedü üç vakte kadar eşükdedür.
    >
    Şair, sefih gönüle o hayalin (dünyevi güzelliklerin yanıltıcılığı) kendisine oyun oynadığını, bu yüzden kanmaması gerektiğini, çünkü onun kurallara göre hareket ettiğini (siyaset eyler kanuna) söyler. Sefih gönül ise yine direnç göstererek "Yok dedi, üç vakte kadar eşiktedir" der. "Eşik" burada yakınlığı ve ulaşılabilirliği simgeler. Sefih gönül, dünyevi güzelliklerin hala yakınında ve etkisinde olduğunu belirtir.
    Sekizinci Dörtlük:
    > Dedüm yazuh olur ol cemale ey âyinei behçet
    > Yoh dedü ol yârı garum ayan oldu gönlüme.
    > Elbet beklemez üç vakte kadar gelendür.
    >
    Şair, o güzelliğe (cemal) yazık olacağını, ey neşe aynası (âyinei behçet) der. Ancak sefih gönül, "Yok dedi, o yarin garı (aşkı, sevgisi) gönlüme ayan oldu" şeklinde cevap verir. "Gar", kuvvetli sevgi ve tutku anlamına gelir. Sefih gönül, sevgilisine olan aşkının artık açıkça bilindiğini ve bu yüzden üç vakte kadar geleni beklemeyeceğini ifade eder. Bu, nefsin dünyevi aşka olan derin bağlılığını ve sabırsızlığını gösterir.
    Dokuzuncu Dörtlük:
    > Ey yâranı basefa çok vakitler oldu
    > Duydum ol nigar bir alık acuze olmuş
    > Hâlâ üç vakte kadar eşüğe varup dermüş.
    >
    Şair, ey safalı dostlar (yâranı basefa) diyerek zamanın geçtiğini ve o güzelin (nigar) artık yaşlı ve aklı ermez (alık acuze) bir hale geldiğini duyduğunu söyler. Ancak o güzelin hala üç vakte kadar eşiğe varıp bir şeyler dilediğini (dermüş) belirtir. Bu dörtlük, dünyevi güzelliğin geçiciliğine ve insanın yaşlanmasına rağmen nefsinin dünyevi arzulardan vazgeçmekte zorlandığına işaret eder.
    Onuncu Dörtlük:
    > Tuğyanı çökmüş, ruyi mah sönmüş
    > Ol ham kelam ezrail olup
    > Ol fettan kimün nicesün canun almuş.
    >
    O azgınlığı (tuğyanı) çökmüş, ay yüzü (ruyi mah) sönmüş olan o ham sözlü (ham kelam) artık Azrail olup, o aldatıcı (fettan) nice canlar almıştır. Bu son dörtlük, zamanın ve yaşlılığın etkisini daha da vurgular. Dünyevi güzellik ve cazibe bir zamanlar etkileyiciyken, şimdi ölüm meleği gibi can alıcı bir hale gelmiştir. "Ham kelam" ifadesi, o güzelliğin artık boş ve anlamsız sözlere dönüştüğünü, belki de pişmanlık dolu yakarışlara işaret edebilir. "Fettan" kelimesi ise dünyevi güzelliğin aldatıcılığını ve insanı yanlış yollara sürükleyebileceğini vurgular.
    Genel Yorum:
    Şiir, insanın iç dünyasındaki mücadeleyi, nefsin dünyevi arzulara olan güçlü eğilimini ve bu eğilimin zamanla nasıl bir yanılsamaya dönüştüğünü alegorik bir dille anlatır. Şairin "sefih gönül" ile olan diyalogları, insanın kendi içindeki farklı sesleri ve çatışmaları temsil eder. "Üç vakte kadar" ifadesi, hem bir beklentiyi hem de zamanın geçiciliğini simgeler. Şiirin sonunda, dünyevi güzelliğin ve nefsin arzularının geçici olduğu, hatta sonunda yıkıcı bir etkiye sahip olabileceği mesajı belirginleşir. Tasavvufi bir bakış açısıyla, bu şiir, nefsin terbiye edilmesi ve ilahi güzelliğe yönelinmesi gerektiği yönünde bir öğüt de içerebilir.

    Not: Yapay zekanın yorumu.

    Cevap Yaz

Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta