Üç Günlük Dünya
Gözümüzü açtık, adına "dünya" dediler, Üç günlük ömür bu, peşin peşin söylediler. Birinci gün "Hoş geldin", bir heves, bir telaş, Anlamadık nedir bu gözdeki acı yaş. Sandık ki ebedi bu bahar, bu yaz, Unuturuz sandık, ayaz vursa da biraz. Birinci gün toyluktu, umutla karılmış, Yolun sonu görünmez, sanki dağlar aşılmış.
İkinci gün başladı; çetin, uzun, yorucu, Hayat denen bu yokuş, en amansız koruyucu. Bir sevda peşinde koştuk, yandık, tutuştuk, Bazen bir ekmek için ne yollara düştük. Kâh güldük, kâh ağladık, dost kazığı yedik, "Bu da geçer" diyerek nice derdi sineye çektik. Canımızdan can gitti, toprağa verdik bir bir, Omuzumuzda kaldı taşınmaz bir yük.
Gidenler geri gelmez, acısı hiç dinmezmiş, Yürekteki o yara, sarsan da silinmezmiş. İkinci gün anladık, bu dünya bir gurbetti, En güvendiğin dallar, elimizde kırıla durdu. Saçlara aklar düştü, yüze çizgiler indi, Dün koşan bacaklar, bugün yorgun, titredi. Anladık ki ne yapsak, sonu hep aynı hüsran, İçimizde büyüyen, kocaman bir "pişman".
Tümcelerimde boğulan
Surların ihtilal geceleri
Göz kırpıyor Mezopotamya'nın ıslak güneşine
Sırtımda yüzyıldan kalma yanıklara




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta