Lâ’yı giyinmiş
Ölüm aroması kokan zamandır artık bu
Ütüsü soğuk sayfalardan metruk bir şiveyle seslenir
Yüzü ötelere dönük
An’ın sonsuzluğundan beslenir
Gam kırıntılı
Şu temmuz renkli çıplak kelimelerin ihramında
Hüznün en kestirme hecesidir her ah !
Sabahı arzulamayan gece, geceyi düşlemeyen sabah
Her biri ayrı çığlık, her biri ayrı eyvah
O an sığınaktır tüm mıhlı kelimeler
Yaşamak denen haritanın kaybolan şehrinde
Sükutun gözüyle şifayı arar derviş
Karın beyaz zehrinde
Tökezleyen gecenin mizacıdır bu
Hep boşluğa tüner soğuk yangınların izi
Hükümsüzlüğün girdabındaki kekremsi sessizlik
İfşa eder vicdanın dar ağacındaki gizi
En dobra restiyle
İsli bir tenhalık çökerken sokağın göz bebeklerine
Sabrın rengini giyinir delişmen sancılar
Ateşin hırıltısına sağırlaşır bengisu
Ruhun iç cebine dikilir kibirli acılar
Harcı alemdir
Güneşin tırnak izi saklanır çölün teninde
Solar şahdamarına saplanan bir gül
Yanakları çukurlaşan gölgenin mateminde
Nun vakti
Muktedir düşlerine küser kalem
Ertesinde kuşku serpintisi çiseler aklın bahtına
Ve zindan duvarı suretler oturur
Kangren yürüyüşlerin tahtına
...
Kayıt Tarihi : 10.6.2023 19:45:00
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
![Yıldız](/Content/img/y_0.png)
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!