trenler
son kez
geçip gidenler
ve tenekeler
sönüp yitenler.
saçlarımı közde
haşladı
yıldızlı bir çöl
yirmi dörtten bin çıkardım
buldum
o yaş atlası.
denizler getiremedim
yangınlar
soluyan parmaklarıma
ama bir gerçeklik
borçluydum
artık aklıma.
dün
boynu bükük bir
çiçek görmüştüm rüyamda.
ve
şemsiyeyle
ziyaretine gelinmiş bir
yağmur gibiydim
her anlamda.
neden
sıcak bir yaz gününde
tüm uçurtmaların ipleri
metalden yapılma.
benim
bir ağaç yaprağından
farkım ne ki
düşersem yerlere
ayıp oluyor onlara.
şuradan şuraya gidecek
bozukluk yok
ceplerimde
büyük kederler taşıyorum ama.
öznesiz
ve özensiz
ve önemsiz
bir hayatın
yaşandığına dair
deliller serpiyorum kağıtlara.
üzerine titrenmeyen
her şey
biraz
titrek bakıyor
büyüdüğünde
aynaya.
beni
çocuk olarak
hatırlayan
kim var ki
buğulu bir
pencereden başka.
yaşama
borçlusun diye
yaşa, ma.
şimdi kalbimdir
tüm heveslerimin mezarı.
bildim
kimseye gerek
kalmadı
ben hep
kendimden yedim azarı.
Kayıt Tarihi : 25.12.2025 19:46:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!