TÜRKÜ
Nasıl anımsamazsın o türküyü
Yokuşlardan inerken söylerdik
Çokçası karanlığın ardından
Özgürlük yelleri eserken ülkemde
Hani oduncular söylerdi
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




İşte bu denli yalın ve bu denli insanca yaklaştığımız için yaşama,hala türküler tutsak,hala türküler yasak ve biz hala 'Türküler Susmaz Halaylar Sürer' diye haykırmaktayız...Sonsuz kutluyorum...Saygılar size...
her türkü bir hikayedir...
O türküler ki bizi anlatırdı, gelinlik kızın elinde, genç çocuklarımızı askere yollarken yakılan kına düğünlerimizde sevincimiz, acı günlerde ağıtlarımız Türkülerimiz... Sevda ateşine su serpen, merhem olan türkülerimiz, yarenimiz, yoldaşımız karanlık gecelerde dillerdeki arkadaşımız Türkülerimiz...
Güzel şiirinizi kutluyorum İrfan Bey. Sevgilerimle...++
irfan hocam aslında tarik ve yaşam tğrkğlerde gizlidri her türkğn bir hşkayesi vardır tarihe not düşen o yüzden trkler hatırlanmalıdır kutluyorum
TÜRKÜLER CANIMIZDIR MISRALAR DİZİLMİŞ TAM PUANLA SEVGİLER ÜSTADIM
* Bir Memleket Türküsü *
Değerli dost, toplumsal yaşamın her kertesinde özgürlük insanların kanına işlemişse, özellikle her karanlık günlerin sonu özgürlük türküleriyle aydınlanıyorsa, o toplum özgürlüğünden yoksun bırakılamayan, özgürlüğe sevdalı bir toplumdur. Böyle bir toplumun duygularıyla oynamak onların en kutsal varlık nedenini sekteye uğratmak kolay olmasa gerektir. Türk ulusu tarihte bu türkünün coşkusuyla 16 devlet kurmayı başarımış, her seferinde çürümüş, kokuşmuş zihniyetleri kendi varlığından uzak yutabilme becerisini göstermiş bir ulustur. Kaleminizden yansıyan yüreğinizin sesini coşkuyla okudum. Kutluyorum. Sonsuz sevgiler, başarılar.
Ki o türküler, hep bizi anlatırdı... Buram buram ülke kokardı...
Arada bir 'ağıt' olur, güç günleri, savaşları, kıtlıkları, yoklukları, zulmü ve baskıları anlatırdı...
Ama çoğu kez birlikte yaşamanın, başarmanın ve dayanışmanın sesi olur, coşkuyla, yüreklice hep bir ağızdan okurduk, o türküleri...
Türkülerimiz biz kokar, bizi dünden bugüne, yarınlara taşır... Nasıl unuturuz?
Kişi kendini, toprağını, kültürünü nasıl unutur?
'Yokluğunu', silinip gitmesini kim ister ki?
Yine mükemmel bir konu, yine mükemmel bir şiir...
Kutlarım Öğretmenim..
hatırlamalı elbet hatırlamalı o efsane olan sevda türküsnü....sonsuz saygılarımla...tam puanla..ant..
Türkülerimiz bizi anlatan,sevdamızı anlatan dillere destan türkülerimiz. Bazen sevinç gözyaşları olur, bazen keder olur bizi vurur. Kahramanlara bir methiye olur. İrfan Bey teşekkürler. güzeldi
Ülkenin her karış toprağından bin türkü çıkmış bugüne kadar... Türküler bu toprağın., bu halkın sesi...
Kaleminize sağlık sayın İrfan Çelik...
Bu şiir ile ilgili 21 tane yorum bulunmakta