Sükût ikrârını aşmış ömür
Sonsuzluğun iksirinde çabalayan bir çağlayan gibi
Sessizlik ölümü kandırmış kalabalıklarda
Kurtulmayı bekleyen bir köle misali azat edilmiş ruhum
İçinde seni bırakmış koşmuş yavaşça derinliklerin içine
Girift bir sarmaşıkmış yaşananlar çözdükçe yenisi açılan
Bazen kalmak için gitmeli
Adını koyamadığın yalnızlıklara
Göz alabildiğince uzaklara
Yakalanmadan sessizce usul usul
Kimseye görünmeden gitmeli
Hayatın öznesini bırakıp yüklem olmaya gitmeli
Güneşi getir sereyim ayaklarına
Sonbahar dönsün yaza
Şarkı söyleyelim kırlarda
Beraber uçalım güzel yarınlara
Ben gönlüne meftun olmuş bir divaneyim
Metruk bir şehrin ortasında
Ölüler konuşuyordu durmadan
Uykusunda sayıklayan bendim
Gece gündüz sensizliği yılmadan
Şehrin bütün nigehbânları
Bir olmuş üstüme gelir
Her gün yazılmış bir destan gibi okudum seni
İçimde büyüyen karanlıklarda
Baktım gözlerinden en derine
Hep kötüydüm hep aşağılık
Ruhumun en tatminkar yerinde
Sözlerin bir ok gibi saplanmıştı içime
Ben kocaman bir yalnızlığım yalnızlığın ortasında
Duymuyorum siren seslerini, otomobil kornalarını
Şehrin puslu buğusunda her kalabalığın yalnızlığı benim
Mevsimler geçiyor, yalnızlık içimde büyüyor.
Kendi içinde mücadele eden hayatı sorguladım
Polis kayıtlarında seni aradım yalnızlıktan kurtulmak için
Önce adın kalkar masadan sessizce
Sonra resmin gözünün içine baka baka
Ardından sen kalkarsın pervasızca
Her şey başladığı yerde biter
Bittiği yerde kalır, kelimeler konuşur
Gözler sükût eder gizlice gönle
Sessizliğe Ses Vermek
Gönül horlanmış bir dost gibi
Pencerenin önünde kaybolan geceyi izler
Ayak sesleri çekilir, ışıklar söner
Ay yalnızlıkta ses verir yıldızlara
Duymaz çığlığını hiçbir şey




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!