Şiirler
Nikel paralardan ve sevdalardan
Çok daha fazla yaşlanıyorlar
Günlerce gölgesine sığındığımız
Şu koruluk kayboluyor
Sevdalı sevdalı yürüdüğümüz o patikalar yok
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Şiirler
Nikel paralardan ve sevdalardan
Çok daha fazla yaşlanıyorlar
Düşündüm bu bölümün üzerinde derin derin... Hani eskimeyen şiirler var ya... Ve o ölümsüz şiirleri yazan ölümsüz şairler... Acaba diyorum: ' Öyle şiirler yazana kadar kalemi bıraksam mı?... Birikince duygular, çığ olunca, bir gün eskimeyecek şiirler yazılabilir mi?...
Kutluyorum, okurken düşündüren, düşündükçe okutan şiirini ve öğretmenimi sevgimle...
Zamanın karakteristiği mi, yoksa insanın zamanla kendine yabancılaşıp, yenilgiyi kabul etmesi midir 'Türbülans'a' konu?
Değişim kaçınılmaz... Direnmek, eskinin de gerisine düşmek anlamındaysa, amenna... Ama bir şeylerin yolunda gitmediğini de bilmek koşuluyla...
Zaten, statükonun hazır savunucuları hep olmuştur... Kimi zaman kaos ortamı sırf bu nedenle yaratılır... Yalanla talanın kol kola gezdiği bir ülkede, bu rahatlığı sağlayan bugün değil, dündür... Öyleyse sürmelidir...
Ama o kaosun içinde 'yeni bir düzenin tohumu' gizlidir. Çoğunluğa hakim olan 'yılgınlık ve şaşkınlık', düşünen beyinler için 'yine devam edecek, değişmeyecek' kanısı taşımaz...
Unutulmamalı ki, ABD'de çıkan bir iç savaş eğer 'kaos' ise; oradan pamuk ithal edemeyen Rusya'nın Orta Asya'yı işgal edip, pamuk alanlarına sahip olma isteği 'yeni bir durumdur', değişimdir... Bu işgalden kurtulma mücadelesi, dağınık Türk devletlerinde 'birlik oluşturma' bilinci oluşturduysa, değişimin boyutları sistemli bir düşünceye dönüşmüş demektir...
Değerli dostum, 'şiir' imgesini kullanmış zamanla başkalaşmayı, başkalaşmanın getirdiği olumsuz etkileri somutlaştırmak için... Öyle ki, o zamana tanıklık eden 'nikel paralarla' sevdalar değerini yitirirken, şiirler daha hızlı bir biçimde etkileniyor, anlamını yitirip yaşlanıyor kanısında...
Çünkü şiir 'aklın işidir...' Topluma mesaj verme yeteneği taşıyanlarca yazılırlar... Bilincin, özgür düşüncenin imgesidirler. Çok kısa sürede etkisini yitirip, tedavülden kalkıyorsa, o toplumda sorun var demektir...
Haklı şair.. O zaman 'ıraklaşmak' gerekiyor 'insana değil', kışlalara hizmet etmesi düşünülen, insandan arındırılmak istenen 'parklardan...'
Kaosu yaşayan ülkem gerçeğini anlatıyor şiir... Yine çok etkili, yine düşündürücü...
Kutluyorum şiir ve sevgili dostumu...
Sevdalar var oldukça kalplerde, şiirler hep olacaktır. Yaşlandıkça, soluklaştıkça daha bir anlamlı, daha bir güzelleşeceklerdir. yaşanan bir çok değerler başkalaşıma uğrayabilir hatta yok olabilir ama şiirler geçen yıllarla yücelerek büyüyeceklerdir.
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta