Düşündüğün gibi gitmeyince hayatın gerçekte trajedi olduğunu ve yüzleşmen gerektiğini anlıyorsun.
Yükselen fikirlerin aslında süründüğünü anlayınca acını hafifletemiyorsun.
Çünkü yaşam üzerimize atılan bir iftira gibi süzülüyor baştan aşşağa.
Zamanın anlamsızlığında savrulduğumuz vakit anlıyoruz aslında var olan kahırın içine gömüldüğümüzü.
Öyleyse neden bu kalabalık neden ağır hakareti yaşamın ve neden ölüm buluyor zamanı gelince kırılgan insanoğlunu.
Yüreğinin penceresini açtı bu gece,aşk ıslık çaldı ruhuma
Yana yana küle dönmüşken hislerim tekrar alevlendi bir umutla
Hiçe sayılmış gönlümün soygunuydu bu,ince eleyip sık dokuduğu oyunlarıyla
Aslında hazinesi oydu gönlümün siyaha bürünen duygularıyla
Gezinip dururum koynunda zamanın bu bir o kadar amansız
Sürreal kaldırımlarda vurulur hislerime kelepçe
Gül kokulu ellerinde can bulan ufak bir serçe
Gönlüme çirkeflik yükleyen bulutlardan damlayıp
Acıtır duygularımda ki ıssızlığı kim bilir kaç sefer
Varoşların sessizliği,içimde yankılanan hırçın çığlıklar
Hayat çöplüğünde arıyorum seni
Sevgi dağarcığımda gizlenmişsin
Uzun bir yola çıkmış yüreğim
Tasını tarağını toplayıp,balçıklı diyardan uzaklara
Tuzaklara kapıldım gül teninin giriftlerinde




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!