yıkımları değil onurlarıyla
gittiler ve ayak izlerinde hala sızıyordu yağmur
onur biten her hikayede bir sondu
çünkü gerçek yine gerçekle taçlanırdı
hayallerinde yiğit olan şizofren
kök salmadığı toprakta ağaç olup kuruyamadan
Düşününce bir muamma
Yalnız ve kuru bir sıcak
Yüreğimde ısırgan otları
Kemirir durur iliklerimi
bir sığınağa dönüyor koskoca bir hiç!
Düşününce bir muamma
Yalnız ve kuru bir sıcak
Yüreğimde ısırgan otları
Kemirir durur iliklerimi
bir sığınağa dönüyor koskoca bir hiç!
bir fer dolanır İstanbul da
Kırık içleri gün batımlarının
bir taze hava alıp dolandırdım
giden son gemidir bu yüreğimden...
içimde açılası bir bahar
uzağa düşmüş bir histerik seher
her gün şarkı her gün türkü; çalar oynarsın
heyy gönlüm
değirmenin suyu nereden gelir
ne gönlü bol bir çapkınsın
ne de kitap kurdusun
sen, Tanrı nı sevgili kulusun
Kanayan kalbimin kırık bir hüzmesi
Son bir çırpınışla sana akan bakışlar
Ellerimi tutma, erir giderim avuçlarında
Öyle dönüp gitme bağıramam sana
Yalnızlığım
Meğer öyle sensizmiş
öğle bir yer istiyorum ki ruhumu giydirip üşütmeden
elin tutsun gözün görsün istiyorum ikilemlerine düşmeden
söz bu kadar yorulmasın istiyorum ,ayrılık bu kadar kolay gelmesin
acıdan yana çilen dolsun istiyorum yalnız benim ol fütursuzca
kaygıların özlemlerin esiri bir çocuk değilsin artık, elimi tutsana
çirkinleşmesene patavatsızca ittiklerinle
yüreğinin damladığıı yer çoraktı
ensede bir sivilcenin
düğümlendiği yerde, tüm damarlarının patlamasıyla
patladın hayata
yüzlerce binlerce çiçek açtı
dokunduğun her yerde
....Karadeniz hırçın dalgalı
Bi bedenimi sarıp çekemedin içine
Bir tokat gibi savurup girdabına sokamadın
köklerimi alıp gidemedin buradan Karadeniz
Damla damla döküp yığıntılarımı göysüme ağır geliyor taşıyamıyorum
sensizlik çökerken gün yüzüne bulut bulut yakamoz damlar üstüme
sen benim kayıplarımsın
köprübaşında bir sabah balıklara yem atar gibi
attım sevda tohumlarını
ömrümü seyrettiğim gibi
seyrettim gidişini
saçımda tel tel
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!