Gülüşün kaç sigara daha yaktıracak bana? Sesin ne kadar daha yankılanacak kulağımda? Peki ya gidişin.. Gidişin çıkacak mı aklımdan bir gün. Ne de çabuk vazgeçtin benden, Nasıl da unutabil din hemen. Sen unuttun fakat unutulmadın. Bense unutulduğu mu biliyor, ama unutamıyorum. İnan unutabildiğim gün seni yeniden, daha çok sevmeye başlayacağım. Ve ne kadar çok seversem o kadar dökülecek göz yaşım.
Tek bir fotoğrafımız kaldı, silmeye kıyamadığım. Hala aynı fotoğrafa usanmadan saatlerce baktığım günlerim doldu taştı. Gözlerim yoruldu ağlamaktan, sen yorulmadın benden uzaklaşmaktan.
İlk buluştuğumuz yeri hatırlıyor musun. Ben oraya bir daha gidemedim. Belki dedim bir gün yine beraber gideriz. Ama sen yokken gidemedim. Yolun kenarından dahi geçemedim. Dedim ya benden uzaklaşıyorsun diye, sen uzaklaştıkça ben kayboluyorum. Sanki bir boşluğa düşermiş gibi..
Ama biliyorum gün gelecek, dün olacak. Söylemediğimiz her şey için pişman olacağız. Belki ben sevdiğime, sen sevmediğine pişman olacaksın. Tükeneceğiz.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta